USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

25 Ağustos 2026 13:33

Güncelleme Tarihi:

25 Ağustos 2026 13:33

Güncelleme Tarihi:

25 Ağustos 2026 13:33

Yayın Tarihi:

25 Ağustos 2026 13:33

İstanbul'un mimari hafızası deneyim turizmiyle keşfediliyor

İstanbul'un mimari mirasını ve kültürel çeşitliliğini geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlayan Open House İstanbul, kentin farklı dönemlerine ait yapılarını, kültürel üretim alanlarını ve kamusal mekanlarını ücretsiz olarak ziyaretçilere açıyor.

İstanbul'un mimari hafızası deneyim turizmiyle keşfediliyor

Kentler, yalnızca tarihi yapılarıyla değil, bu yapıların taşıdığı hafıza ve sunduğu deneyimlerle de ziyaretçilerini etkiliyor. Son yıllarda yükselen deneyim odaklı turizm anlayışı, gezginleri klasik rotaların ötesine taşıyarak şehirlerin mimari dokusunu, kültürel çeşitliliğini ve gündelik yaşamını keşfetmeye yönlendiriyor. Bu yaklaşım, kültürel mirasın korunmasına katkı sağlarken, kent sakinleri ile ziyaretçiler arasında daha güçlü bir bağ kurulmasını da destekliyor. İstanbul gibi farklı medeniyetlerin izlerini bir arada barındıran kentler ise mimari zenginlikleriyle bu dönüşümün en dikkat çekici örnekleri arasında yer alıyor. Open House İstanbul'un gelecekteki hedefleri ve sürdürülebilir turizm kenti anlayışı üzerine sorularımızı ise Open House İstanbul kurucu ortaklarından Melda Osmanoğlu yanıtlıyor:

* Open House hareketi, şehirleri geleneksel turizm destinasyonlarından deneyim odaklı açık hava müzelerine nasıl dönüştürüyor?

Open House organizasyonuna salt bir 'turizm' veya şehri donduran bir 'açık hava müzesi' projesi olarak bakmaktan ziyade, onu kentin kapılarını aralayan kamusal bir keşif pratiği ve özgün bir mimarlık festivali olarak tanımlamak çok daha doğru olur. Geleneksel turizm anlayışı, genellikle kenti yalnızca anıtsal objeler üzerinden tüketilen bir silüet olarak ele alıyor. Bizim Open House İstanbul ile asıl hedefimiz ise kenti, içindeki yaşam ve hikayesiyle okunabilen, çok katmanlı bir deneyim alanına dönüştürmek. Bu noktada etkinliğin en değerli yanı, mimarlığı herkes için erişilebilir kılmasıdır. Sadece turistler için değil, o kentte yaşayanlar için de normalde özel izinle girilebilen sivil ve yarı kamusal mekanları tamamen ücretsiz olarak kentliye açıyoruz. Festival seçkimiz; dönem ve üslup gözetmeksizin kent hafızasına kazınmış yapıları ve çağdaş mimari üretimleri aynı çatı altında buluşturuyor. Biz şehri durağan bir müze yapmıyoruz; aksine kapalı kapılar ardındaki iç mekanlara, yeniden işlevlendirilmiş alanlara girerek mekanı yaşayan, paylaşıma açık bir diyaloğa çeviriyoruz. Bu süreç, mimarlığın demokratikleşmesine katkı sağlarken katılımcının yaşadığı çevreyle olan psikolojik sınırlarını kaldırıyor ve aidiyet duygusunu güçlendiriyor.

* İstanbul'un mimari ve kültürel mirası düşünüldüğünde, kentin Open House ağı içinde nasıl bir potansiyel taşıdığını görüyorsunuz?

İstanbul, binlerce yıllık tarihinin getirdiği çok katmanlı, devasa ve eşi benzeri olmayan bir kent. Bu derin tarihi arka plan, şehre birbirine zıt ama bir o kadar da iç içe geçmiş farklı yaşam tarzlarını ve zengin mimari tipolojileri barındıran benzersiz bir karakter kazandırıyor. Dünyadaki Open House ağı içerisinde İstanbul'u çok güçlü ve özel bir konuma taşıyan da tam olarak pek çok farklı mimari üslubu aynı anda sunabilen bu eşsiz çeşitlilik. Örneğin bu yıl festivalimizin odağında İTÜ Taşkışla Kampüsü'nün anıtsal ve akademik yapısıyla, Beyoğlu'nun çok kültürlü kent dokusu ve Büyükada'nın doğayla bütünleşen sivil mimarisi yer alıyor. Art Nouveau üslubundaki Markiz Pastanesi'nden Erken Cumhuriyet dönemi mirası Çam Palas'a kadar uzanan bu ilk seçkimiz, kentin sahip olduğu mimari hazinenin bir göstergesi oluyor. Önümüzdeki yıllarda rotamızı İstanbul'un çok daha farklı bölgelerine çeviriyor; modern mimari mirasımızı, endüstriyel dönüşüm alanlarını ve kentin keşfedilmeyi bekleyen yeni mahalle dokularını programa dahil ediyoruz. Bu sayede İstanbul, küresel ağ içinde yalnızca turistik bir destinasyon olmaktan çıkıyor; mimarlık üzerinden kent hafızasının her yıl farklı bir bölgeyle yeniden okunduğu, sürekli yaşayan bir keşif platformuna dönüşüyor.

