Yayın Tarihi:
24 Ağustos 2026 11:41Güncelleme Tarihi:
24 Ağustos 2026 11:42Güncelleme Tarihi:
24 Ağustos 2026 11:42Yayın Tarihi:
24 Ağustos 2026 11:41
Seyahat kültüründeki küresel değişim, şehirleri turlanan birer açık hava müzesi olmaktan çıkarıp interaktif keşif alanları haline getiriyor. Artık gezginler sadece tarihi yapıları fotoğraflamakla yetinmiyor; o mekanların hikayesine ortak olmak ve yerel kimlikle bağ kurmak istiyor. Ücretsiz mimari rota keşiflerinden gastronomi atölyelerine, doğa turlarından kişiselleştirilmiş hizmetlere kadar uzanan bu vizyon, turizm hareketliliğini sezonsal olmaktan çıkarıp tüm yıla yayıyor. Gezginlerin bir şehre yalnızca bakıp geçtiği, anıtları birer silüet olarak tüketip yoluna devam ettiği zamanlar geride kalıyor. Ruhunu arayan yeni nesil seyahat kültürü; kalabalıklardan uzaklaşmayı, gittiği yerle kalpten bir bağ kurmayı ve o kentin yaşayan hikayesine ortak olmayı fısıldıyor.
Sektörün liderlerinden mimarlık öncülerine kadar herkes aynı hakikatte buluşuyor: Turizmin gerçek değeri artık ağırlanan insan sayısıyla değil, o insanların kalbinde ve hafızasında bırakılan izin derinliğiyle ölçülüyor. Gizemli kapıların ardındaki mimari hafızayı ücretsiz olarak kentliye açan kamusal keşiflerden Anadolu'nun toprak kokan mutfak mirasına; Ege'nin zeytin bağlarından Karadeniz'in sisli yaylalarına kadar uzanan bu yolculuk, sadece bir seyahat değil bir zihinsel dönüşüm vadediyor. Yapay zekanın insan dokunuşuyla harmanlandığı, kültürün yaşayarak hissedildiği bu yeni yaklaşım; Türkiye'yi gezilecek bir destinasyon olmanın ötesine taşıyıp, her mevsim yeniden keşfedilmeyi bekleyen çok katmanlı bir 'deneyim ülkesi' konumuna yükseltiyor.
TÜRKİYE OTELCİLER FEDERASYONU (TÜROFED) YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERKAN YAĞCI: DAHA AZ HACİM, DAHA FAZLA DEĞER
Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı, turizm sektöründe geleceğin rekabetinin yalnızca turist sayısı üzerinden değil, turist başına gelir ve oluşturulan katma değer üzerinden şekilleneceğini belirtiyor. Küresel turizm ekonomisinde deneyim odaklı yaklaşımın artık geçici bir eğilim değil, önemli bir paradigma değişimi olduğunu vurgulayan Yağcı, gezginlerin standart paketler yerine özgün, yerel ve derinlikli deneyimlere yöneldiğini ifade ediyor. Türkiye'nin uzun yıllar hacim odaklı büyüme modeliyle önemli başarılar elde ettiğini aktaran Yağcı, günümüzde asıl hedefin daha yüksek değer yaratan bir turizm modeli oluşturmak olduğunu söylüyor. Yağcı'ya göre deneyim odaklı turizm, turist başına geliri artırmanın yanı sıra sezon etkisini azaltacak, turizmi 12 aya yayacak ve destinasyonlara daha güçlü bir bağlılık oluşturacak. "Misafir fiyata değil, aldığı duyguya ve yaşadığı deneyime odaklandığında gerçek katma değer ortaya çıkıyor" değerlendirmesinde bulunan Yağcı, deneyim ekonomisinin turizm sektöründe yeni büyüme alanları oluşturacağını vurguluyor.
KÜLTÜREL MİRAS, PREMIUM DENEYİM ÜRÜNLERİNE DÖNÜŞTÜRÜLMELİ
Türkiye'nin kültürel ve yerel yaşam değerlerinin güçlü bir turizm potansiyeli sunduğunu belirten Yağcı, küresel rekabette artık yalnızca kaynaklara sahip olmanın değil, bu kaynakları özgün ve nitelikli ürünlere dönüştürmenin önem taşıdığını ifade ediyor. Günümüz gezginlerinin yerel yaşamı deneyimlemek, destinasyonla bağ kurmak ve kendilerine özel hikayeler biriktirmek istediğini aktaran Yağcı, Türkiye'nin 'gözlem turizmi' anlayışından 'katılım turizmi' modeline geçmesi gerektiğini söylüyor. Kültürel değerlerin hikayeleştirilerek daha güçlü deneyim ürünlerine dönüştürülebileceğini belirten Yağcı, gastronomiden zanaata, tarihi mirastan yerel yaşama kadar birçok alanın yeni nesil turizm ürünleri için önemli fırsatlar sunduğunu kaydediyor.

(TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı)
HİPER KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ HİZMETLER
Yağcı, 2030 turizm vizyonuyla ilgili ise şunları söylüyor: "2030 ufku teknolojinin, demografinin ve iklim krizinin kesişim kümesinde radikal bir kabuk değişimidir. Bu dönüşümde ilk kırılma, büyük veri ve üretken yapay zeka entegrasyonuyla şekillenen hiper-kişiselleştirme' olacak. Geleneksel Türk misafirperverliğini bu duygusal zekaya sahip teknolojik altyapıyla hibritleşmek zorundayız. İkinci büyük dinamik, sürdürülebilirliğin ötesine geçen, destinasyonu sadece koruyan değil 'iyileştiren' rejeneratif turizm anlayışı ve net-sıfır zorunluluğu olmalı. Yeni nesil bilinçli gezgin, sıfır atık politikasını radikal uygulayan markaları seçecek. Küresel turizm harcamalarının batıdan doğuya kaymasıyla Hindistan, Güneydoğu Asya ve Doğu Avrupa gibi kaynak pazarlarda eksen kayması yaşanacak. Özetle; 2030 hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye'yi küresel ligin zirvesine taşırken, başarımızın asıl belirleyici olan kısmı sadece ağırladığımız turist sayısı değil; teknolojik entegrasyonunu tamamlamış, yeşil dönüşümü operasyonel standardı haline getirmiş bir endüstri modeli olacak."
TATİLSEPETİ GENEL MÜDÜRÜ SEDAT KILIÇ: YENİ NESİL TURİST ARTIK DESTİNASYONDAN ÇOK YAŞAYACAĞI DENEYİMİ SATIN ALIYOR
Turizm sektöründe tüketici beklentileri değişirken, seyahat alışkanlıkları da klasik tatil anlayışının ötesine geçiyor. Yeni nesil turistler artık yalnızca bir destinasyonu ziyaret etmek yerine, o bölgede yaşayacağı deneyime, yerel kültüre, doğayla kuracağı bağa ve seyahatinin kendisine kattığı değere odaklanıyor. Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç, turizmde yaşanan dönüşümün merkezinde sürdürülebilirlik, kişiselleştirilmiş deneyimler ve tematik seyahat anlayışının bulunduğunu belirterek, yeni nesil turistin daha bilinçli ve anlam odaklı seyahat tercihleri yaptığını ifade ediyor. Kılıç, "Yeni nesil turist artık seyahat ederken, yolculuk yaparken gezdiği, gördüğü, kaldığı yeri, gittiği yolu daha çok sorguluyor; çevreye nasıl bir iz bıraktığını hesaplıyor" değerlendirmesinde bulunuyor.
TEMATİK TURLAR ÖNE ÇIKIYOR
Yeni nesil turistlerin doğaya duyarlı, sürdürülebilir tesislere ve sakin tatil deneyimlerine ilgisinin arttığını belirten Kılıç, gastronomi, macera, longevity, arkeoloji ve tarih gibi temalara yönelik seyahatlerin yükselişte olduğunu söylüyor. Tatilsepeti rezervasyon verilerinde de bu değişimi gözlemlediklerini aktaran Kılıç, özellikle kısa süreli programlarda farklı deneyimleri bir araya getiren turların yoğun ilgi gördüğünü kaydediyor. Yurt içinde Çeşme, Alaçatı programları ile Ege ve Akdeniz turlarının; kısa sürede farklı destinasyonları keşfetmek ve deniz tatilini bir arada yaşamak isteyen misafirler tarafından tercih edildiğini belirten Kılıç, yurt dışında ise Halkidiki, Thassos ve İyonya gibi otobüslü turların öne çıktığını ifade ediyor.

(Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç)
KÜLTÜR VE DOĞA TURLARINA İLGİ ARTIYOR
Kültür turlarının kısa tatil dönemlerinde misafirlere önemli fırsatlar sunduğunu dile getiren Kılıç, bu turların hem ekonomik hem de zaman açısından esnek yapısıyla yerel kültürleri keşfetmek isteyen gezginlerin ilgisini çektiğini söylüyor. Kılıç turlarla ilgili şu detayları veriyor: "Kısa tatiller en çok kültür turlarını değerlendirmek için fırsat veriyor. Hem ekonomik hem de zaman esnekliği olan bu turlar yerel kültürleri keşfetmek ve ülkemizin zenginliklerini derinlemesine tanımak için bir fırsat." Deneyim turizmi kapsamında en hızlı gelişen alanlardan birinin cruise tatilleri olduğunu belirten Kılıç, Türkiye limanlarından gerçekleştirilen gemi seferlerinin artmasının ve ulaşım kolaylıklarının bu alandaki talebi güçlendirdiğini ifade ediyor. Wellness turizminin de yükselen deneyim başlıklarından biri olduğunu belirten Kılıç, detox retreat, medikal SPA ve longevity seyahatlerinin daha geniş kitlelere ulaştığını aktarıyor. Önceki yıllarda daha çok yüksek gelir grubuna hitap eden wellness deneyimlerinin, artan taleple birlikte farklı bütçelere uygun seçeneklerle yaygınlaştığını söyleyen Kılıç, bu alandaki hedef kitlenin genişlediğini vurguluyor.
