USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Güncelleme Tarihi:

18 Mart 2026 11:56

Yayın Tarihi:

18 Mart 2026 11:41

Yayın Tarihi:

18 Mart 2026 11:41

Güncelleme Tarihi:

18 Mart 2026 11:56

İyilikten stratejiye: Türkiye'de KSS dönüşüyor

Eğitimden afet dayanışmasına, kadınların güçlenmesinden erişilebilir kültür-sanata, iklim ve biyoçeşitlilikten dijital dönüşüme uzanan projeler; artık sadece ‘iyilik' değil, ölçülebilir fayda üreten yeni nesil etki yatırımlarının en güçlü örnekleri olarak öne çıkıyor.

İyilikten stratejiye: Türkiye'de KSS dönüşüyor
Platin Dergisi olarak Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle görüşerek kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) anlayışının nasıl dönüştüğünü, hangi projelere yatırım yapıldığını ve 'toplumsal etki' odağının iş stratejilerine nasıl entegre edildiğini mercek altına aldık.

Kurumsal sosyal sorumluluk uzun yıllar boyunca şirketlerin 'destek verdiği' yan faaliyetler olarak konumlandı. Ancak bugün KSS, yalnızca bir itibar aracı değil, şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımını, kurum kültürünü ve yatırım önceliklerini şekillendiren stratejik bir alan haline geliyor. Çünkü iş dünyası artık sadece ekonomik büyüme üretmekle değil, toplumsal dayanıklılık, kapsayıcılık ve çevresel sorumluluk yaratmakla da yükümlü. Bu dönüşümde 'etki yatırımı' kavramı giderek daha fazla öne çıkıyor. Kaynakların yalnızca yardım amacıyla değil, uzun vadeli fayda yaratacak şekilde planlanması, ölçülmesi ve ölçeklenmesi bekleniyor. Platin Dergisi'nin şirketlerle gerçekleştirdiği görüşmeler, bu yaklaşımın Türkiye'de de güçlü biçimde karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu içeriklerde dikkat çeken en temel ortak payda, sosyal sorumluluk projelerinin artık tek seferlik bağışlar yerine sürdürülebilir, ölçülebilir ve yaygınlaştırılabilir modeller üzerinden kurgulanması. Şirketler özellikle eğitim yatırımlarında teknoloji, yapay zeka ve dijital beceriler ekseninde derinleşirken; kadınların iş gücüne katılımı ve toplumsal cinsiyet eşitliği hemen her sektörde öncelikli bir başlık olarak konumlanıyor. Afet bölgesine yönelik çalışmalarda ise sadece kısa vadeli yardım değil, bölgedeki sosyal hayatı yeniden güçlendiren kalıcı yaklaşımlar öne çıkıyor. Bunun yanı sıra çevresel koruma projeleri, bilim okuryazarlığını güçlendiren köy okulu yatırımları, kültür-sanatta kapsayıcılığı artıran uygulamalar ve istihdamı destekleyen uluslararası fon programları da şirketlerin etki alanını genişleten başlıklar arasında yer alıyor.

EĞİTİM, KADIN, AFET DAYANIŞMASI VE TEKNOLOJİ: YENİ DÖNEMİN ORTAK ODAĞI

Yatırım yaptığı projeler incelendiğinde eğitim, açık ara en büyük etki alanı olarak öne çıkıyor. Samsung'un gençleri yapay zeka yetkinlikleriyle buluşturduğu Innovation Campus ve Solve for Tomorrow programları, Teknosa'nın 19 yıldır sürdürdüğü 'Kadın için Teknoloji' projesi, MediaMarkt'ın deprem bölgesinde çocukların kesintisiz eğitime erişimini destekleyen 'Eğitimle Daha İyiye' modeli, Tüpraş'ın robotik kodlama ve fen deneyleri programları, Bayer'in köy öğretmenlerine yönelik 'Köyde Meraklı Sınıflar' rehberi ve Akbank'ın Gençlik Akademisi ile yüz binlerce gence ulaşan eğitim yatırımları; eğitimin artık desteklenen bir alan olmaktan çıkarak geleceğin insan kaynağına yapılan stratejik bir yatırım olarak konumlandığını gösteriyor. L'Oréal'in 23 yıldır kesintisiz sürdürdüğü 'Bilim Kadınları İçin' programı, Ford Otosan'ın on binlerce kadın ve kız çocuğuna ulaşan Gelecek Hayalim projesi, BSH'nin kadın girişimciliğini destekleyen programları ve Estée Lauder'ın kadın sağlığı ile genç kadın gelişimine odaklanan projeleri ise 'kadınların güçlenmesi' başlığının etki gündeminin en belirleyici unsurlarından biri haline geldiğini ortaya koyuyor. Öte yandan afet sonrası dayanışma ve toplumsal iyileşme, şirketlerin KSS stratejilerinde kalıcı bir yer edinmiş durumda. MediaMarkt'ın deprem bölgesinde kurduğu eğitim altyapısı, Ford Otosan'ın Umut Kent merkezleriyle oluşturduğu güvenli sosyal alanlar, Akbank'ın Hatay'da yürüttüğü 'Dönüşümde Gelecek Var' projesiyle eğitim ortamlarını iyileştirirken ileri dönüşümle çevresel fayda üretmesi ve TKYB'nin İyilik Kermesi modeliyle deprem bölgesinden tedarik edilen ürünleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırması; 'sadece yardım değil, yeniden inşa' yaklaşımının güçlendiğini gösteriyor. Bununla birlikte Anadolu Sigorta'nın Ormanın Gözleri projesiyle yangın riskini teknolojiyle izlemeye yönelik çalışmaları, Rossmann'ın yüz binlerce fidanla kalıcı orman alanı oluşturma hedefi, Turkcell'in dijital yetkinlik ve çevresel sürdürülebilirlik projeleri, Pfizer'in bilim ve eğitim odaklı sosyal fayda yaklaşımı, Pegasus'un burs ve STK destekleri ve Vakıf Katılım'ın kültürel mirası kayıt altına alan envanter çalışmaları; etki yatırımlarının artık çok daha geniş bir toplumsal çerçevede ele alındığını kanıtlıyor. Sonuç olarak bu dosya, Türkiye'de kurumların KSS anlayışının 'destek olmak'tan çıkıp, ölçülebilir sosyal etki üreten ve geleceği tasarlayan bir kurumsal sorumluluk modeline dönüştüğünü açık biçimde ortaya koyuyor.

ÖNE ÇIKAN KSS PROJELERİ

AKBANK

* Akbank Gençlik Akademisi ile 6 yılda 345 bin gence ulaşırken, Dönüşümde Gelecek Var projesiyle Hatay'da binlerce okulda eğitim ortamını iyileştirip ileri dönüşümle çevresel fayda da sağlıyor.

* Akbank ayrıca Akbanklı Gönüllüler ve Şehrin İyi Hali projeleriyle binlerce çalışanı ve üniversite öğrencisini gönüllülüğe teşvik ederken, Akbank Sanat çatısı altında düzenlediği yüzlerce etkinlik ve Endeavor Türkiye iş birliğiyle yürüttüğü girişimcilik programlarıyla kültür-sanat ve inovasyon ekosistemine de güçlü katkı sağlıyor.

ANADOLU SİGORTA

* Ormanın Gözleri projesiyle ormanları izlerken 2026'da devreye alacağı yeni kulelerle izlenen alanı yaklaşık 1,2 milyon hektara çıkarmayı hedefliyor.

* 28 okulda kütüphane kurup 40 bin+ kitabı öğrencilere ulaştırdığı Anadolu Sigorta Kütüphaneleri, sokak hayvanları için taşınabilir klinik sağlayan Kurtaran Araç ve 10 yılda 1000 usta adayı yetiştiren Bir Usta Bin Usta projeleriyle sosyal sorumluluk çalışmalarını sürdürüyor.

ASTRAZENECA

* AstraZeneca için sürdürülebilirlik, yetkinliklerini toplumun en çok ihtiyaç duyduğu alanlarda en anlamlı etkiyi yaratmak için kullanmak ve toplum sağlığına bütüncül bir yaklaşımla önleme, erken tanı, sağlık okuryazarlığı ve hizmete erişimi güçlendirme anlamına geliyor.

* Bu doğrultuda Akciğer Sağlığı İnisiyatifi, Belirti Yoksa da Yok Sayma kampanyası ve Yeni Nesil Sağlık Hareketi gibi projelerle sağlıkta eşitliği destekleyerek dezavantajlı gruplar için kalıcı iyileştirmeler hedefliyor.

BAYER

* Bayer, bilim okuryazarlığını artırarak uzun vadeli toplumsal dönüşüm yaratmayı hedefleyen Bayer Genç Bilim Elçileri, Bayer Liseler Arası Bilim Yarışması ve Bilimle Buluş projeleriyle bugüne kadar 80 bini aşkın çocuk ve gence ulaştı.

* 2024'te KODA iş birliğiyle başlatılan Köyde Meraklı Sınıflar projesiyle birleştirilmiş sınıflarda görev yapan köy öğretmenlerini desteklemek için bir uygulama rehberi hazırlandı ve ilk yılda 100'ü deprem bölgesinde olmak üzere 1.000'den fazla köy öğretmenine ulaşıldı.

BSH

* BSH Türkiye, Kodluyoruz Derneği iş birliğiyle yürüttüğü Geleceği Kodlayanlar programıyla çocuk ve gençlere robotik, elektronik ve 3D tasarım gibi alanlarda dijital beceriler kazandırarak 9 bine yakın öğrenci-öğretmene bire bir, yaklaşık 1 milyon kişiye dijital erişim sağladı.

* Şirket ayrıca Profilo'nun Kadın İşi Girişim projesiyle 1.500 girişimci kadına eğitim ve mentorluk desteği sunarken, Bosch markasıyla Bir Hayalin İzinde ve Bosch Çevre Çocuk Tiyatrosu projeleriyle genç kızların gelişimine ve çevre bilincine katkı sağlamayı sürdürüyor.

