USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%
1.06.2026 11:11:00

Sanatın yeni patronu algoritma mı merak mı?

Sanat tarihi, malzeme değiştikçe hareketlenir. Yağlı boya tuvale, fotoğraf resme, sinema tiyatroya, dijital ekran müzeye dokunduğunda korku yükselir. 'İnsan emeği önemsizleşecek mi?' sorusu her çağ geçişinde geri döner. Bugün uğultuyu yapay zekanın sanata, sanatçıya, sanatsevere, koleksiyonere ne yapacağı üzerinden duyuyoruz. Fakat gerçek değişmez: Sanata sanat diyecek insan olmazsa yaşam da eksilir. Sanat yok olmaz. İnsan yaratıcılığı silinmez. Malzeme, yöntem, form ve düşünce değişir. Sanatın patronu algoritma değil; insanın bitmeyen merakıdır. Nitekim 2025'te sanat piyasası hareketlendi. Art Basel ve UBS'in (İsviçre merkezli küresel finans ve varlık yönetimi kuruluşu) 2026 raporuna göre küresel satışlar yüzde 4 artarak 59.6 milyar dolara çıktı. Deloitte ve ArtTactic ise 10 yılda 992 milyar dolarlık sanat ve koleksiyon varlığının el değiştireceğini öngörüyor. Bu veri koleksiyonerliği zevkten çıkarıp hafıza, veri, miras ve servet yönetiminin kesişimine taşıyor.

SANAT DALLARI AYRIŞMIYOR, BİRBİRİNE SIZIYOR

Yapay zeka bu alanı ucuz efektle değil, yeni sorularla büyütüyor. Christie's'in 2025'te açtığı 'Augmented Intelligence-Artırılmış Zeka' satışı farklı formları aynı masada bir araya getirdi. Satış 728 bin 784 dolara ulaştı ve telif, veri kaynağı, model eğitimi, sanatçının rızası, emeğin izi gibi alanlarda etik tartışma yarattı. Yapay zeka sanatı 'Kim yaptı?' sorusundan 'Hangi hafızadan, hangi veri evreninden yapıldı?' sorusuna taşıdı. En güçlü işler komut satırından çıkan estetik numaralar değil; sanatçının yaşanmışlık, yetenek, arşiv, beden, ses, mekan, kod ve kavram arasında kurduğu gerilimden doğuyor. Refik Anadol'un veri heykelleri bu yüzden ilginç. Ouchhh Studio'nun Anadolu Ajansı görsel arşivinden milyonlarca fotoğrafla ürettiği 'Memory: Anadolu' işi de aynı nedenle dikkat çekiyor. Sensörle besteye çevrilen danslar, cepheyi ekrana dönüştüren medya sanatları, sentetik ses kompozisyonları, algoritmik desenler... Sanat dalları ayrışmıyor; birbirine sızıyor.

İKİNCİ RÖNESANS PROVASI

Markalar da bu sızıntının sponsorundan fazlası olmaya çalışıyor. Art Basel Paris'te Miu Miu'nun kamusal program ortağı olması, Guerlain'in Shalimar'ın 100. yılı için sergi kurgulaması tesadüf değil. Lüks markalar ürün satmanın ötesinde kültürel hafıza alanı kuruyor. Koku, performans ve mekan, ortak vitrinde de buluşuyor. Metaverse avatar balonu olarak değil, mekansal internet fikriyle geri dönüyor. Genişletilmiş gerçeklik, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, dijital ikiz ve serbest dolaşımlı deneyimler sanatın yeni salonlarını kuruyor. İzleyici işin parçası oluyor. Bu dönüşümü insan yaratıcılığının iptali olarak görmüyorum. İkinci Rönesans provası olarak algılıyorum. Rönesans, insanı evrenin merkezine koydu. Yapay zeka çağı da insanı doğa ve dijital varlıkların orkestratörü yapıyor. Yeni koleksiyoner sadece eser almamalı; veri ahlakı, sanatçı sözleşmesi, deneyim mimarisi ve kamusal erişim de toplamalı. Sanat ne yalnız sanat için var ne de yalnız insan için. Sanat, merakın varoluşu yeniden kurma biçimi olarak sürecek...

DİĞER YAZILARI