Güncelleme Tarihi:
14 Nisan 2026 22:21Yayın Tarihi:
14 Nisan 2026 22:05Yayın Tarihi:
14 Nisan 2026 22:05Güncelleme Tarihi:
14 Nisan 2026 22:21
Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu, balistik füzelerin yeni nesil savaşlardaki etkisini ve Türkiye'nin bu alandaki çalışmalarını AA'da analiz etti. Kasapoğlu'na göre, Türkiye'nin attığı bu adımlar sadece bir teknoloji yarışı değil, aynı zamanda bölgedeki askeri ve siyasi denklemi değiştiren bir 'caydırıcılık mimarisi' inşa süreci...
ROKETSAN'ın son dönemde kamuoyuna açık şekilde sergilediği sistemler arasında, bilinen envantere ek olarak devasa boyutlara sahip bir lançerin bulunmasına dikkat çeken Kasapoğlu, "Savunma sanayisine yoğun ilgi duyan Türk kamuoyunda, söz konusu füzenin uzun süredir beklenen TAYFUN BLOK-4, hatta CENK olup olmadığına ilişkin tartışmalar da beraberinde geldi.
Eğer CENK değerlendirmesi doğruysa, menzilin tam olarak ne olduğu konusunda spekülatif tartışmalara girmeksizin bu füzenin Türk balistik füze modernizasyonunda bir kilometre taşı olacağını belirtmek gerekir. Zira bahse konu sistem, Türkiye'yi kısa menzilli balistik füzeler kategorisinden orta menzilli (1000-3 bin kilometre arası) balistik füze kulübüne taşıyabilir" yorumunda bulunuyor.
BALİSTİK FÜZELER NEDEN ÖNEMLİ?
Analizinde balistik füzelerin sadece birer silah değil, aynı zamanda siyasi birer koz olduğunu vurgulayan Can Kasapoğlu, bu sistemlerin stratejik önemini şu sözlerle açıklıyor:
"Balistik füzeler kategorik olarak stratejik silah sistemleridir. Yalnızca harp sahasındaki unsurları değil, cephe gerisindeki yüksek değerli askeri, ekonomik ve siyasi hedefleri vurmak, böylece düşmanın harbe devam etme irade ve kabiliyetini kırmak üzere tasarlanmışlardır."
"CAYDIRICILIK MİMARİSİNİN İNŞASI AÇISINDAN DA BELİRLEYİCİ ROL OYNUYOR"Türkiye'nin balistik füze programı yalnızca milli kapasite inşası değil, aynı zamanda ittifak düzeyinde stratejik boşluğu dolduran kritik bir unsur olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, "NATO içinde Fransa ve Türkiye dışında bu alanda anlamlı bir kabiliyete sahip Avrupa müttefiki bulunmamaktadır. Avrupa'nın hemen yanı başında yaşanan çatışmalar, derin hedeflere taarruz edebilen balistik sistemlerin stratejik değerini yeniden teyit etmiştir. Transatlantik siyasi dalgalanmaların arttığı mevcut konjonktürde, Türkiye'nin bu alandaki ilerlemesi ittifak için doğrudan bir kuvvet çarpanı anlamına gelmektedir.
Öte yandan, Türkiye'nin çevresindeki çatışma dinamikleri kritik altyapıların ve sivil yerleşimlerin artan şekilde hedef alındığını göstermektedir. Bu durum yalnızca savunmaya dayalı hava ve füze kalkanlarının yeterli olmadığını, taarruzi caydırıcılığın da eş zamanlı olarak tesis edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede Türk balistik füze modernizasyonu yalnızca askeri kapasite artışı değil, daha dengeli ve inandırıcı bir caydırıcılık mimarisinin inşası açısından da belirleyici rol oynamaktadır." değerlendirmelerinde bulunuyor.