ENERJİSA

* Enerjisa Üretim, Womentum ve REDKA gibi projelerle kadınların enerji sektöründe güçlenmesini desteklerken, Geleceğin Teknisyenleri ve Power MBA programlarıyla sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmaya odaklanıyor.

* Agrivoltaik ve Sürdürülebilir Tarım çalışmalarıyla ise yenilenebilir enerji üretimini tarım ve kırsal kalkınmayla birleştirerek yüksek toplumsal etki yaratıyor.

ESTEE LAUDER

* Estée Lauder Companies Türkiye, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ile yürüttüğü PinkLine ve Toplum Gönüllüleri Vakfı iş birliğindeki Adımlarınla Parla-Genç Kadınlar İçin Gelişim Programı ile iki ana sosyal etki projesi yürütüyor.

* PinkLine ile bugüne kadar 3bin'den fazla kadına ulaşıp 7 bin 800'ün üzerinde seans gerçekleştirdi. Adımlarınla Parla – Genç Kadınlar İçin Gelişim Programı"nda ise; üniversite 3. ve 4. sınıf öğrencisi genç kadınlara fon desteği sunuyor.

FORD OTOSAN

* Ford Otosan, toplumsal yatırımlarını sürdürülebilir büyüme yaklaşımının bir parçası olarak kalıcı fayda, ölçülebilir etki ve ölçeklenebilirlik kriterleriyle kurgularken; son dönemde en geniş etkiyi 2024'te başlattığı ve 2025 sonu itibarıyla 115 bin 079 kadın ve kız çocuğuna ulaşan Gelecek Hayalim projesiyle yarattı.

* Şirket ayrıca Birbirini Geliştiren Kadınlar programı, Umut Kent – Gelecek Hayalim Merkezleri ve MEB iş birlikleriyle yürüttüğü mesleki eğitim/istihdam odaklı çalışmalarla toplumsal katkısını güçlendirmeyi sürdürdü.

LCW

* LC Waikiki, sosyal sorumluluğu işinin ayrılmaz bir parçası olarak görerek her yıl net kârının yüzde 15'ini sosyal yardımlar, çocukların eğitimi ve ihtiyaç sahiplerine destek için ayırıyor. Bu yaklaşımın güçlü örneklerinden Hatay Sörf Merkezi ile deprem sonrası Samandağ'da 13–16 yaş arası gençlere ücretsiz eğitim sunarak sosyal ve duygusal iyileşmeye katkı sağlıyor.

* KSS anlayışını sahadaki gerçek ihtiyaçlardan yola çıkarak şekillendiriyor; İşte Kadınlar Güçlü Yarınlar projesiyle yaklaşık 10 bin kadına eğitim ve destek sunarken, engelsiz LCW Limitless koleksiyonu ve paralimpik sponsorluklarıyla kapsayıcılığı güçlendiriyor.

L'ORÉAL

* UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğiyle 23 yıldır kesintisiz yürütülen Bilim Kadınları İçin Programı, Türkiye'nin en uzun soluklu kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor.

* Program kapsamında bugüne kadar 128 bilim kadını desteklenirken, bunların 100'ü profesör veya doçent unvanıyla akademiye katkı sunmayı sürdürüyor.

MEDIAMARKT

* 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından TEGV iş birliğiyle başlattığı Eğitimle Daha İyiye programıyla çocukların eğitime güvenli ve kesintisiz erişimini desteklerken, Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay ve Malatya'daki Ateşböceği öğrenim birimlerinde Ekim 2023'ten bu yana 11 bin 297 çocuğa 145 bin 789 saatin üzerinde eğitim sağladı.

* Program kapsamında ayrıca TEGV çatısı altında çocuklara yönelik ilk yapay zeka eğitim içeriği de hayata geçirildi.

MERCEDES-BENZ

* She's Mentoring, She's Mercedes çatısı altında genç kadınların sosyo-ekonomik olarak güçlenmesini destekleyerek liderlik becerilerini geliştirmelerine ve kariyer yolculuklarında sağlam adımlar atmalarına katkı sağlıyor.

* 2025 yılında Türkiye'nin 47 ilinden ve 5 farklı ülkeden 638 başvuru alan programda seçilen 33 genç kadın, yedi ay boyunca alanında öncü kadın liderlerle birebir çalışma fırsatı elde etti.

PEGASUS

* Son dönemde en yüksek toplumsal etkiyi yaratan çalışmaların başında, Sivil Toplum İçin Destek Vakfı iş birliğiyle 2018'den bu yana yürütülen Yarınlara Uçuyoruz programı geliyor ve bugüne kadar yaklaşık 50 projeye destek sağlayarak binlerce gencin hayatına dokunuyor.

* Ayrıca TEV iş birliğiyle hayata geçirilen Pegasus Her Adım Geleceğe Burs Fonu kapsamında bin kız öğrenciye üniversite bursu verilerek gençlerin eğitim ve kariyer yolculukları uzun vadeli olarak destekleniyor.

PFIZER

* Bilim Kahramanları Derneği iş birliğiyle 2021'de başlattığı "Bilim Gençlerle Kazanacak" projesiyle gençleri farklı disiplinlerden bilim insanlarıyla buluşturarak bilimsel farkındalığı artırmayı hedefliyor. Ayrıca 6 Şubat 2023 depremi sonrası Ahbap Derneği ile Vefa İlk ve Ortaokulu'nun kurulmasına destek veren şirket, 2025'te 15 STK ile 32 projeyi hayata geçirerek sürdürülebilir sosyal etki çalışmalarını genişletti.

ROSSMANN

* 2025'te başlattığı B.İ.Z. projesi kapsamında OGEM–VAK ve iş ortaklarıyla Manisa'da 15 bin fidan dikerek Hatıra Ormanı kurup, 2026 baharında Mersin'de 135 bin fidan daha dikerek toplam 150 bin fidanla 336 futbol sahası büyüklüğünde kalıcı bir orman alanı oluşturmayı hedefliyor.

SAMSUNG

* UNDP Türkiye iş ortaklığıyla 2019'da başlattığı Samsung Innovation Campus programıyla 40 ülkede yürütülen küresel girişimin parçası olarak 18-29 yaş arası iş arayan gençlerin özellikle yapay zeka alanındaki yetkinliklerini geliştirmeyi hedefliyor.

* Ayrıca Habitat Derneği iş birliğiyle yürütülen Samsung Solve For Tomorrow programı, 'Tasarım Odaklı Düşünme' eğitimleriyle gençlerin toplum ve çevre sorunlarına yönelik yaratıcı teknolojik çözümler üretmesini destekleyerek bu etkiyi görünür kılıyor.

TEKNOSA

* Teknosa, Habitat Derneği iş birliğiyle 19'uncu yılına giren Kadın için Teknoloji projesiyle Türkiye genelinde kadınlara teknoloji eğitimleri vererek bugüne kadar 41 binin üzerinde kadına ulaştı ve kadınların dijital okuryazarlığını artırmayı hedefliyor.

* 2025 analizine göre son 3 yılda projeye yapılan her 1 lira yatırım 4,16 lira sosyal fayda yaratırken, 2025'te 4 binden fazla kadına ulaşılıp eğitimlere yapay zeka modülü de eklendi.

TKYB

* Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, sosyal sorumluluk çalışmalarını kurumsal kimliğinin temel bir parçası olarak konumlandırarak İyilik Kermesi, STK iş birlikleri, maraton katılımı, kadın üreticilere destek, çevre ve eğitim odaklı farkındalık projeleriyle toplumsal dayanışmayı güçlendiriyor.

* Bunun yanı sıra Dünya Bankası ve AB ile yürütülen Kayıtlı İstihdam Yaratma Projesi ile göçten ve depremden etkilenen bölgelerde istihdamı artırmaya yönelik hibe programlarını hayata geçirirken, İSEDAK iş birlikleri kapsamında da üye ülkelerde bölgesel kalkınmayı destekleyen uzun soluklu projeler yürütüyor.

TURKCELL

* Turkcell, Zeka Gücü, Dijital Bahar, Dijital Ebeveyn BiP ve Geleceği Yazanlar gibi projelerle çocuklardan gençlere ve yaşlılara kadar farklı grupların dijital yetkinliklerini artırırken, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeye odaklanıyor.

* Aynı zamanda Eğitime Dönüştür, biyoçeşitlilik projeleri ve rüzgâr-güneş enerji yatırımlarıyla çevresel sürdürülebilirliği destekliyor; kültür-sanat ve spor sponsorluklarıyla da toplumsal gelişime çok boyutlu katkı sunuyor.

TÜPRAŞ

* MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü iş birliğiyle 2018'de başlatılan Enerjimiz Geleceğe: Kodluyorum, Modelliyorum, Üretiyorum projesiyle 7 ilde 46 okulda kurulan robotik kodlama ve 3D üretim sınıfları aracılığıyla 133 bini aşkın öğrenciye ulaşılırken, öğretmenlerin dijital yetkinlikleri de desteklendi.

* Ayrıca Enerjimiz Öğrencilere: Fen Deneyleri Programı kapsamında hazırlanan deney videoları 2024'te EBA TV üzerinden 211 binden fazlası kız olmak üzere toplam 422 bini aşkın öğrenciye erişerek bilime ilgiyi ve güvenli çalışma bilincini güçlendirdi.

2026 TOPLUMSAL ETKİ VİZYONU

AKBANK

Gelecek dönemde eğitim, girişimcilik, gönüllülük ve kültür-sanatta etkiyi derinleştirirken, net sıfır bankacılık hedefi doğrultusunda müşterileriyle birlikte dönüşümü destekleyerek 800 milyar liralık sürdürülebilir finansman hedefini büyütmeyi amaçlıyor.