TATİLBUDUR SATIŞ VE OPERASYONDAN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI MUSTAFA KEMAL ÇUBUK: TÜRKİYE, DENEYİM ÜLKESİ OLARAK KONUMLANMALI
Turizm sektöründe tüketici beklentileri değişirken, seyahat anlayışı da klasik destinasyon tercihinin ötesine geçiyor. Yeni nesil turistler artık yalnızca bir noktayı ziyaret etmek değil; o bölgede yaşayacağı deneyimi, yerel kültürle kuracağı bağı ve seyahatinden elde edeceği kişisel kazanımı önceliklendiriyor. TatilBudur Satış ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Çubuk, yeni nesil turistin seyahat kararlarında deneyim odaklı yaklaşımın belirleyici hale geldiğini belirterek, tüketicilerin artık yalnızca 'Nereye gideceğim?' sorusuna değil, 'Orada nasıl hissedeceğim ve nasıl bir hikayeyle döneceğim?' sorusuna da yanıt aradığını ifade ediyor.
TATİL TERCİHLERİNDE DENEYİM ODAKLI YAKLAŞIM GÜÇLENİYOR
TatilBudur olarak rezervasyon ve arama davranışlarında bu dönüşümü net biçimde gözlemlediklerini aktaran Çubuk, kullanıcıların artık yalnızca bölge veya otel araştırmak yerine gastronomi, kültür, doğa, eğlence, çocuk dostu aktiviteler, spor ve iyi yaşam gibi temalar üzerinden seçeneklerini değerlendirdiğini söylüyor. Konaklama tesisinin fiziksel özelliklerinin yanı sıra çevrede sunulan deneyimlerin, yerel aktivitelere erişimin ve tatilin kişisel katkısının daha fazla önem kazandığını belirten Çubuk, farklı durakları bir araya getiren rotalara, bölgenin karakterini yansıtan konaklama alternatiflerine ve doğayla temas kurulan tatillere yönelik ilginin arttığını ifade ediyor.

(TatilBudur Satış ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Çubuk)
GASTRONOMİ VE DOĞA DENEYİMLERİ
Özellikle genç kuşakların ziyaret ettikleri destinasyonlarda yalnızca gözlemci olmak istemediğini belirten Çubuk, yerel yaşamın bir parçası olma, bölgenin mutfağını, üretim biçimlerini ve geleneklerini yakından tanıma isteğinin hızlandığını aktarıyor. TatilBudur verilerine göre deneyim alanları içerisinde gastronominin öne çıkan başlıklardan biri olduğunu söyleyen Çubuk, yerel restoranlar, sokak lezzetleri, bağ ve zeytinlik rotaları, üretici ziyaretleri, pazar deneyimleri ve yemek atölyelerinin destinasyon seçimlerinde daha belirleyici hale geldiğini kaydediyor. Gastronominin yalnızca yeme-içme faaliyeti olarak değil, bir bölgenin kültürünü, tarihini ve toplumsal hafızasını keşfetmenin önemli yollarından biri olarak değerlendirildiğini ifade eden Çubuk, doğa ve aktif yaşam odaklı seyahatlerin de yükselişte olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin deniz, tarih, gastronomi, doğa, sağlık ve yerel yaşam deneyimlerini aynı seyahat içerisinde sunabilecek çok güçlü bir turizm potansiyeline sahip olduğunu belirten Çubuk, uluslararası tanıtımda yalnızca şehirlerin değil, farklı deneyimleri bir araya getiren tematik rotaların öne çıkarılması gerektiğini vurguluyor. Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır ve Hatay hattının gastronomi, arkeoloji, inanç, zanaat ve yerel yaşamı birleştiren güçlü bir Mezopotamya deneyimi olarak konumlandırılabileceğini belirten Çubuk, bu bölgenin uluslararası deneyim turizminde önemli bir ürün haline gelebileceğini ifade ediyor. Kapadokya'nın da yalnızca balon deneyimiyle değil; yürüyüş rotaları, mağara konaklamaları, bağcılık, gastronomi, el sanatları ve iyi yaşam programlarıyla daha bütüncül ele alınması gerektiğini belirten Çubuk, İstanbul'un ise tarihi mirasının yanı sıra çağdaş sanat, gastronomi, alışveriş, etkinlik ve mahalle kültürüyle farklı deneyim seçenekleri sunduğunu aktarıyor. Ege Bölgesi'nde İzmir, Urla, Aydın ve Muğla hattının gastronomi, bağ ve zeytin rotaları, antik kentler, bisiklet, yürüyüş ve mavi yolculuk deneyimleriyle öne çıkarılabileceğini ifade eden Çubuk, Karadeniz'de Trabzon, Rize ve Artvin'in de yayla kültürü, yerel mutfak ve doğa sporlarıyla güçlü bir deneyim ürünü oluşturabileceğini söylüyor.
