USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

24 Ekim 2026 09:02

Güncelleme Tarihi:

24 Ekim 2026 09:02

Güncelleme Tarihi:

24 Ekim 2026 09:02

Yayın Tarihi:

24 Ekim 2026 09:02

Döngüsel sanayide iklim liderliği

Çevresel performansını yalnızca ham madde ile sınırlamayan Kastamonu Entegre; elektrik tüketiminde yenilenebilir kaynak payını 2028 itibarıyla yüzde 76'ya çıkarma hedefi doğrultusunda biyokütle, güneş ve rüzgar yatırımlarına hız veriyor.

Döngüsel sanayide iklim liderliği

Küresel iklim krizinin yarattığı çevresel ve ekonomik tahribat, iş dünyasını tarihin en kapsamlı zihniyet ve operasyon değişimine zorluyor. Yıllardır süregelen soyut taahhütler ve temenni niteliğindeki iklim beyannameleri dönemi artık yerini ölçülebilir sonuçların, somut yatırımların ve şeffaf etki analizlerinin öne çıktığı 'uygulama çağı'na bırakıyor. İşte tam bu kritik dönüşüm kavşağında, Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan BM İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı (COP31), iklim diplomasisi ile reel sektörün üretim, finansman ve rekabet gerçeklerini aynı kulvarda buluşturacak tarihi bir fırsat sunuyor. Antalya'da şekillenecek bu küresel vizyon; sanayide karbonsuzlaşmanın, kaynak verimliliğinin, döngüsel ekonomi modellerinin ve izlenebilir tedarik zincirlerinin yeni standartlarını belirlemeye hazırlanıyor.

Ahşap bazlı panel sektörünün küresel oyuncularından Kastamonu Entegre, ham maddeden nihai ürüne, enerji yönetiminden atık değerlendirmeye kadar değer zincirinin tamamını kapsayan bütüncül dönüşüm modeliyle bu yaklaşımın en somut örneklerinden birini sergiliyor. Sürdürülebilir orman yönetimini sadece bir ham madde güvencesi değil, stratejik bir varlık olarak ele alan şirket; İtalya'daki tesisinde elde ettiği yüzde 100 geri dönüştürülmüş ahşap kullanım tecrübesini Türkiye'ye taşıyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye operasyonlarında geri dönüştürülmüş ahşap atıklarının payını yüzde 50'nin üzerine çıkarmayı ve yılda iki milyon ton atığı ekonomiye kazandırmayı hedefleyen şirket; kaynakların verimli kullanımıyla hem maliyet avantajı hem de tedarik güvenliği sağlıyor.

Platin dergisi olarak, COP31'e giden yolda sanayide adil ve döngüsel dönüşümün imkanlarını, yeşil finansmana erişimi, tedarik zincirindeki izlenebilirlik hamlelerini ve yeni dönemin ekonomik parametrelerini Kastamonu Entegre Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Halim Sırçancı ile detaylıca konuştuk.

COP31'in 'eylem ve uygulama' odağını da düşündüğümüzde bugün sürdürülebilirlik yatırımlarınızın ekonomik, çevresel ve sosyal etkisini hangi göstergelerle ölçüyor, bu etkiyi nasıl somut bir iş değerine dönüştürüyorsunuz?

Sürdürülebilirliği, ayrı bir çalışma alanı değil büyüme modelimizi ve yatırım kararlarımızı şekillendiren temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Enerji ve su tüketimi, yenilenebilir enerji kullanımı, ham madde verimliliği, geri dönüştürülmüş malzeme oranı, atıkların yeniden değerlendirilmesi ve sorumlu tedarik gibi çevresel göstergelerin yanında; iş sağlığı ve güvenliği, çalışan gelişimi, yerel tedarik ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde yarattığımız katkıyı da takip ediyoruz. Türkiye'deki üretim tesislerimizde atık suyu geri kazanarak fabrikalarımızın yıllık su ihtiyacının yaklaşık yüzde 9'unu karşılıyoruz. Kastamonu tesisimizde bantlı kurutucu sistemlerinde suyla yıkama yerine hava ile temizlik yöntemini uygulayarak günde yaklaşık 200 ton su tasarrufu sağlıyoruz.