ANADOLU SİGORTA

Önümüzdeki dönemde kamu, STK ve özel sektörle kolektif etki yaratmaya odaklanarak doğayı koruyan, eğitimi destekleyen ve hayvanların yaşamına dokunan projelerle uzun vadeli toplumsal fayda üretmeyi hedefliyor.

ASTRAZENECA

AstraZeneca'nın KSS vizyonu; sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirmeye, toplum sağlığını bütüncül biçimde desteklemeye ve çevresel sürdürülebilirliği etik-şeffaflık ilkeleriyle birlikte iş stratejisinin merkezine almaya odaklanıyor. Gençlerde sağlık okuryazarlığını artıran projeleri derinleştiriyor, dezavantajlı grupların birinci basamak hizmetlere erişimini kolaylaştırıyor ve sıfır karbon hedefleriyle iklim kriziyle mücadeleyi önceliklendiriyor.

BAYER

Bayer, 'Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık' misyonu doğrultusunda bilimi ve eğitimi sürdürülebilirlik stratejisinin merkezine koyarak sosyal sorumluluk projelerini uzun vadeli, ölçülebilir ve veri temelli etki yaratacak şekilde kurguluyor. Önümüzdeki dönemde odağında bilim okuryazarlığını artırmak yer alırken, Köyde Meraklı Sınıflar projesini ülke geneline yaymayı, yeni içerik ve videolarla güçlendirmeyi ve 2026'da tüm paydaşların katılımıyla bir forum düzenlemeyi hedefliyor.

BSH

Önümüzdeki dönemde ise uzman isimler ve güçlü STK iş birlikleriyle etkiyi derinleştirerek, teknolojiyi değer üreten bir güç olarak gören özgüvenli ve donanımlı nesillerin yetişmesine odaklanacak.

ENERJİSA ÜRETİM

Enerjisa Üretim, Türkiye'nin tüm bölgelerinde yürüttüğü sosyal yatırımları bölge halkının refahını artıran, doğayla uyumlu ve kalıcı etki yaratacak sürdürülebilir programlar olarak kurguluyor ve sürdürülebilirliği iş stratejisinin merkezine yerleştiriyor. 2026'da ise 'İklim Değişikliğine Uyum' temasını çatı yaklaşım olarak benimseyerek eğitimden bölgesel kalkınmaya, toplumsal cinsiyet eşitliğinden sağlığa uzanan altı alanda yeşil iş ve beceri odaklı istihdamı önceliklendiriyor.

ESTEE LAUDER

İş gücünün yüzde 76'sının ve liderlik rollerinin ise yüzde 70'inin kadınlardan oluştuğu şirket, gelecek dönemde KSS odağını kadın sağlığı, kadınların gelişimi ve ilerlemesi, sürdürülebilirlik ve sosyal etki başlıklarında sürdürecek.

FORD

Toplumsal yatırım yaklaşımını yıllar içinde kısa vadeli desteklerden uzaklaşıp sistematik ve uzun soluklu modeller geliştirecek şekilde olgunlaştıran şirket, 'Bal Arıları Mühendis Oluyor' mesleki eğitim projeleri ve Tohum Otizm Vakfı iş birliğiyle yürütülen destekli istihdam programı gibi çalışmalarla ihtiyaçları daha net analiz etti. Gelecek dönemde ise eğitimde sektörel entegrasyon, fırsat eşitliğinde ölçülebilir-yaygınlaştırılabilir modeller ve etki ölçümünü karar süreçlerinin merkezine alma başlıklarına odaklanarak toplumsal etkiyi stratejik bir değer yaratma alanı olarak konumlandırmayı hedefliyor.

LCW

Gelecek dönemde de çocukların iyi olma haline katkı sağlayan, tedarik zinciri ve yerel toplulukların dinamiklerine göre şekillenen, uzun vadeli etki odaklı bir yaklaşımı sürdürüyor.

L'ORÉAL

Önümüzdeki dönemde KSS vizyonu; bilimde cinsiyet eşitliğini güçlendirmek, yaş almış kadınların teknoloji becerilerini artırmak, sürdürülebilir inovasyonu ölçeklendirmek ve Yurttaşlık Günü kapsamında çalışanlarla STK'lara yönelik çevresel-sosyal fayda projelerini sürdürmek üzerine odaklanacak.

MEDIAMARKT

Sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerinin merkezine entegre ederken toplumsal cinsiyet eşitliği odağında kadın istihdamını artırmayı ve mağazalarda kadın oranını yüzde 50'nin üzerine çıkarmayı hedefliyor. Döngüsel ekonomi kapsamında yenilenmiş cihaz uygulamaları, kahve posalarının ileri dönüşümü ve BlindLook ile görme engellilere yapay zeka destekli erişilebilirlik çözümleri geliştiren şirket, gelecek dönemde ise çocuklar için fırsat eşitliğine odaklanarak TEGV iş birliğiyle yapay zeka eğitimini tüm çocuklar için erişilebilir kılmayı amaçlıyor.

MERCEDES-BENZ

Önümüzdeki dönemde KSS vizyonunu eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çeşitlilik ekseninde sürdürürken, She's Mentoring programıyla daha fazla genç kadına ulaşmayı, HAÇİKO ve Evpati iş birlikleriyle hayvan refahını desteklemeyi ve geri dönüşüm ile çevresel farkındalık çalışmalarını artırmayı planlıyor.

PEGASUS

Şirket, gelecek dönemde vizyonunu eğitimde fırsat eşitliğini yaygınlaştırma, genç kadınların eğitim ve istihdamını güçlendirme ve veriyle izlenen ölçülebilir etki iş birliklerini artırma öncelikleri doğrultusunda sürdürecek.

PFIZER

Gelecek dönemde liderlik ekiplerinin sahiplendiği gönüllülük temelli modeli güçlendirmeyi, sağlık ve eğitim odağını sürdürmeyi; ayrıca Give Forward ile bağışları eşleştirmeyi ve Global Health Fellows programıyla çalışanları 3 ay süreyle STK'larda şirket sponsorluğunda görevlendirmeyi sürdürecek.

ROSSMANN

Şirket, karbon ayak izini ölçümlemeye başlayıp 2025'te IREC sertifikasıyla enerji dönüşümüne adım atarken, önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi, karbon azaltımı ve 2026'da cadde mağazalarında sıfır atık sistemi gibi somut hedeflere odaklanacak.

SAMSUNG

Yapay zeka çağında teknolojiyi daha eşit, adil ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olarak görerek bilgi birikimi ve ekosistemini toplumsal fayda yaratmak için kullanmayı öncelikli sorumluluğu olarak konumlandırıyor. Gelecek dönemde KSS vizyonunu Together for Tomorrow! Enabling People çerçevesinde şekillendirerek, yeni nesilleri yapay zekâ ile dönüşen geleceğe hazırlamaya ve gençlerin küresel sorunlara çözüm üreten dönüşüm liderleri olmasını desteklemeye odaklanacak.

TEKNOSA

2026 yılı eğitimlerine teknoloji okuryazarlığı, kariyer planlama, tasarım atölyesi ve mobil fotoğrafçılık gibi çevrim içi programlarla başlayan Kadın için Teknoloji projesiyle, ocak ayında 371 kadına ulaşıp yıl sonunda 4 bin kişiye erişmeyi hedefliyor. Ayrıca İlham Veren Buluşmalar etkinlikleriyle kadınlara networking ve ilham fırsatları sunuyor.

TKYB

TKYB, sorumlu bankacılık anlayışıyla, sosyal sorumluluk, çevresel duyarlılık ve toplumsal fayda odaklı çalışmalarını sürdürerek Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve çevresel gelişimine katkı sağlamaya devam edecek.

TURKCELL

Gelecek dönemde fırsat eşitliğini güçlendiren dijital yetkinlik projelerini yaygınlaştırmaya, iş birlikleriyle etki alanını büyütmeye ve döngüsel ekonomi odağında karbon ayak izi ile elektronik atık yönetiminde ölçülebilir ilerleme sağlamaya odaklanıyor.

TÜPRAŞ

Şirket, kesintisiz enerji arzını sürdürürken toplumsal faydayı öncelikleyen çalışmalarla farkındalık yaratmayı ve faaliyet gösterdiği bölgelerde yerel kalkınmayı desteklemeyi temel sorumluluğu olarak görerek uzun vadeli projelerle kalıcı çözümler üretmeyi hedefliyor.

VAKIF KATILIM

Banka, TSRS uyumlu ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımlayıp 32 projeye 1,93 milyar lira finansman sağlarken GES yatırımlarıyla yenilenebilir enerji dönüşümünü hızlandırıyor ve gelecek dönemde sürdürülebilirlik odaklı uygulamaları iş süreçleri ile finansman modellerine yaygınlaştırmayı hedefliyor.

TÜRKİYE SİGORTA KURUMSAL İLETİŞİM VE MARKA YÖNETİMİ DİREKTÖRÜ SELDA ÇAMLIBEL ÖZKOYUNCU: EĞİTİME VE AFET BÖLGESİNE GÜÇLÜ SOSYAL SORUMLULUK DESTEĞİ

Türkiye Sigorta olarak attıkları her adımda, ekonomik güçlerini toplumsal fayda ile birlikte değerlendirdiklerini ifade eden Türkiye Sigorta Kurumsal İletişim ve Marka Yönetimi Direktörü Selda Çamlıbel Özkoyuncu, "Güçlü kurumların ancak güçlü toplumlarla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla, faaliyetlerimizi sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, ülkemizin yarınlarına değer katacak kalıcı katkılara dönüştürmeyi temel önceliğimiz kabul ediyoruz. Türkiye Sigorta olarak kurumsal varlığımızı yalnızca finansal performans göstergeleriyle değil, toplumsal katkımızla birlikte değerlendiriyoruz. Zira, sürdürülebilir başarı; ancak güçlü, dirençli ve kapsayıcı bir toplum yapısıyla hayata geçebiliyor. Bu çerçevede filantropiyi, kurumsal stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü güçlü kurumlar güçlü toplumlarla mümkün olabiliyor" diyor.