TURİZİM REHBERLERİ ODALARI BİRLİĞİ (TUREB) YÖNETİM KURULU BAŞKANI ABDULKADİR TANRIDAĞLI: TURİST ARTIK GÖRMEK DEĞİL YAŞAMAK İSTİYOR
Deneyim turizmi, kültürel mirasın korunması ve Türkiye'nin turizmde marka değerinin yükseltilmesi açısından stratejik bir fırsat sunuyor. Turizm sektöründe beklentilerin değişmesiyle birlikte deneyim odaklı seyahat anlayışı küresel ölçekte giderek önem kazanıyor. Günümüz turistleri artık yalnızca tarihi, doğal güzellikleri veya destinasyonları görmekle yetinmiyor; ziyaret ettiği bölgenin kültürünü deneyimlemek, yerel yaşamın bir parçası olmak ve unutulmaz anılar biriktirmek istiyor. Turist Rehberleri Odaları Birliği (TUREB) Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Tanrıdağlı, Türkiye'nin sahip olduğu kültürel miras ve yaşayan geleneklerle deneyim turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, bu değerlerin daha güçlü turizm ürünlerine dönüştürülmesi gerektiğini ifade ediyor. Tanrıdağlı, "Günümüz turisti artık yalnızca tarihi, deniz, güneş, kum gibi doğal güzellikleri görmek değil; yerel kültürü yaşamak, geleneklere katılmak ve ziyaret ettiği ülkeyle duygusal bağ kurmak istiyor" yorumunda bulunuyor.
TÜRKİYE'NİN KÜLTÜREL MİRASI DENEYİM TURİZMİNİN TEMEL GÜCÜ
Türkiye'nin Anadolu coğrafyasında binlerce yıllık medeniyet birikimi, zengin kültürel mirası ve yaşayan gelenekleriyle deneyim turizmi için dünyanın en avantajlı ülkelerinden biri olduğunu vurgulayan Tanrıdağlı, bu potansiyelin önemli bir bölümünün henüz yeterince turizm ürününe dönüştürülemediğine dikkat çekiyor. Tanrıdağlı, "Türkiye; Yörük kültürü, İpek Yolu ve tarihi kervansaraylar, Osmanlı hamam ritüeli, tasavvuf kültürü, Sema, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre'nin evrensel insan sevgisini temel alan kültür rotaları ile öne çıkmalı" ifadelerini kullanıyor. Üzüm bağları ve bağ bozumu etkinlikleri, kırsal yaşam deneyimleri, geleneksel peynir üretimi, ebru, çini, çömlek ve kilim dokuma gibi el sanatları ile Türk kahvesi, çay kültürü ve Anadolu misafirperverliğinin deneyim turizminin önemli unsurları arasında yer alabileceğini belirten Tanrıdağlı, bu değerlerin ziyaretçilerin aktif katılım sağlayacağı deneyimler olarak kurgulanması gerektiğini söylüyor.

(TUREB Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Tanrıdağlı)
DENEYİM TURİZMİ YEREL EKONOMİLERİ DE GÜÇLENDİRECEK
Deneyim turizminin yalnızca turizm gelirlerini artıran bir model olmadığını belirten Tanrıdağlı, bu yaklaşımın aynı zamanda kültürel mirasın korunmasına, yerel ekonomilerin güçlenmesine, turizmin çeşitlendirilerek köy ve kasabaları kapsamasına ve Türkiye'nin uluslararası marka değerinin yükselmesine katkı sağlayacağını ifade ediyor. Türkiye'nin sahip olduğu kültürel zenginliği doğru planlama ve etkili tanıtımla deneyime dönüştürebilmesi halinde küresel ölçekte deneyim turizminin önde gelen destinasyonlarından biri olabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Tanrıdağlı, geleceğin turizm anlayışında özgün ve katılımcı deneyimlerin belirleyici olacağını kaydediyor.
