Bir yönetici olarak ekibi geliştirmek, motive etmek ve organizasyona değer sağlamak her zaman en zor işlerden biri... Bu konudaki çalışmaların derinliğine bakıldığında temelde yönetim; yöneticinin işten uzaklaştıkça ekibine iş yaptırabilme ve onun davranışına etki edebilmesi olarak ifade edilebilir. Bir işi eğer siz yapmıyorsanız ya da elinizde kendi başına yapabileceğinizden büyük bir iş varsa, zamanınız da kısıtlıysa bir iş birliğine ihtiyaç vardır. Bu iş birliğini yönetiyorsanız, birçok özelliği de üzerinizde bulundurmanız gerekir. Günümüzde bu konuda, daha geleneksel ve direkt yönetim tipi baskınken, dahil edici ve ekibin performansını kalıcı halde artıran katılımcı liderlik tipi de güçlü bir yöntemdir. Katılımı sağlamanın, dahil etmenin en belirgin yollarından biri güçlü sorularla, yansıtan diyalog ortamının oluşturulması... Peki, ekibin performansını artırırken günlük çalışmalarda hangi sorular en çok işe yarar ve ekibin performansına nasıl katkı yapar? Gelin, üç temel soruda gelişim yolculuğuna farklı bir bakış açısıyla ayna tutalım.
SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
Ekip olarak bir işi sonlandırmada zorluk çekiyorsunuz. Her zaman uygulanan iş yapış şekli birkaç defa denenmesine rağmen sonuç vermiyor. Ekibe yansıyan stres de işleri zorlaştırıyor. Bir lider olarak önereceğiniz yöntemler bekleniyor. Ancak her şeyi bilen olmak da size büyük bir sorumluluk yüklüyor. İşte tam zamanı, ekibi dahil etmenin ve yeni fikirleri duymanın enerjisi bir adım uzaklıkta. Bunu da en güçlü yapacak sorulardan biri, problemi duyduğunuzda oluşan sessizlik alanını 'Sen ne düşünüyorsun?' sorusu ile doldurmak. İlk şaşkınlıktan sonra ekibin fikirlerini heyecanla iletmesi sizi de çok memnun edecek.
NEYE ULAŞMAK İSTİYORUZ?
Çoğu kez gündeme geldiği üzere iş hayatı pragmatizmi temel alan bir yaşam alanı. Her şey belli bir fayda, çıktı ve değer üzerinden yapılıyor. O yüzden iletişimin temelinde işin, performansın neden yerine getirildiği sorusu hep masada olacak. Bunu da ortaya koymanın en iyi yollarından biri, sıkışan ya da yönünü kaybetmiş tartışmalarda 'Nereye ulaşmak istiyoruz?' sorusunu akıldan çıkarmamak. Bu soru, grubu hizalamak ve yön vermek adına muazzam bir etki bırakır. Profesyonel alanda kalmanızı sağlar, sesli düşünmeyi kolaylaştırır. Cevap hemen gelmeyebilir ya da probleme hemen hizmet etmeyebilir. Ekibin konuşma içerisinde birbirini duyması hizalanmayı hızlandıracak, karmaşayı azaltacak.
BAŞARIYI NASIL DEĞERLENDİRECEĞİZ?
İş hayatı plan kadar aksiyonu da çok sever. Sonuç ve süreç dengesini oturturken bu iki kavramı beraber götürmek sihirli bir etki yaratır. Sonuçları değerlendirip, yeni bir aksiyona geçmek ise yönetimin önemli bir dokunuşudur. Bunu da başardığımızı nasıl anlayacağımızı ifade eden 'Başarıyı nasıl değerlendireceğiz?' sorusuyla yapabiliriz. Başarı kriterleri netleştiğinde aksiyonlar da güçlenecek.
Üç farklı soru, üç farklı yönetim becerisi... Bu sorular katılımcı yönetimin en temel yönlerini beceri olarak yönetim stilinize katmanıza katkıda bulunacak, yönetim becerinizi güçlendirecek.