USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

İş Dünyası Haberleri

Yayın Tarihi:16 Mart 2026 11:51

Sorumluluk, şirketlerin kurumsal refleksi haline geliyor

Kurumsal sosyal sorumluluğun kurum kültürünün bir parçası haline gelmesi, sosyal sorumluluğun proje olmaktan çıkıp kurumsal reflekse dönüşmesini sağladı. Artık mesele belirli gün ve haftalarda yapılan görünür çalışmalar değil, şirketlerin karar alma biçimlerinin, yatırım önceliklerinin ve paydaş ilişkilerinin merkezine yerleşen bir değer sistemi.

Sorumluluk, şirketlerin kurumsal refleksi haline geliyor

Türkiye Kurumsal Sorumluluk Derneği (TKSD) Başkanı Nuran Aksu, Platin Dergisi Mart 2026 sayısında konuk yazar oldu. Aksu, yazısında kurumsal sosyal sorumluluğun şirketlerin temel değerleri arasında nasıl yer edindiğini konu edindi. İşte o yazı:

Kurumsal sosyal sorumluluk artık şirketlerin dönemsel projelerle yürüttüğü bir iyi niyet alanı değil, karar alma mekanizmalarını ve iş yapma biçimlerini belirleyen kurumsal bir refleks haline geldi. Son yüzyılda, kaynakların yok olmaya doğru hızla ilerlemesi, eşitsizlikler gibi sorunlar ile birlikte teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte oluşan dijital yaşam ve bilgiye hızlı ulaşım, dünyada dönüşümü başlatırken, ihtiyaçlardaki değişimi de ortaya çıkardı. Müşteriler, çalışanlar, gençler gibi paydaş grupları rekabetin çok yoğun yaşandığı markalar dünyasına, topluma, dünyaya yönelik sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini satın alma davranışı, çalışan olarak tercih etme eğilimi gibi markalar ile olan ilişkileriyle göstermeye başladılar. 21'inci yüzyıl güvenilir, sorumlu şirketlerin fark yarattığı bir dönem, bu nedenle sorumluluk kurumun temel değeri, kültürünün parçası konumuna geldi.

SORUMLULUK, TÜKETİCİ TERCİHİNİ VE PAZAR GÜCÜNÜ BELİRLİYOR

Sosyal sorumluluk projeleri, pazar potansiyeli yaratırken, duygusal bağ oluşturuyor. Artık tüketici davranışı da bu dönüşümü kanıtlıyor. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz araştırmaya göre sorumlu şirketlere yönelik duygusal bağ kurma eğilimi yüzde 67'ye, satın alma eğilimi ise yüzde 58'e ulaşmış durumda. Daha çarpıcı olan ise yaklaşık 11 milyon kişi için satın alma kararında en belirleyici kriterin 'sorumluluk' olması... Türkiye halk geneli nezdinde kurumlara güven düzeyini ölçümlemek, güven ve sorumluluğun markalara yönelik davranışları nasıl etkilediğini belirlemek üzere gerçekleştirilen araştırmanın saha süreci 15-22 Nisan 2025 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırma, 18 yaş ve üzeri Türkiye halk geneli temsili olmak üzere bin kişi ile online görüşme yöntemi (CAWI) uygulanarak yapıldı.

BAĞIŞTAN İŞ BİRLİĞİNE ORTAK DEĞER ÜRETME ZAMANI

Bağış modeli tek yönlü bir destektir; oysa uzun soluklu iş birliği modeli ortak değer üretir, kurumsal öğrenmeyi hızlandırır, toplumsal etki yaratarak ölçeklenebilir hale getirir. Şirketler doğru paydaş ve STK'lar ile uzun soluklu iş birliği yaparak bir yandan bilgi, deneyim geçişi sağlarken bir yandan da kurum kültürlerinin bu konularda güçlenmesini sağlarlar. Şirketlerin 'sorumluluğu' değer olarak tanımlayarak kültürlerinin parçası haline getirmeleri, STK'larla bağış ilişkisinden çıkıp uzun soluklu iş birliği modeline geçmelerini sağlayan en önemli etkenlerdendir.

ÇALIŞAN BAĞLILIĞININ ANAHTARI: GURUR VE AİDİYET

Kurumsal sosyal sorumluluk, çalışanın gurur duygusunu yaşamasını sağlar ve şirketine bağlılığını artırır. Çalışanlar artık yalnızca maaş ve kariyer fırsatı değil, anlam arıyor. Şirketlerinin topluma ve dünyaya nasıl bir katkı sunduğunu görmek ve bunun parçası olmak istiyorlar. Amaç odaklı ve samimi sosyal sorumluluk çalışmaları, çalışanlara yalnızca katılım değil, 'aidiyet ve gurur' duygusu kazandırıyor. Bu da bağlılığın en güçlü belirleyicilerinden biri haline geliyor.

