Yakın diyebileceğimiz bir gelecekte nerede, ne yiyeceğinize siz karar vermeyeceksiniz. Kan değerleriniz, mikrobiyomunuz ve akıllı saatiniz ya da üzerinizdeki ufak bir kolyeden verileri işleyen yapay zeka siz daha süpersonik uçağa binmeden o kusursuz, hibrit menünüzü tasarlamış olacak.
Sadece yöresel lezzet tatmak için çıkılan jenerik gastronomi turlarının yerini, menüsünde devasa veri, kusursuz algoritmalar ve hücresel düzeyde kişiselleştirilmiş biyolojik deneyimler olan seyahatler alacak. Son trend raporları çok keskin bir gerçeği yansıtıyor. Geleneksel yemek turizmi hızla dönüşüyor. Yeni nesil seyyahlar sadece 'yerel' olanın peşine düşmüyor. Mutlak şeffaflık, ekstrem kişiselleştirme ve teknolojik bir duyusal illüzyon talep ediyorlar. Turizm endüstrisinde yapay zeka ve machine learning (makine öğrenmesi) artık arka plan araçları değil, mutfağın yeni baş şefleri.
DİJİTAL ALTYAPI VE ŞEFFAFLAŞMA
Standart basılı menüler çöpe gidiyor çünkü Dünya Ekonomik Forumu (WEF) projeksiyonları ve önde gelen gıda teknolojisi raporları, algoritmaların kişisel birer beslenme asistanına dönüştüğünü gösteriyor. Tokyo'ya veya Barselona'ya adım attığınız anda, restoranın dijital altyapısı anında sağlık uygulamanızla konuşuyor. Sizin DNA yapınıza ve o anki stres seviyenize en uygun yemeği, saniyeler içinde tasarlıyor. Tabağınız önünüze geldiğinde ise augmented reality (AR - artırılmış gerçeklik) gözlükleriniz devreye giriyor. O yemeğin sadece tadını almıyorsunuz. Malzemenin tarladan masaya geliş serüvenini, o kültürün binlerce yıllık tarihini tabağınızın üzerinde görsel bir şölen olarak izliyorsunuz. Teknolojik değişim sadece masada bitmiyor. Tedarik zinciri baştan aşağıya IoT (nesnelerin interneti- fiziksel nesnelerin internete bağlanması) ve blok zinciri (kırılamaz şifreli veri kayıt sistemi) ile yeniden yazılıyor. Küresel gastronomi turizmi raporları, gıda şeffaflığının zirveye çıktığını vurguluyor. Paris'te bir istiridye yerken, masanızdaki IoT sensörlü dijital yüzey okuyucu o istiridyenin yetiştiği suyun sıcaklığını hatta çiftçinin adını saniyesinde görüyor.
GELECEĞİN GASTRONOMİSİ
Dahası var. Dikey tarım tesisleri artık malzemeleri kıtalararası uçaklarla taşımıyor. Sadece kodlardan oluşan 'iklim verilerini' transfer ediyor. Dubai'deki bir dark kitchen (hayalet mutfak-sadece dijital siparişle çalışan restoransız endüstriyel mutfak), Japonya'daki efsanevi Wagyu sığırının hücre yapısını milimetrik olarak kopyalayıp aynı proteini hayvan kesmeden, laboratuvar ortamında hızla üretebiliyor. Mutfaklarda da artık robotik kollar ve otonom sistemler hakim. Gıda israfı, predictive analytics (öngörüsel analitik-geçmiş verilerle geleceği tahmin etme) sayesinde marjinal seviyelere çekiliyor. Şehirdeki turist yoğunluğu ve hava durumu verileri anlık işlenerek o gün ne kadar ekmek pişeceği yapay zeka tarafından kusursuzca hesaplanıyor. 'Lezzetli yemek' artık bir rekabet avantajı değil sadece pazara giriş bileti. Geleceğin gastronomi turizmi tabağa ne koyduğunuzla değil, etrafında kurduğunuz dijital ve biyolojik ekosistemle şekilleniyor. Şeflerin veri bilimcilerle, otelcilerin biyo-mühendislerle omuz omuza çalıştığı yepyeni bir hibrid çağa girdik. Teknolojiyi sadece adisyon kesmek için kullananlar için üzgünüm.