Kaynak verimliliği üretim maliyetlerini azaltıyor, alternatif ham madde kaynakları tedarik güvenliğini güçlendiriyor, yenilenebilir enerji yatırımları enerji maliyetlerindeki dalgalanmalara karşı dayanıklılık sağlıyor. İzlenebilir ve sorumlu üretim yapımız da özellikle ihracat pazarlarında müşterilerimizin değişen beklentilerine yanıt vermemizi kolaylaştırıyor. Dolayısıyla sürdürülebilirliği çevresel etkilerimizi azaltmasının yanı sıra, şirketimizin uzun vadeli rekabet gücünü geliştiren bir iş modeli olarak da ele alıyoruz.

Kastamonu Entegre için sürdürülebilir orman yönetimi, hammadde güvenliğinin ötesinde stratejik bir konu. Döngüsel ekonomi perspektifinden baktığınızda, orman kaynağının korunmasından üretimde yan ürünlerin ve atıkların değerlendirilmesine kadar değer zincirinin tamamında nasıl bir dönüşüm gerçekleştiriyorsunuz?

Sürdürülebilirlik yaklaşımımız sorumlu ve izlenebilir kaynaklardan ham madde tedarik edilmesiyle başlıyor; ahşabın üretimde en verimli biçimde kullanılması ve mümkün olduğu kadar uzun süre ekonomik döngüde tutulmasıyla devam ediyor.

Döngüsel üretim konusunda önemli bir uluslararası deneyime sahibiz. İtalya'daki tesisimizde üretimimizi yüzde 100 geri dönüştürülmüş ahşap ham madde kullanarak gerçekleştiriyoruz. Burada edindiğimiz deneyimi Türkiye'deki operasyonlarımıza da taşıyoruz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'de sanayinin yan ürünü olan atıkların ve kullanım sonrası ortaya çıkan tüm geri dönüştürülmüş ahşap atıkların toplam ham madde kullanımımızdaki payını yüzde 50'nin üzerine çıkarmayı ve iki milyon ton atığı üretime kazandırmayı hedefliyoruz.

Bu dönüşüm yalnızca fabrikalarımızdaki teknoloji yatırımlarından ibaret değil. Yerel yönetimlerden atık yönetimi şirketlerine, mobilya üreticilerinden lojistik hizmet sağlayıcılarına kadar değer zincirinin bütün paydaşlarıyla birlikte hareket edilmesi büyük önem taşıyor.

Şirketin yenilenebilir enerji yatırımlarıyla elektrik tüketimindeki yenilenebilir kaynak payını 2028 itibarıyla yüzde 76'ya çıkarma hedefi bulunuyor. Bu dönüşümün maliyet, verimlilik ve ihracat rekabetine etkisini nasıl öngörüyorsunuz?

Elektrik tüketimimizde yenilenebilir kaynakların payını 2028 itibarıyla yüzde 76'ya çıkarmayı hedefliyoruz. Bu dönüşümü yalnızca yeni enerji üretim kapasitesi kurmakla sınırlı tutmuyoruz. Fabrikalarımızda enerji tüketimini daha ayrıntılı biçimde ölçmeye, kayıpları azaltmaya, süreçleri optimize etmeye ve birim üretim başına enerji kullanımını düşürmeye yönelik çalışmalar da yürütüyoruz.

Yenilenebilir enerji yatırımlarını, uzun vadeli enerji yönetimimizi ve rekabet gücümüzü destekleyen stratejik adımlar olarak değerlendiriyoruz. Biyokütle, güneş ve rüzgâr gibi farklı kaynakları bir arada değerlendirerek enerji yönetiminde daha esnek ve güçlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım, operasyonel verimliliğimizi desteklerken karbon yoğunluğumuzu azaltıyor ve küresel pazarlardaki rekabet gücümüze katkı sağlıyor.

İhracat pazarlarında ise ürünün teknik özellikleri ve fiyatı kadar, hangi kaynaklarla ve ne kadar emisyonla üretildiği de giderek daha fazla önem kazanıyor. Özellikle Avrupa'da karbon ayak izi, çevresel belgeler ve tedarik zincirinin izlenebilirliği önemli satın alma kriterlerine dönüşüyor. Dolayısıyla yeşil enerji yatırımlarını yalnızca bugünün maliyetlerini yöneten değil, gelecekte pazara erişimimizi ve ihracat gücümüzü koruyan bir yatırım olarak görüyoruz.

Kastamonu Entegre, altı projesi için gönüllü karbon kredilendirme süreçlerini başlatmış durumda. Karbonun giderek ekonomik bir varlık ve yatırım kararlarının önemli bir parametresi haline geldiği yeni dönemde, karbon azaltım projelerinin şirketlerin finansman, yatırım ve rekabet stratejilerindeki rolünü nasıl görüyorsunuz?