(Open House İstanbul kurucu ortaklarından Melda Osmanoğlu)

* Open House'un önümüzdeki dönemde yeni şehirler, dijital deneyimler ve sürdürülebilir turizm alanındaki hedefleri neler?

Bizim için sürdürülebilir turizm, kentin fiziksel ve sosyal taşıma kapasitesini tüketmeyen, yerel halkın kent hakkını gözeten bir yaklaşımı ifade ediyor. İşin mimari boyutunda sürdürülebilirliğin en önemli ayağı, sürdürülebilir çevreler yaratmak ve yapıların malzeme ve mekansal inovasyonlarla korunarak geleceğe aktarılmasını sağlamak. Festivalimiz, İstanbul'un kültürel ve mimari hafızasında önemli yeri olan yapılara dikkat çekerek bu koruma bilincinin temelini oluşturuyor. İnsanlar anladıkları, içine girebildikleri ve hikayesine ortak oldukları mekanları koruyor. Biz de bu bilinci yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gelecek dönemde en temel hedefimiz, Open House'un yarattığı meraklı ve katılımcı kent-insan ilişkisini daha da derinleştirmek. Büyüyen bir kent festivali olarak ulaştığımız yapı sayısını her yıl artırırken, nitelikten ödün vermeden her bir mekanın derinlikli ve bilinçli şekilde deneyimlenmesini sağlayan süreçler kurgulamaya devam ediyoruz. Görünenle görünmeyen arasındaki sınırları kaldırarak, İstanbul'un hafızasını mimarlık üzerinden okutan bir organizasyon olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Deneyim odaklı turizm denince ilk akla gelen organizasyonlardan ve bu yaklaşımın dünyadaki en güçlü temsilcilerinden biri olan Open House hareketi, İstanbul'da hayata geçiyor. Open House İstanbul'un mimari mirası toplumla buluşturan kamusal keşif yaklaşımını, Open House İstanbul kurucu ortaklarından Dila Kabakcı şöyle anlatıyor: "Mimari mirasın erişilebilirliğini artırmayı ve kent kültürünü daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefleyen Open House İstanbul, bu yıl Türkiye'de ilk kez düzenleniyor. Uluslararası Open House hareketinin bir parçası olan festival, nitelikli mimari yapıları, kültürel üretim mekanlarını ve kentsel alanları belirli tarihlerde ücretsiz olarak ziyaretçilere açıyor. Open House İstanbul; Aleyna Alan, Begüm Bayraktar, Melda Osmanoğlu, Çiğdem Eren, Dila Kabakcı ve Nişvan Kabakcı tarafından hayata geçiriliyor. Festival, uluslararası Open House organizasyonunun temel ilkelerini İstanbul'un tarihsel, kültürel ve mekansal özellikleriyle buluşturuyor. İstanbul'un mimari çeşitliliğini ve çok katmanlı kültürel mirasını görünür kılmayı amaçlayan festival, aynı zamanda kenti dünya genelindeki Open House ağı içinde daha güçlü şekilde temsil ediyor. Festivalin ücretsiz ve kapsayıcı yapısı, kültürel mirasa erişimde fırsat eşitliğini destekliyor. Yerel halkı, yerli ve yabancı ziyaretçileri ortak bir deneyim alanında buluşturan Open House İstanbul; mimarlar, akademisyenler, araştırmacılar ve yapı kullanıcılarının katılımıyla mimari bilginin toplumla paylaşılmasını sağlayan katılımcı bir öğrenme modeli oluşturuyor. Festival bu yönüyle yalnızca bir ziyaret programı değil; mimarlık kültürünün yaygınlaşmasına yönelik kamusal bir eğitim ve farkındalık platformu olarak öne çıkıyor."

(Open House İstanbul Kurucu Ortağı Dila Kabakçı)

EN ÇOK OKUNANLAR