SPORA GÜÇLÜ DESTEK

Türkiye Sigorta olarak tüm faaliyetlerinin odağındaki millî sorumluluk anlayışıyla ülkemizin güvencesi sigortası olmak üzere yola çıktıklarını belirten Özkoyuncu, spora ve sporcuya verdikleri desteklerle ilgili şunları söylüyor: "Ülkemizin yarınlarına sosyal fayda sunmaya, spora ve sosyal sorumluluğa verdiğimiz desteğe tüm hızıyla devam ediyoruz. Bu kapsamda; Türkiye Sigorta ile Türk basketbolu arasındaki bağ ve ruhun benzer olduğunu düşündüğümüz için Türk basketboluna verdiğimiz kapsamlı desteği her geçen gün büyütmeye devam ediyoruz. 86 milyonun olduğu gibi Türk basketbolunun da güvencesi olarak bu iş birliğini bir sponsorluktan öte, bir yol arkadaşlığı olarak görüyoruz. Basketbol Süper Ligi ve Basketbol Ligi'nin ardından Kadın ve Erkek A Milli Basketbol Takımlarımızın da yanında yer aldık. Ay Yıldızlı formayı taşımak bizim için büyük bir onur. Bu sebeple bildiğiniz gibi 'Türkiye' adını taşımanın bizlere bahşettiği onurla, gücünü bu topraklardan alan bir marka olarak sektörümüzde millî formamızı giyiyoruz. Basketbolun dinamikliğine benzer şekilde oyun kurucu rolümüzle sektör lideri olarak ilerliyoruz. Sporun birleştirici gücüne inanarak sosyal sorumluluk bilinciyle ülke sporuna ve sporcularına destek vermeyi sürdüren Şirketimiz; gücünü iyilik için kullanma vizyonuyla hareket ederek Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonluğu ile ülkemizi gururlandıran Ampute Futbol Milli Takımı'nın da sponsoru olarak desteğini sunuyor. Ampute Futbol Milli Takımımıza ve Engel Tanımayan sporcularımız Zeliha Aksak ve Uğur Altınel'e desteğimizi sürdürüyoruz."

(Türkiye Sigorta Kurumsal İletişim ve Marka Yönetimi Direktörü Selda Çamlıbel Özkoyuncu)

DEPREM BÖLGESİNE 3X3 BASKETBOL SAHALARI

Deprem bölgesinde yaptıkları çalışmaları değerlendiren Özkoyuncu, şu ifadeleri kullanıyor: "Türkiye Sigorta ve Türkiye Basketbol Federasyonu iş birliğinde, deprem bölgesindeki çocuklarımız ve gençlerimiz için Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman ve Gaziantep'te 3x3 açık basketbol sahaları kurduk. Bu sahaları deprem bölgesinde basketbolun yaygınlaşması ve gençler arasında sporun teşvik edilmesi açısından oldukça önemsiyoruz. Yaralarımızın sarılmasında ve bölgenin yeniden ihyasında ekonomik hayat kadar, sosyal imkanların da gerekliliğinin farkındayız. Bu amaçla, özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz için 'Spor birleştirir, birlik iyileştirir' yaklaşımımızla genç sporculara destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. 6 Şubat depremlerinin ardından bölgedeki gençlerimize moral ve umut olmak amacıyla hayata geçirdiğimiz basketbol sahaları ile gençlerimizin rekabet dolu anlar yaşamasına katkı sunduk. Bunun yanı sıra 6 Şubat depremlerinden etkilenen depremzede ve özel gereksinimli çocuklara yönelik hayata geçirdiğimiz sosyal sorumluluk projesi kapsamında Hayat Yeniden Vakfı iş birliğiyle, çocuklarımızla İstanbul'da keyifli bir gün geçirerek BGM'de basketbolun heyecanını paylaştık."

OTİZMLİ ÇOCUKLARA EĞİTİM DESTEĞİ

Yalnızca sigorta hizmetleriyle değil toplumsal sorumluluk bilinciyle de ülkenin geleceğine katkı sunma ilkesiyle çalıştıklarını belirten Özkoyuncu, şöyle devam ediyor: "Tohum Otizm iş birliğiyle yürüttüğümüz 'Her Sınıf Bir Tohum' projesine destek olduk. Proje kapsamında otizmli çocukların eğitim ortamlarında ayrıştırılmadan yer almaları ve bireysel potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri koşullara ulaşmaları amacıyla Elazığ Merkez İsmet Paşa İlkokulu'nda iki özel eğitim sınıfını hayata geçirdik. Otizmli ve özel gereksinimli 17 öğrenciye hazırladığımız özel eğitim sınıfları ve özel eğitim setlerinin yanı sıra okulda eğitim gören binin üzerindeki öğrencimize eğitim setlerimiz ile destek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz." Özkoyuncu son olarak şunları ifade ediyor: "2020 yılından bu yana geleneksel hale getirdiğimiz fidan bağışlarımıza 2025 yılında da devam ettik. Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde hayata geçirdiğimiz fidan bağışı kapsamında hem yangınlarla mücadeleye destek vermeyi hem de 5. yıl dönümünü anlamlı bir şekilde kutlamayı hedefleyerek acentelerimiz ve çalışanlarımız adına Bursa ve İzmir'de yangın çıkan alanlara dikilmek üzere 20 bin adet fidan bağışında bulunduk yeşil vatanımıza nefes olduk. El ve gönül birliğiyle yaptığımız çalışmalarla milyonlara güvence olup bu ülkeye değer katmayı sürdüreceğiz."

TURKCELL PAZARLAMA VE DİJİTAL SERVİSLERDEN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI MURAT AKGÜÇ: TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİ DİJİTAL DÜNYAYA DAHİL EDİYOR

Turkcell Pazarlama ve Dijital Servislerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Akgüç, Turkcell'in kurulduğu günden bu yana tüm sosyal sorumluluk projelerinin odağına teknolojinin fırsat eşitleyici gücünü koyduğunu vurgulayarak, "Herkesin bilgiye, eğitime ve dijital dünyaya eşit koşullarda erişebildiği bir gelecek hedefiyle çalışıyoruz" diyor. Toplumsal kapsayıcılık anlayışları doğrultusunda eğitimden teknolojiye, çevresel sürdürülebilirlikten spor ve sanata kadar geniş bir etki alanında uzun soluklu ve sürdürülebilir sosyal fayda üretmeye devam ettiklerini belirten Akgüç, "Çocuklar, gençler, kadınlar ve yaş almış bireyler başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin dijital dünyaya eşit katılımını destekleyen projeleri sistematik bir yaklaşımla hayata geçiriyoruz" ifadelerini kullanıyor. Turkcell'in 10 yıldır yürüttüğü Zeka Gücü projesi kapsamında özel yetenekli çocukların dijital yetkinliklerinin erken yaşta gelişmesine katkı sağladıklarını söyleyen Akgüç, "Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle okullarda teknoloji laboratuvarları kuruyor, dijital donanıma sahip bu sınıflarda her sene 70 bine yakın öğrenciye nitelikli eğitim fırsatı sunuyoruz" diyor. 55 ilde 87 sınıfa ulaşan Zeka Gücü sınıflarını yaygınlaştırmaya devam ettiklerini de sözlerine ekliyor.

(Turkcell Pazarlama ve Dijital Servislerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Akgüç)

"DİJİTAL BAHAR İLE BÜYÜKLERİMİZİN TEKNOLOJİYLE BAĞ KURMASINI ÖNEMSİYORUZ"

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayesinde yürütülen Dijital Bahar Projesi kapsamında huzurevlerinde teknolojiyle donatılmış deneyim alanları kurduklarını aktaran Akgüç, "Büyüklerimize dijital okuryazarlık eğitimleri veriyoruz. Dijitalin içine doğmayan kuşak doğal olarak bu dünyaya yabancı. Onların teknolojiyle bağ kurmasını çok önemsiyor, dijital araçların hayatı kolaylaştıran tarafını bizzat deneyimlemelerini sağlıyoruz" şeklinde konuşuyor. Dijital dünyada çocukların karşılaştığı içeriklerin niteliğinin her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çeken Akgüç, bu bilinçle hayata geçirilen Dijital Ebeveyn BiP Kanalı üzerinden ebeveynlere yaşa uygun ve incelenmiş içerikler sunmayı sürdürdüklerini belirtiyor. Akgüç, "Kanalımız üzerinden ebeveynler; konuya göre filtrelenmiş makale ve videolara ulaşabiliyor, çocuklarını dijital dünyada doğru yönlendirmeye dair uzman görüşlerinden faydalanabiliyor" diyor. Turkcell'in çevresel sürdürülebilirlik alanındaki projelerine de değinen Akgüç, Eğitime Dönüştür projesiyle elektronik atıkları geri dönüşüme kazandırarak öğrencilere burs desteği sağladıklarından söz ediyor. Ayrıca yapay zeka destekli teknolojilerle yürütülen biyoçeşitlilik çalışmaları kapsamında Akdeniz foklarının korunmasına yönelik çalışmalarla bilimsel izleme süreçlerine destek verdiklerini söylüyor.

"2050 YILINDA NET SIFIR OLMAYI HEDEFLİYORUZ"

Turkcell'in yeşil enerji yatırımlarına da vurgu yapan Akgüç, "Bu noktada Turkcell olarak yeşil enerji yatırımlarımızdan da söz etmek gerekiyor. Zira sürdürülebilirlik işimizin ayrılmaz bir parçası. Bu alandaki çalışmalarımızla sektörümüzün öncüsü konumundayız" diyor. İzmir Karadağ'daki rüzgar enerjisi santralinin yanı sıra Uşak, Van, Balıkesir, Karaman ve Yozgat'ta konumlanan güneş enerjisi santrallerinin bulunduğunu belirten Akgüç, planlanan yatırımlar doğrultusunda "2050 yılında net sıfır olmayı hedefliyoruz" mesajını veriyor.