ÖLÇÜLEN ETKİ, YÖNETİLEN DÖNÜŞÜME DÖNÜŞÜYOR

Ölçülen etki yönetilebilir. Veriler ve sosyal etki analizleri, hedeflenen iyileştirmenin yarattığı faydayı ortaya çıkartırken, ihtiyaçların doğru tespit edilmesini ve yol haritasının doğru kurgulanmasını kolaylaştırıyor. Hayata geçirilen projelerin şirketin marka algısını ve paydaş davranışlarını nasıl etkilediğini de ortaya çıkartan araştırma verileri ve sosyal etki ölçümleri, sosyal sorumluluğun aslında markayı güçlendiren çalışmalar olduğunu göstermektedir. Bu durum ölçülebilen her şeyin yönetilerek, dönüşümün kolaylaşmasına destek olduğunu gösteriyor.

SOSYAL SORUMLULUK BİREYDEN KURUMA TAŞINIYOR

Kurumsal sosyal sorumluluk kişi/kişilere bağlı olmaktan çıkıyor. Türkiye'de ve dünyada yaşanan en temel dönüşüm, sosyal sorumluluğun artık bireye bağlı bir alan olmaktan çıkıp kurumsal yapıya girmesi, sürdürülebilirlik yönetiminin ana uygulama alanlarından biri haline gelmesidir. Tarihsel olarak bakıldığında, 1987 Brundtland Raporu ve 1992 Rio Konferansı önemli kilometre taşlarıdır. Ancak kurumsal dönüşümün somutlaşmasında Global Reporting Initiative (GRI) standartlarının hayatımıza girmesi önemli bir rol oynadı. 2010-2020 döneminde ESG odaklı yükümlülüklerin ve regülasyonların artmasıyla birlikte bu dönüşüm hız kazanmış; sosyal sorumluluk, raporlanabilir ve ölçülebilir bir yönetim alanına dönüştü. Önümüzdeki dönemde sosyal sorumluluk çalışmalarının bilançolara daha görünür biçimde yansıması; paydaş ilişkileri ve marka değeri açısından kritik rolünü daha da belirgin hale getirecek ve sorumluluk eksenli dönüşümün ana fonksiyonlardan biri olarak tanımlanmasını hızlandıracak.

İKLİM, EŞİTSİZLİK VE ORTAK SORUMLULUK

Global ölçekte öne çıkan yeni KSS yaklaşımları ve 2025 sonrası eğilimler, kurumsal sorumluluğun yönetim alanı olarak tanımlanmasını ve iş süreçlerine entegre edilmesini temel alıyor. Kurumsal sorumluluğu yönetim alanı olarak tanımlayan ve iş süreçlerine entegre eden şirketler paydaş yönetimi ve finansmana erişimi dikkate alarak ilerliyorlar. Sivil toplum kuruluşları, EBRD, World Bank gibi finansal kuruluşlar ile uyumlu bir çerçevede ilerliyorlar. Projeler artık yalnızca şirket önceliklerine göre değil, küresel ve ulusal düzeyde öncelikli sorun alanları dikkate alınarak tasarlanmaktadır. İklim değişikliği ve eşitsizlikler hem dünyada hem Türkiye'de ortak öncelikli alanlar olarak öne çıkıyor. Özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği, nitelikli eğitim, erişilebilir ve temiz enerji gibi başlıklar daha fazla sahipleniliyor.

TSKD'NİN ODAĞI: SORUMLULUĞU KURUMSAL KÜLTÜRE YERLEŞTİRMEK

TKSSD'nin bu dönüşümdeki yönlendirici rolü ve gelecek vizyonu net... TKSD olarak, sorumluluk çalışmalarının bir tercih değil zorunluluk olduğunu tüm paydaşlara anlatmaya devam ediyoruz. Bununla birlikte uygulamaya geçisi hızlandırmak adına somut yol haritaları sunuyoruz. CSR Europe temsilcisi olarak uluslararası gelişmeleri yakından takip ediyor ve uluslararası gelişmeleri Türkiye'ye uyarlayarak dönüşümü hızlandırmak için çalışıyoruz. Özellikle sanayinin ve üretimin yoğun olduğu Anadolu'ya çalışmalarımızı götürerek kurumsal sorumluluk kapsamında yol gösterici çalışmaları paylaşıyoruz. Ayrıca Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan KOBİ ve mikro ölçekteki işletmelerin de bu dönüşümün parçası olmasını sağlamak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Gelecek dönemde en önemsediğimiz konu, bütüncül ve kapsayıcı bir yaklaşımla sorumluluk kültürünü güçlendirmek.

EN ÇOK OKUNANLAR