Yayın Tarihi:
28 Mayıs 2026 08:34Güncelleme Tarihi:
28 Mayıs 2026 08:34Yayın Tarihi:
28 Mayıs 2026 08:34
Bir restorana girildiğinde ilk dikkat çeken çoğu zaman menü, dekorasyon ya da sunum oluyor. Oysa misafirin hafızasında yer eden asıl deneyim, çoğu zaman görünmeyen tarafta başlıyor. Karşılamadaki samimiyet, servisteki uyum, mutfaktaki disiplin ve ekibin enerjisi... Tüm bunlar, bir markanın gerçek kültürünü sessizce yansıtıyor. Hizmet sektöründe başarı, çoğu zaman tabaktan önce insanla kuruluyor. Büyüyen markalar için asıl mesele yalnızca yeni lokasyonlar açmakla sınırlı kalmıyor. Farklı şehirlerde, farklı ülkelerde ve farklı ekiplerle aynı kalite hissini sürdürebilmek, güçlü bir insan kaynağı yaklaşımı istiyor. Çalışanın kendini değerli hissettiği, gelişim alanı bulduğu ve kuruma bağ kurduğu yapılar, hizmet standardını da doğrudan etkiliyor. Bu dönüşümün insan tarafını, kurum kültürünün farklı coğrafyalarda nasıl yaşadığını ve çalışan deneyiminin yeni dönemde nasıl şekillendiğini BigChefs Grup İnsan Kaynakları ve Sürdürülebilirlik Direktörü Emine Öztürk ile konuşurken; yeni nesil liderlik anlayışından global yetenek yönetimine ve gelişim yolculuğuna kadar pek çok stratejik başlığı mercek altına aldık.
*Çalışan deneyimi, global organizasyonlarda stratejik bir öncelik haline gelmiş durumda. Bu alanda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Günümüzde çalışan deneyimi, organizasyonların sürdürülebilir başarısını belirleyen en kritik stratejik kaldıraçlardan biri haline geldi. Biz de BigChefs olarak bu alanı yalnızca bir İK odağı değil, iş sonuçlarını doğrudan etkileyen bütüncül bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda insan kaynakları sistem ve süreçlerimizi yeniden yapılandırdık, veriye dayalı karar mekanizmalarını güçlendirdik ve çalışan yaşam döngüsünü uçtan uca ele aldık. 2025 yılı önceliklerimiz arasında çalışan bağlılığını ve memnuniyetini artırmak, yetenek çekme ve elde tutma kapasitemizi güçlendirmek ve kurum içi liderlik havuzumuzu geliştirmek yer aldı. Bu kapsamda, organizasyon genelinde hayata geçirdiğimiz iş değerleme ve ücret yapılandırma çalışması ile roller arasında iç dengeyi ve piyasa rekabetçiliğini güçlendirirken, şeffaf ve sürdürülebilir bir ücret mimarisi oluşturmayı hedefledik. Aynı zamanda hedeflerle yönetim yaklaşımımızı daha sistematik hale getirerek, bireysel ve organizasyonel hedefleri stratejik önceliklerimizle hizaladık. Performans süreçlerimizi ise performans scorecard yapısı üzerinden takip ederek hem sonuç hem davranış odaklı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir performans kültürü oluşturmayı amaçladık. BigTalentDNA ile çalışanlarımızın davranış eğilimlerini, güçlü yönlerini ve gelişim alanlarını daha sistematik biçimde analiz eden, bütüncül bir yetenek yönetimi modeli kurduk. Great Place to Work Sertifikası almamız da çalışan deneyimini odağına alan insan kaynakları uygulamalarımızın önemli bir çıktısı oldu.
*Global yetenek rekabetinin hız kazandığı bir dönemdeyiz. Bu çerçevede yol haritanızı anlatır mısınız?
Global yetenek rekabetinde bizim konumlanmamızı belirleyen en temel unsur, çalışanı merkeze alan yönetim anlayışımız. Biz yeteneği yalnızca çekilecek bir kaynak değil, doğru ortam ve anlam sunulduğunda bağlılıkla büyüyen bir değer olarak görüyoruz. Bu nedenle odağımız; insanların kendilerini ait hissettikleri, potansiyellerini gerçekleştirebildikleri ve yaptıkları işte anlam buldukları bir çalışma ortamı yaratmak. Amacımız yalnızca tercih edilen bir iş yeri olmak değil, insanların kariyer yolculuklarında bilinçli olarak seçtiği, bağ kurduğu ve uzun vadede kalmak istediği bir kurum olmak. Çalışanlarımızın sadece iş hayatlarında değil, hayatlarının farklı anlarında da yanlarında bir yol arkadaşı olmaya çalışıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki güçlü kurumlar, güçlü deneyimler ve gerçek bağlar üzerine inşa ediliyor.