VAKIF KATILIM PAZARLAMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI MEHMET FATİH YORULMAZ: KÜLTÜREL MİRASI GELECEĞE TAŞIYAN ÇALIŞMALARINI YAYGINLAŞTIRIYOR

Vakıf Katılım Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Yorulmaz, Vakıf Katılım'ın sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca ekonomik kalkınma odağında değil, kültürel kalkınmayı da kapsayan uzun vadeli bir sorumluluk anlayışıyla ele aldığını belirterek, "Ekonomik kalkınmanın yanı sıra kültürel kalkınmaya da uzun vadeli ve kalıcı katkı sunmayı temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz" diyor. Bu anlayış doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar arasında toplumsal etkisi en güçlü projelerin başında Vakıf Eserleri Envanter Projesi geliyor.

HATAY'DAN BAŞLAYAN KÜLTÜREL ENVANTER ÇALIŞMASI

Kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması hedefiyle 2022 yılında başlatılan projeye Hatay'dan başladıklarını ifade eden Yorulmaz, Vakıflar Genel Müdürlüğü envanterine kayıtlı 117 vakıf eserinin yaklaşık üç ay süren kapsamlı saha çalışmasıyla 2 bin 600 fotoğraf karesi eşliğinde belgelenerek kayıt altına alındığını söylüyor. Kitap çalışmasının yanı sıra düzenlenen fotoğraf sergileriyle projenin binlerce kişiyle buluşturulduğunu vurgulayan Yorulmaz, Hatay depremi sonrasında ise bu çalışmanın vakıf eserlerinin tespiti ve korunması açısından kritik bir başvuru kaynağına dönüştüğünü aktarıyor. Projenin ikinci durağının Konya olduğunu belirten Yorulmaz, Konya'daki 289 vakıf eserinin 15 bin 200 fotoğraf karesiyle belgelendiğini, eserlerin tarihçelerinin de eklenmesiyle Konya Vakıf Eserleri kitabında bir araya getirildiğini söylüyor. Alanında uzman akademisyenler, sanat tarihçileri, mimarlar ve profesyonel fotoğrafçılardan oluşan ekip ile yürütülen çalışma sayesinde Konya'nın kültürel mirasının kalıcı bir referans kaynağına dönüştürüldüğünü dile getiren Yorulmaz, hazırlanan Hatay ve Konya kitaplarının kütüphanelere ve yerel yönetimlere ulaştırıldığını, aynı zamanda vakifkatilim.com.tr üzerinden dijital erişime de açıldığı bilgisini paylaşıyor.

BURSA VE KÜTAHYA ÇALIŞMALARI TAMAMLANIYOR

Vakıf Eserleri Envanter Projesi kapsamında Bursa ve Kütahya'daki vakıf eserlerine yönelik çalışmaların da tamamlandığını söyleyen Yorulmaz, "Yakın bir zamanda bu çalışmalarımızı da kitaplaştırarak geniş kitlelere ulaştıracağımız için heyecanlıyız" ifadelerini kullanıyor. Geçmiş KSS deneyimlerinin Vakıf Katılım'ın sürdürülebilirlik stratejisine yön verdiğini belirten Yorulmaz, "Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir başlık olarak değil; toplumsal, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla birlikte ele alıyoruz" diyor. Bu çerçevede kurumsal mirastan beslenen projelere odaklandıklarını ifade eden Yorulmaz, Osmanlı nezaketi, zarafeti ve iyilik anlayışı üzerine inşa edilen 'Kuşevleri Projesi' ile mimari miras üzerinden insan-doğa-şehir ilişkisinin görünür kılındığını yorumluyor. Üsküdar'daki Mimar Sinan Sanat Galerisi'nde düzenlenen Mirasım Kuşevleri sergisiyle kültürel sürdürülebilirliğin kurum stratejisinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ortaya koyduklarını belirtiyor.

(Vakıf Katılım Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Yorulmaz)

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU, FİNANSMAN DESTEĞİ VE GES YATIRIMLARI

Vakıf Katılım'ın KSS yaklaşımını çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik adımlarıyla da somutlaştırdığını kaydeden Yorulmaz, 2025 yılında 'TSRS ile uyumlu ilk Sürdürülebilirlik Raporu'nu yayımlandıklarını hatırlatıyor. Aynı yıl içinde 32 projeye toplam 1.93 milyar lira finansman desteği sağlandığını belirten Yorulmaz, Gaziantep Nizip'te hayata geçirilen GES yatırımıyla Genel Müdürlük ve şubelerin elektrik tüketiminin yenilenebilir kaynaklardan karşılanmaya başlandığını söylüyor. Ankara'daki yeni veri merkezi için planlanan ikinci GES yatırımıyla bu dönüşümü daha da ileri taşımayı hedeflediklerini de ifade ediyor. Gelecek döneme ilişkin KSS vizyonlarını da paylaşan Yorulmaz, "Önümüzdeki dönemde KSS vizyonumuzu; iş süreçlerimizden başlayarak finansman modellerimize, toplumsal fayda üreten projelerden kültürel mirasın korunmasına uzanan geniş bir alanda kararlılıkla sürdürmeyi hedefliyoruz" diyor. Operasyonel süreçlerde ve finansman desteklerinde sürdürülebilirlik odaklı uygulamaları yaygınlaştırarak toplum, çevre ve gelecek nesiller için kalıcı değer üretmeye devam edeceklerini vurguluyor.

TÜRKİYE İŞ BANKASI GENEL MÜDÜR YARDIMCISI SUAT SÖZEN: UZUN VADELİ TOPLUMSAL YATIRIM HAMLESİ

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, öncelikle eğitim, bilim, spor, çevre ve kültür-sanat alanlarında uzun soluklu, sürdürülebilir projeler hayata geçirmeye çalıştıklarını; bunları küçük ama anlamlı adımların zamanla büyüyen bir toplumsal etki yaratacağı inancıyla kurguladıklarını söylüyor. Bu çalışmalarda güçlü bir hikayenin parçası olmaya, gerçek bir ihtiyaca temas etmeye odaklandıklarını belirten Sözen, toplumsal meselelerde hiçbir kişi ya da kurumun tek başına belirleyici olamayacağına; kalıcı etkinin ancak iş birliğiyle mümkün olduğuna inandıklarını anlatıyor. Örneğin, 18 yıldır aralıksız sürdürdükleri Karneni Göster Kitabını Al kampanyası ile çocukların karne heyecanına kitapla eşlik ettiklerini dile getiren Sözen, çocukların okuma alışkanlığı edinmelerine katkı sağlamayı son derece kıymetli gördüklerini söylüyor. Yine 2008 yılında Darüşşafaka Cemiyeti iş birliğiyle başlatılan 81 İlden 81 Öğrenci projesinin, eğitim alanındaki en uzun soluklu sosyal sorumluluk projelerinden biri olarak yoluna devam ettiği bilgisini paylaşıyor. Çocukların ve gençlerin zihinsel gelişimine, eğitimine önemli katkılar sağlayan satranç sporunun ülkemizde yaygınlaşması ve daha erişilebilir olması amacıyla 20 yıl boyunca Türkiye Satranç Federasyonu'nun ana sponsorluğunu üstlendiklerini hatırlatan Sözen, bu süreçte satrancın analitik düşünen, çok boyutlu bakabilen nesiller yetişmesine somut katkılar sunduğunu gözlemlediklerini; 20 yılda elde edilen uluslararası başarılardaki büyük artışın yanında dünyaca tanınan genç büyükustalar yetiştiğini görmenin kendilerine gurur verdiğini aktarıyor. Yakın zamanda benzer bir başarı hikayesine eşlik etmek üzere Türkiye Tenis Federasyonu'nun ana sponsorluğunu üstlendiklerini; tenisin daha geniş kitlelere yayılması, yetenekli çocukların keşfedilmesi ve altyapının güçlendirilmesi için çalıştıklarını ifade ediyor.

'81 İLDE 81 ORMAN' YENİDEN HAYATA GEÇİYOR

Bir diğer uzun soluklu çalışmalarının çevresel sürdürülebilirlik üzerine olduğunu kaydeden Sözen, iklim krizi ve doğal kaynakların korunması konusunun artık ertelenemez bir sorumluluk olduğunu vurguluyor. Bu anlayışla 2008-2017 yılları arasında Orman Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen 81 İlde 81 Orman projesiyle 2 milyon 205 bin fidanı toprakla buluşturduklarını hatırlatıyor.

2024'te projeyi yeniden hayata geçirdiklerini belirten Sözen, ikinci fazda 2028'e kadar iki milyonu aşkın fidanı daha toprakla buluşturmayı hedeflediklerini söylüyor. Projenin arkasında tüm tarafların büyük emeği olduğunu ifade eden Sözen, ülkenin dört bir yanında 81 ilin her birinde iklim koşullarına en uygun fidanların seçildiğini, doğal bir ekosistem oluşturulmasının amaçlandığını, alanların düzenli bakımlarının yapıldığını ve her bir fidanın yaşaması için büyük bir gayret gösterildiğini açıklıyor.

(Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen)

DENİZLERDE BİLİMSEL İZLEME

Son dönemde hassas bir ekosistem olan denizleri odağa aldıklarından bahseden Sözen, 2021'de yaşanan müsilaj sorununun denizlerin karşı karşıya olduğu riskleri daha görünür kıldığını ifade ediyor. Bu farkındalıkla 2022 yılında Türkiye'nin ilk insansız su altı cihazı Deniz Kaşifi'ni ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün kullanımına sunduklarını dile getiriyor. Her yıl yapılan düzenli ölçümlerle tüm denizlerde veri toplayan cihazın, iklim değişikliğinin etkilerinin ve denizlerdeki ekolojik dönüşümün bilimsel olarak izlenmesine katkı sağladığını söyleyen Sözen, bunun yanında TÜDAV iş birliğiyle yürüttükleri Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları ve devamı niteliğindeki Denizlerin Ormanları: Mercanlar projeleriyle deniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik somut adımlar attıklarını vurguluyor. Önümüzdeki dönemde de odağı toplumsal ihtiyaçların en yoğun hissedildiği eğitim, kültür, sanat ve çevre alanlarına yönlendirmeye devam edeceklerini belirten Sözen, gençlerin gelişimini destekleyen, fırsat eşitliğini güçlendiren, toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sunan çalışmaların öncelikli gündemleri olmaya devam edeceğini; bunun yanında deniz ve orman ekosistemlerinin korunması, iklim kriziyle mücadele ve bilimsel araştırmaların desteklenmesi gibi alanlarda sorumluluk almayı sürdüreceklerini sözlerine ekliyor.

AKBANK MARKA VE İLETİŞİM BAŞKANI BERİL ALAKOÇ: "SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İNSAN İÇİN, HEPİMİZ İÇİN"

Akbank, KSS projelerini eğitim, gönüllülük, kültür-sanat ve girişimcilik olmak üzere dört ana başlıkta konumlandırıyor. Banka, Akbank Gençlik Akademisi ile altı yılda 345 bin gence ulaşırken, Dönüşümde Gelecek Var projesiyle Hatay ve çevresinde binin üzerinde okulda 190 binden fazla öğrencinin eğitim ortamını iyileştirdi. Akbank Marka ve İletişim Başkanı Beril Alakoç Beril Alakoç, Akbank'ta kurumsal sosyal sorumluluğun çevresel, toplumsal ve ekonomik etkinin kesişiminde ele alındığını belirterek, projeleri birbirleriyle kıyaslamak yerine 'bir bütünün parçaları' olarak değerlendirdiklerini ifade ediyor. Alakoç'a göre bu yapı sayesinde toplumun farklı kesimlerine ulaşan kapsayıcı bir etki alanı oluşturuluyor.

EĞİTİMDE GÜÇLÜ ETKİ: 345 BİN GENCE ERİŞİM

Akbank'ın en geniş ölçekli sosyal yatırımlarından biri eğitim alanında gerçekleşiyor. Alakoç'un paylaştığı bilgilere göre Akbank Gençlik Akademisi, son altı yılda Türkiye'deki 208 üniversitenin tamamından 345 bin gence ulaştı. Akbank'ın son dönemde öne çıkan projelerinden biri ise Hatay merkezli yürütülen Dönüşümde Gelecek Var çalışması oldu. Proje kapsamında Hatay ve çevresinde bini aşkın okulda 190 binden fazla öğrencinin eğitim ortamı iyileştirildi. Aynı zamanda proje, çevresel etkisiyle de dikkat çekiyor. Alakoç, bu girişimle 406 ton karbon salımının önlendiğini ve 6 milyon litre su tasarrufu sağlandığını belirtiyor.

(Akbank Marka ve İletişim Başkanı Beril Alakoç Beril Alakoç)

TÜRKİYE VE AVRUPA'NIN EN BÜYÜK İLERİ DÖNÜŞÜM HAREKETLERİNDEN BİRİ

Projenin ölçeğine dikkat çeken Alakoç, 'Dönüşümde Gelecek Var'ın Türkiye ve Avrupa'nın en büyük ileri dönüşüm hareketlerinden biri olduğunu vurguluyor. Akbank Genel Müdürlük binasının renovasyon sürecinde kullanım ömrünü tamamlayan birinci sınıf mobilyalar, okul eşyalarına dönüştürülüyor. Üretim süreci ise İskenderun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde kurulan ileri dönüşüm atölyesinde gerçekleşiyor. Bu atölyede öğrenciler ve öğretmenler, hem teknik bilgi kazanıyor hem de iş deneyimi elde ediyor. Üretilen sınıf, kütüphane ve oyun alanı mobilyaları, okullara ulaştırılarak çocuklara daha güvenli ve konforlu bir eğitim ortamı sunuyor. Projenin hedefi ise oldukça büyük: bin 300 okula 18 bin mobilya kazandırmak ve 400 bin çocuğun eğitim deneyimini iyileştirmek. Akbank'ın uzun yıllardır öncelik verdiği alanlardan biri de gönüllülük. Alakoç, 2012'de başlatılan Akbanklı Gönüllüler programıyla bugün bini aşkın çalışanın topluma katkı projelerinde aktif rol aldığını aktarıyor. 2015'te hayata geçirilen Şehrin İyi Hali projesiyle ise bugüne dek 22 bini aşkın üniversite öğrencisi gönüllülüğe teşvik edildiği bilgisini veriyor.

AKBANK SANAT İLE 700'ÜN ÜZERİNDE ETKİNLİK

Kültür-sanat alanında ise Akbank Sanat çatısı altında önemli bir erişim sağlanıyor. Alakoç'un verdiği bilgiye göre banka, Akbank Caz Festivali başta olmak üzere her yıl 700'ü aşkın etkinlikle toplumun her kesiminin sanata erişimini destekliyor. Genç sanatçılarla birlikte alanında öncü isimleri de desteklediklerini belirten Alakoç, aynı zamanda ulusal ve evrensel mirasa sahip çıkmayı da önemsediklerini vurguluyor. Akbank'ın girişimcilik çalışmalarında ise Endeavor Türkiye ile yürütülen Boost the Future gibi programlar öne çıkıyor. Banka, girişimcilik ekosistemini destekleyen çok sayıda programla sürdürülebilir büyümeyi teşvik etmeyi sürdürüyor.

TÜPRAŞ GENEL MÜDÜRÜ İBRAHİM YELMENOĞLU: "ENERJİMİZ GELECEĞE, DEĞERİMİZ TOPLUMA"

Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu, 'Enerjimiz Geleceğe' anlayışıyla sosyal ve kültürel gelişime katkı sağlayarak sürdürülebilir değer yaratmayı hedeflediklerini söylüyor. Yelmenoğlu, 2021 yılında açıklanan 'Stratejik Dönüşüm Planı' ile sürdürülebilirliğin iş stratejisinin merkezine yerleştirildiğini belirterek, çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarını kapsayan entegre bir model oluşturduklarını ifade ediyor. Yelmenoğlu'nun aktardığına göre şirket, tüm yatırım ve operasyonel kararlarını bu çerçevede değerlendirmeye başlıyor. Bu yaklaşımın temelinde ise yerel ihtiyaçları doğru analiz ederek kalıcı fayda üretmek bulunuyor. Sürdürülebilir değer yaratmanın ancak yerel kapasiteyi güçlendiren projelerle mümkün olduğuna dikkat çeken Yelmenoğlu, geçmiş deneyimlerin bu yönde güçlü bir farkındalık oluşturduğunu vurguluyor. Bu doğrultuda eğitim, kültür-sanat, spor ve çevrenin korunması gibi odak alanlarda geliştirilen sosyal sorumluluk projelerinin bölgelerin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlayacak şekilde tasarlanıp uygulandığını dile getiriyor.

'KODLUYORUM, MODELLİYORUM, ÜRETİYORUM'

Yelmenoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü (MEB TEGM) iş birliğiyle 2018 yılında başlatılan Enerjimiz Geleceğe: Kodluyorum, Modelliyorum, Üretiyorum projesinin, başarılı çıktılarıyla uzun soluklu toplumsal yatırım programları arasında öne çıktığını belirtiyor.

Bu proje kapsamında faaliyet gösterilen beş il ile depremden etkilenen Hatay ve Kahramanmaraş dahil olmak üzere toplam yedi ilde 46 ortaöğretim okulunda robotik kodlama, üç boyutlu modelleme ve üretim beceri sınıfları oluşturuluyor. Yelmenoğlu, "133 bini aşkın öğrenciye ulaştık; öğretmenlerimizin dijital yetkinlikler kazanmasına katkı sağladık" sözleriyle projenin etki alanına dikkat çekiyor. Öte yandan Yelmenoğlu, Koç Holding'in Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Nesiller Boyu Eşitlik Forumu taahhütleri doğrultusunda 2022'den itibaren kız çocuklarının güçlendirilmesinin projenin odağına alındığını da özellikle vurguluyor. Bu yaklaşımın, beş yıl boyunca kesintisiz geliştirilen programın etki alanını genişleterek örnek bir model haline getirdiğini ifade ediyor.

(Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu)

FEN DENEYLERİ PROGRAMI: 422 BİN ÖĞRENCİYE ULAŞIYOR

MEB TEGM iş birliğiyle yürütülen bir diğer çalışma olan Enerjimiz Öğrencilere: Fen Deneyleri Programı ise çocukların bilime erken yaşta ilgi duymasını hedefliyor. Yelmenoğlu, programın çocukların keşfetme becerilerinin gelişmesini ve geleceğin yetkin bireyleri olarak yetişmesini desteklediğini belirtiyor. Ar-Ge ekiplerinin gönüllü katkısı ve Boğaziçi Üniversitesi'nin akademik danışmanlığıyla hazırlanan fen deneyleri videoları, 2024 yılında EBA TV üzerinden 211 binden fazlası kız olmak üzere toplam 422 bini aşkın öğrenciye ulaşıyor. Yelmenoğlu bu noktada, "Bu deneyler çocukların bilimsel becerilerini desteklerken şirketimiz için kritik önem arz eden güvenli çalışma bilincini de güçlendiriyor" diyerek programın çok boyutlu katkısına işaret ediyor. Tüpraş'ın yaklaşımının yalnızca enerji üretimiyle sınırlı olmadığını söyleyen Yelmenoğlu, ülkenin enerjisini kesintisiz sağlarken toplumsal faydayı öncelik veren çalışmalarla farkındalık oluşturmayı ve faaliyet gösterilen bölgelerde yerel kalkınmayı desteklemeyi temel sorumluluk olarak gördüklerini ifade ediyor. Yelmenoğlu, bu yaklaşımın kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının merkezinde yer aldığını vurgulayarak, "Uzun vadeli projelerle kalıcı çözümler sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz" mesajını veriyor.