Gönüllü karbon kredilendirme çalışmalarımızla projelerimizin yarattığı azaltımın uluslararası kabul gören yöntemlerle ölçülmesini ve şeffaf biçimde ortaya konulmasını amaçlıyoruz. Burada önemli bir ayrım var. Karbon kredilendirmesi, şirketlerin kendi emisyonlarını azaltma sorumluluğunun yerine geçmemeli. Önceliğimiz; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, döngüsel ham madde, süreç iyileştirmeleri ve teknolojik yatırımlar yoluyla emisyonları doğrudan kaynağında azaltmak. Karbon kredilerini ise doğrulanabilir azaltımların ekonomik değer kazanmasına ve yeni iklim yatırımlarının desteklenmesine katkı sağlayabilecek tamamlayıcı bir araç olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde yatırım fizibilitelerinin yalnızca verimlilik ve finansal geri dönüş üzerinden değerlendirilmeyeceğini; projelerin sağlayacağı emisyon azaltımının, karbon maliyetlerini yönetme kapasitesinin ve finansmana erişime katkısının da karar süreçlerinde belirleyici olacağını öngörüyoruz. Bu gelişme tedarik zincirlerini de doğrudan etkileyecek

Kastamonu Entegre; etki yaratma kapasitesini büyütmek için önümüzdeki dönemde nasıl bir iş birliği ekosistemi kuracak?

İklim hedeflerinin somut sonuçlara dönüşebilmesi için finansmanı, teknolojisi, uygulama modeli ve ölçülebilir çıktıları tanımlanmış projelere ihtiyaç var. İş birliklerini dönüşümün temel koşullarından biri olarak görüyoruz. Üniversite-sanayi iş birliğini kurumsal bir yapıyla sistemimizin merkezine taşıyan Kastamonu Entegre Bilim Kurulumuz aracılığıyla akademik birikimi üretim süreçlerimiz, Ar-Ge çalışmalarımız ve teknoloji yol haritamızla buluşturuyoruz.

CoffeeBoard, PureBoard ve HempBoard bu yaklaşımın farklı yönlerini ortaya koyan örnekler. CoffeeBoard projemizle kahve posasını ahşaba alternatif bir üretim girdisine dönüştürüyoruz. PureBoard ile yüzde 100 biyo-bazlı tutkal teknolojisini ahşap bazlı panel üretimine taşıyor; formaldehit içermeyen, düşük emisyonlu ve geri dönüştürülebilir bir çözüm sunuyoruz. HempBoard kapsamında ise kenevir gibi alternatif ve yenilenebilir kaynakların panel üretiminde kullanılmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz.

Finans kuruluşlarının ölçeklenebilir dönüşüm projelerine uzun vadeli kaynak sağlaması, teknoloji şirketlerinin verimlilik çözümleri geliştirmesi, akademinin bilimsel açıdan sürece katkıda bulunması gerekiyor. Kamu kurumları ve yerel yönetimler ise özellikle atıkların dönüştürülmesi için gerekli altyapının oluşturulmasında kritik bir role sahip.

Kastamonu Entegre açısından COP31 sonrasında ortaya çıkmasını beklediğiniz yeni sanayi modeli nasıl olacak? Şirketinizin 2030 vizyonunda 'daha az karbon' hedefinin ötesinde nasıl bir ekonomik, çevresel ve toplumsal etki bırakmayı hedefliyorsunuz?

COP31'in Türkiye'de gerçekleştirilmesini, iklim gündeminin sanayinin üretim, yatırım, finansman ve rekabet gerçekleriyle buluşması açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. COP31 sonrasında öne çıkacak sanayi modelinin düşük karbonlu olmanın yanında daha verimli, döngüsel, dayanıklı ve izlenebilir bir yapıya sahip olacağını düşünüyoruz. Kastamonu Entegre olarak 2030 vizyonumuzda yalnızca daha az karbon salan değil; kaynakları daha verimli kullanan, ikincil ve alternatif ham maddeleri üretime kazandıran, çevresel performansı yüksek ürünler geliştiren ve tedarik zincirinin dönüşümüne öncülük eden bir yapı hedefliyoruz. Bu dönüşümün toplumsal karşılığını da önemsiyoruz. Yeni geri dönüşüm ve toplama ağlarının yerel ekonomik faaliyet ve istihdam yaratması, tedarikçilerimizin teknik kapasitesinin gelişmesi ve çalışanlarımızın geleceğin yetkinliklerini kazanması gerekiyor.

EN ÇOK OKUNANLAR