*Çeşitlilik ve kapsayıcılık, global organizasyonların en önemli gündemlerinden biri. Bu alandaki stratejiniz nedir?
Çeşitlilik ve kapsayıcılığı BigChefs'te bir İK gündemi değil, kurumsal yönetim anlayışımızın temel bir parçası olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşımımızı da global standartlarla hizalamaya özen gösteriyoruz. UN Global Compact kapsamında yer aldığımız Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Ayrımcılık Yapmama ve Eşitlik programları, bu alandaki yol haritamızı şekillendiren temel çerçeveyi oluşturuyor. Bu programlar doğrultusunda, fırsat eşitliğini güçlendirmeyi ve kapsayıcı bir çalışma ortamını sistematik şekilde geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu perspektifle insan kaynakları politika ve prosedürlerimizi gözden geçiriyor, işe alım, terfi ve ücretlendirme gibi kritik karar süreçlerimizi daha adil ve kapsayıcı bir yapıya kavuşturuyoruz. Burada önceliğimiz, bu yaklaşımın sadece politika seviyesinde kalmaması, organizasyonun her seviyesinde ve günlük iş yapış biçiminde somut karşılık bulması. Bu yaklaşımın bir uzantısı olarak, kadın çalışan oranımızı mevcut seviyesinden yüzde 45'e çıkarma hedefini 2030 ajandamızın önemli başlıklarından biri olarak konumlandırıyoruz.
*Liderlik anlayışı global organizasyonlarda farklı dinamiklerle şekilleniyor. Kurumunuzda liderlik nasıl tanımlanıyor?
Bizim için liderlik, yalnızca bugünü yöneten değil, geleceği inşa eden bir sorumluluk. Bu doğrultuda liderliği, değişime hızlı uyum sağlayabilen, güçlü iletişim kurabilen, sorumluluk alan ve insanı merkeze alarak değer yaratan bir yaklaşım olarak tanımlıyoruz. Bu bakış açısıyla oluşturduğumuz liderlik modelimiz, organizasyon genelinde tüm insan kaynakları süreçlerimizin temelini oluşturuyor. İşe alımdan terfiye, performans değerlendirmeden gelişim programlarına kadar tüm süreçlerimizi bu model üzerine kurguluyoruz. Liderlik gelişimini ise tek seferlik bir eğitim alanı olarak değil, sürekli gelişen bir yolculuk olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda çalışanlarımızın farklı boyutlardaki liderlik potansiyellerini sistematik biçimde değerlendiriyor, gelişim alanlarını destekleyen bütünsel programlarla güçlendiriyoruz. Amacımız, sadece yöneten değil, ilham veren, geliştiren ve organizasyonun kültürünü taşıyan liderler yetiştirmek. Çünkü inanıyoruz ki güçlü liderlik, sürdürülebilir başarının en kritik belirleyicisi.
*Çalışanların gelişim yolculuğunu desteklemek için global ölçekte belirlediğiniz öğrenme ve gelişim yaklaşımından bahseder misiniz?
Çalışan gelişimini BigChefs'te tek seferlik eğitimlerle değil, sürekliliği olan ve işin içine entegre edilmiş bir öğrenme yaklaşımıyla ele alıyoruz. Bizim için öğrenme, teorinin uygulamayla birleştiği, sahada karşılık bulan ve davranışa dönüşen bir süreç.
Bu doğrultuda sınıf içi eğitimlerle birlikte uygulamalı gelişim modellerine odaklanıyor, çalışanlarımızın öğrendiklerini doğrudan iş sonuçlarına yansıtabilecekleri bir yapı kurguluyoruz.
Dijital öğrenme platformumuz Zenit ise bu yaklaşımın en önemli tamamlayıcılarından biri. Zenit ile öğrenmeyi zaman ve mekandan bağımsız hale getiriyor, kişiselleştirilmiş gelişim yolculuklarıyla çalışanlarımızın kendi hızlarında ilerleyebilecekleri sürdürülebilir bir öğrenme deneyimi sunuyoruz. Öğrenmeyi bir eğitim başlığı olmaktan çıkarıp, organizasyonun günlük iş yapış biçiminin doğal bir parçası haline getiriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki sürekli gelişimi destekleyen yapılar, sürdürülebilir başarının en güçlü temelini oluşturuyor.