FORD OTOSAN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE KURUMSAL İLETİŞİM LİDERİ BURÇAK TÜRKERİ: ÖLÇÜLEBİLİR VE ÖLÇEKLENEBİLİR SOSYAL YATIRIM STRATEJİSİ

Ford Otosan'ın topluma katkı çalışmalarını daha bütünsel bir bakışla ele aldığını belirten Ford Otosan Sürdürülebilirlik ve Kurumsal İletişim Lideri Burçak Türkeri, bu yaklaşımı şirketin sürdürülebilir büyüme anlayışının doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Türkeri, toplumsal yatırımların arkasındaki temel bakışı şu sözlerle özetliyor: "Topluma katkı alanındaki çalışmalarımızı daha bütünsel bir bakışla toplumsal yatırım yaklaşımı içinde ele alıyoruz. Bu alanı sürdürülebilir büyüme anlayışımızın ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın doğal bir parçası olarak görüyoruz." Ford Otosan'ın üretimden istihdama, eğitimden çevreye uzanan geniş bir etki alanına sahip olduğuna dikkat çeken Türkeri, bu nedenle projelerin kalıcı fayda yaratma potansiyeli, ölçülebilir etki ve ölçeklenebilirlik kriterleriyle tasarlandığını vurguluyor. Bu çerçevede son dönemde en geniş etkiyi yaratan çalışmanın 2024 yılında hayata geçirilen Gelecek Hayalim projesi olduğunu belirten Türkeri, projenin iki temel ihtiyacı birlikte ele alarak tasarlandığını söylüyor. Bir yanda otomotiv ve teknoloji sektörlerinde dijitalleşme ve yapay zeka gibi alanlarda yeni yetkinlik ihtiyacı, diğer yanda ise STEM alanlarında kadın temsilinin hâlâ sınırlı olması. Türkeri, bu noktada projenin amacını şöyle aktarıyor: "Kadınların teknoloji odaklı alanlarda daha güçlü şekilde yer almasını destekleyen bütüncül bir model geliştirme ihtiyacını karşılayan bir proje ortaya çıkardık."

(Ford Otosan Sürdürülebilirlik ve Kurumsal İletişim Lideri Burçak Türkeri)

'GELECEK HAYALİM' İLE ÇOK KATMANLI PROGRAM

Türkeri'ye göre Gelecek Hayalim, yalnızca bir eğitim dizisi değil; farkındalıktan teknik yetkinliğe, mentorluktan istihdam hazırlığına uzanan çok katmanlı bir gelişim platformu olarak kurgulandı. Program, Vehbi Koç Vakfı'nın destekleri başta olmak üzere çeşitli sivil toplum kuruluşları ve proje partnerleriyle birlikte yürütülüyor. Türkeri, projeye 2026 sonuna kadar 100 bin kadına ulaşma hedefiyle başladıklarını, ancak bu hedefin planlanandan önce gerçekleştiğini belirterek, "2025 yılı sonu itibarıyla 115 bin 79 kadın ve kız çocuğuna erişerek bu hedefi planlanandan önce tamamladık" açıklamasında bulunuyor. Gelecek Hayalim dışında, teknoloji ve girişimcilik alanında genç kadınları destekleyen Birbirini Geliştiren Kadınlar programı da Ford Otosan'ın öne çıkan çalışmaları arasında yer alıyor. Türkeri, son dört yılda 4 bin 280 kadının faydalandığı programın teknik beceri kazanımı ve liderlik gelişimi alanlarında güçlü sonuçlar ürettiğini söylüyor. Afet sonrası dönemde kurulan Umut Kent-Gelecek Hayalim Merkezleri de Türkeri'nin dikkat çektiği önemli başlıklardan biri. Adıyaman, Hatay ve Kahramanmaraş'ta kurulan bu merkezlerde kadınlar, gençler ve çocuklar için güvenli ve kapsayıcı gelişim alanları oluşturuldu. Türkeri, bu merkezlerle 25 bini aşkın kişiye destek sağlandığını belirterek, modelin kriz dönemlerinde hızlı aksiyon alan dayanıklılık yaklaşımına örnek oluşturduğunu ifade ediyor.

MESLEKİ EĞİTİM ODAĞI

Ford Otosan'ın toplumsal yatırım yaklaşımının önemli ayaklarından birinin de mesleki eğitim olduğunu belirten Türkeri, Milli Eğitim Bakanlığı ile yürütülen iş birlikleri ve sektöre entegre okul modeliyle öğrencilerin üretim ortamında yetişmesini ve mezuniyet sonrası istihdama daha güçlü geçiş yapmasını hedeflediklerini aktarıyor. Türkeri'ye göre Ford Otosan'ın toplumsal yatırım yaklaşımı yıllar içinde gelişti ve olgunlaştı. Bu süreçte en temel çıkarım ise kısa vadeli desteklerin ötesine geçip sistematik ve uzun soluklu yapılar kurmanın gerekliliği oldu. Bu dönüşümün önemli örneklerinden biri olarak Bal Arıları Mühendis Oluyor projesini gösteren Türkeri, bu projenin liseli genç kızların mühendisliğe ilgisinin yüksek olduğunu ancak rol model ve yönlendirme eksikliğinin önemli bir bariyer oluşturduğunu ortaya koyduğunu söylüyor. Türkeri, bu öğrenimin Gelecek Hayalim'in tasarımında belirleyici olduğunu ifade ediyor. Gelecek dönemde Ford Otosan'ın odağını üç başlıkta netleştirdiğini belirten Türkeri, bu alanları şöyle sıralıyor: eğitimde derinleşme ve sektörel entegrasyon, fırsat eşitliğinde ölçülebilir ve yaygınlaştırılabilir modeller, etki ölçümünü karar süreçlerinin merkezine yerleştirme. Türkeri bu yaklaşımı, "Yalnızca kaç kişiye ulaştık değil, hangi değişimi yarattık sorusunu soruyoruz" sözleriyle anlatıyor.

BSH TÜRKİYE CEO'SU ALPER ŞENGÜL: TEKNOLOJİYLE ÜRETEN NESİLLER YETİŞTİRİLİYOR YAYGINLAŞTIRILIYOR

BSH Türkiye CEO'su Alper Şengül, şirketin sosyal sorumluluk vizyonunu teknoloji ve toplumsal fayda ekseninde şekillendirdiklerini belirterek şunları söylüyor: "BSH Türkiye olarak geleceğin dünyasında söz sahibi olacak bireylerin bugünden teknolojiyle bilinçli ve üretken bir ilişki kurmasının kritik olduğuna inanıyoruz." BSH Türkiye, bu vizyon doğrultusunda 2017 yılında Kodluyoruz Derneği iş birliğiyle Geleceği Kodlayanlar (Makers of Tomorrow-MoT) programını hayata geçirdi. Program kapsamında çocuklara ve gençlere yönelik dijital beceri geliştirme ve teknolojiyle yaratıcı etkileşim kurma fırsatları sunuluyor. Elektronik, robotik ve 3D tasarım gibi alanlarda atölyeler düzenlenirken, makersoftomorrow.online web sitesi üzerinden uygulama videoları ve YouTube kanalından #AileceKodluyoruz dijital rehberlik kaynakları paylaşılıyor. Bu çalışmalarla yaklaşık dokuz bin öğrenci ve öğretmene bire bir erişim sağlanırken, bir milyona yakın dijital kullanıcıya ulaşıldı.

MARKALARLA TOPLUMSAL FAYDA ODAĞI

Şengül; Bosch, Siemens ve Profilo markalarıyla da toplumsal faydayı baz alan projelere destek vermeyi sürdürdüklerini ifade ediyor. Profilo'nun Habitat Derneği iş birliğiyle yürüttüğü Kadın İşi Girişim projesine değinen Şengül, iki yılda ulaşılması hedeflenen kadın sayısına ilk altı ayda ulaşıldığını belirtiyor. 2025 yılında başlayan proje kapsamında bugüne kadar bin 500 girişimci kadına iş modeli oluşturma, dijital pazarlama, finansal okuryazarlık ve web tabanlı tasarım alanlarında eğitimler verildi. Eğitimlerin bu yıl da devam edeceğini vurgulayan Şengül, programın devamı niteliğinde Mentorluk ve İş Geliştirme Desteği Programı'nın da hayata geçirildiğini aktarıyor.

(BSH Türkiye CEO'su Alper Şengül)

YENİ DÖNEMDE ÖNCELİK: ETKİYİ DERİNLEŞTİRMEK

Bosch'un toplumsal cinsiyet eşitliği odağında geliştirdiği projeler de BSH Türkiye'nin sosyal fayda vizyonunda önemli bir yer tutuyor. Bu kapsamda İstanbul Modern iş birliğiyle yürütülen Bir Hayalin İzinde projesine dikkat çeken Şengül, genç kızların çağdaş sanatla doğrudan temas kurabilecekleri güçlü bir eğitim programı oluşturduklarını söylüyor. BSH Türkiye'nin uzun soluklu projelerinden biri de Bosch Çevre Çocuk Tiyatrosu. Şengül, 2008 yılından bu yana devam eden projenin erken yaşta çevre bilinci kazandırmayı hedeflediğini belirterek, tiyatronun eğitici gücüyle 200 binden fazla çocuğa doğrudan ulaşıldığını vurguluyor. Türkiye'nin 81 ilinde 600'ün üzerinde temsil ile sahnelenen proje, pandemi döneminde dijital platformlara taşınarak Spotify üzerinden ücretsiz erişime açıldı. Şengül, 17 yıldır kesintisiz devam eden bu çalışmanın güçlü iş birlikleri sayesinde sürdürülebilirliğini koruduğunu ve binlerce çocuğun çevre duyarlılığı kazanmasına katkı sağladığını dile getiriyor. Şengül, geçmiş KSS deneyimlerinin BSH Türkiye'nin bugünkü iş yaklaşımına da yön verdiğini ifade ederek, "Bugün iş stratejimizde de sürdürülebilirliği yeteneği güçlendiren, fırsat eşitliğini destekleyen ve geleceği bugünden şekillendiren bütüncül bir dönüşüm modeli olarak ele alıyoruz" diyor. Şengül, yenilikçi ve teknolojik ürünlerle tüketicilerin hayat kalitesini artırırken, sosyal sorumluluk projeleriyle toplumsal fayda ve sürdürülebilirlik katkısını da büyütmeyi hedeflediklerini kaydediyor. Önümüzdeki döneme ilişkin KSS vizyonunu da paylaşan Şengül, güçlü sivil toplum iş birlikleriyle ilerleyerek etkiyi derinleştirmeyi hedeflediklerini vurguluyor. Şengül, hedeflerini şu sözlerle özetliyor: "Amacımız teknolojiyi değer üreten bir güç olarak konumlayan, özgüveni yüksek ve donanımlı bir neslin yetişmesine katkı sağlamak."

ANADOLU SİGORTA KURUMSAL İLETİŞİM, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE AFET YÖNETİMİ KOORDİNATÖRÜ BERNA SEMİZ ERGÜNTAN: TEKNOLOJİYLE ORMANLARI İZLİYOR, EĞİTİM VE HAYVAN DOSTLARI İÇİN SAHADA OLUYOR

Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Semiz Ergüntan, bugüne kadar hayata geçirilen kurumsal sosyal sorumluluk projeleri arasında en yüksek toplumsal etkiyi yaratan çalışmaların başında Ormanın Gözleri projesinin geldiğini belirtiyor. Ergüntan, 2022 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle başlatılan projenin, "İklim kriziyle mücadelede teknolojiyi etkin biçimde kullanan öncü bir uygulama" niteliği taşıdığını vurguluyor. Ergüntan, projenin sahadaki etkisine ilişkin ise şu bilgileri paylaşıyor: "Ormanın Gözleri projesinde üç yılda yapımı tamamlanan toplam 16 kuleyle 812 bin 700 hektarlık bir alan gözetleniyor. Bugüne kadar yaklaşık 250 yangın, kulelerimiz aracılığıyla erkenden tespit edildi ve yangınların büyümesi önlendi." Projeyle yalnızca yangınların erken tespit edilmediğine dikkat çeken Ergüntan, bu çalışmanın aynı zamanda yaban hayatının korunmasına, kaçak avcılığın ve yasa dışı faaliyetlerin önlenmesine ve afet anlarında iletişimin güçlendirilmesine katkı sağladığını ifade ediyor. Ergüntan, 2026 yılında devreye alınacak yeni kulelerle yaklaşık 1.2 milyon hektarlık alanı izlemeyi hedeflediklerini de aktarıyor.

"ANADOLU SİGORTA KÜTÜPHANELERİ İLE BİNLERCE ÖĞRENCİYLE BULUŞUYOR"

Toplumsal etki yaratan bir diğer projenin 'Anadolu Sigorta Kütüphaneleri' olduğunu söyleyen Ergüntan, 2023'te başlatılan çalışma kapsamında bugüne kadar toplam 28 okulda kütüphane kurduklarını ve 40 binin üstünde kitabı öğrencilerle buluşturduklarını dile getiriyor. Kapsayıcı yaklaşımı öne çıkaran Ergüntan, görme engelli öğrenciler için özel olarak tasarlanan kütüphaneler ile özel eğitim sınıflarına sağlanan teknolojik desteklerin bu projeyi daha da güçlendirdiğini ifade ediyor. Ergüntan, 2024 yılında Kurtaran Ev Derneği iş birliğinde hayata geçirilen Kurtaran Araç projesiyle sokak hayvanlarının tedavisi ve rehabilitasyonu için taşınabilir bir kliniğin devreye alındığını belirtiyor. Bu projenin yalnızca günlük ihtiyaçlara yanıt vermediğini söyleyen Ergüntan, "Kurtaran Araç ayrıca afet durumlarında o bölgelere giderek afetten etkilenen can dostlarımızın tedavisine de destek oluyor" diyor.

(Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Semiz Ergüntan)

"BİR USTA BİN USTA İLE 1000 USTA ADAYI YETİŞTİRDİK"

Kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmaların da önemli bir yer tuttuğunu belirten Ergüntan, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla Anadolu'da kaybolmak üzere olan meslekleri yeniden canlandırmak amacıyla hayata geçirilen ve 10 yıl süren 'Bir Usta Bin Usta' projesiyle 1000 usta adayı yetiştirildiğini ifade ediyor. Ergüntan, "Bir Usta Bin Usta sosyal sorumluluk projemiz halen yeni uygulamalarda hayat bulmayı sürdürüyor" sözleriyle projenin devam ettiğini vurguluyor.

"SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İŞ STRATEJİLERİMİZİN AYRILMAZ PARÇASI"

Geçmiş KSS deneyimlerinin bugünkü sürdürülebilirlik yaklaşımını doğrudan şekillendirdiğini belirten Ergüntan, sürdürülebilirliği yalnızca bir yan faaliyet olarak görmediklerinin altını çiziyor. Ergüntan, bu yaklaşımı şu sözlerle ifade ediyor: "Bugüne kadar edindiğimiz deneyimler, sürdürülebilirliği şirketimizin temel iş stratejilerine entegre etmemizi sağladı. Bizler sosyal sorumluluğu, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir alan değil; gelecek nesillere karşı duyulan kurumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz." Bu doğrultuda çevresel ve sosyal riskleri öngören, önleyici ve uzun vadeli değer yaratmayı hedefleyen bir yaklaşım benimsediklerini aktaran Ergüntan, sürdürülebilirliğin ürün geliştirme süreçlerinden operasyonel faaliyetlere, dijital dönüşümden iş birliklerine kadar tüm iş yapış biçimlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini dile getiriyor.

ENERJİSA ÜRETİM VARLIK YÖNETİMİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DİREKTÖRÜ MURAT ERÖZ: KADIN İSTİHDAMI, TARIM VE YEŞİL BECERİLER ÖNE ÇIKIYOR

Enerjisa Üretim, son dönemde toplumsal etkisi yüksek projelerini eğitim, kadın istihdamı, kırsal kalkınma ve yeşil dönüşüm odağında genişletiyor. Şirket, sürdürülebilirliği yalnızca sosyal sorumluluk çerçevesinde değil, iş stratejisinin merkezinde konumlandırıyor. Saha projelerinde iklim değişikliğine uyum temasını ana yaklaşım olarak benimsiyor. Enerjisa Üretim Varlık Yönetimi ve Sürdürülebilirlik Direktörü Murat Eröz, şirketin yaklaşımını şu sözlerle anlatıyor: "İhtiyaç odaklı bağışlarımızı artık daha kalıcı ve entegre bir kalkınma anlayışının parçası olarak kurguluyoruz."

KADINLARIN ENERJİ SEKTÖRÜNE GİRİŞİNİ GÜÇLENDİREN WOMENTUM

Enerjisa Üretim, Womentum projesiyle mezuniyet aşamasındaki kadın öğrencilerin enerji sektörüne girişte rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Şirket, proje kapsamında mülakat teknikleri, enerji piyasaları, finansal okuryazarlık ve dijital beceriler gibi alanlarda eğitimler düzenliyor. Womentum projesi, 2023 yılında International Business Award ödülü kazandı. Dört yılda programa toplam 13 bin 757 başvuru alan firma, 7 bin 467 öğrenciye eğitim desteği sağlıyor. Şirket, REDKA (Rüzgarı Enerjiye Dönüştüren Kadınlar) projesiyle Türkiye genelinde mühendislik ve teknik eğitim almış son sınıf öğrencileri ile yeni mezunları programa dahil ediyor. Altı ay süren eğitimlerin ardından istihdam imkanı sağlıyor.

(Enerjisa Üretim Varlık Yönetimi ve Sürdürülebilirlik Direktörü Murat Eröz)

AGRİVOLTAİK TARIM SAHALARIYLA ENERJİ VE ÜRETİM AYNI ALANDA

Ovacık'ta yüzde 100 kadın çalışanların istihdam edildiği bir rüzgar santrali modelini hayata geçiren Enerjisa Üretim, Beykoz Komşuköy arazisini ve Bandırma Enerji Üssü'nü agrivoltaik tarım sahaları olarak değerlendiriyor. Şirket, güneş panelleri altında yaban mersini, biberiye, salatalık, biber, patlıcan, karnabahar ve lahana gibi ürünler yetiştiriyor. Yenilenebilir enerji sektörüne ileri teknoloji becerilerine sahip teknisyenler kazandırmak için Geleceğin Teknisyenleri projesini yürüten şirket, üniversitelere ve meslek yüksekokullarına kadın kontenjanlı öğrenci alımını gerçekleştiriyor. Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle Power MBA programını oluşturan Enerjisa Üretim, enerji sektöründe nitelikli gelişim olanakları sunmayı hedefliyor. Şirket, liderlik becerilerini güçlendirmeyi ve sektöre yön veren insan kaynağını geliştirmeyi amaçlıyor.

2026 VİZYONU: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE UYUM VE YEŞİL BECERİ ODAKLI İSTİHDAM

Enerjisa Üretim, 2026 yılında devam edecek tüm saha projelerinde 'iklim değişikliğine uyum' temasını çatı yaklaşım olarak benimsiyor. Şirket, bu doğrultuda 'yeşil iş ve beceri odaklı istihdam' hedefiyle planlamalarını yürütüyor. Kurumsal sosyal ilişkiler kapsamında eğitim, bölgesel kalkınma ve altyapı, ekonomik güçlenme ve geçim kaynakları, sağlık ve sosyal refah, kültür ve çevre, toplumsal cinsiyet ve eşitlik olmak üzere altı tema belirleyen firma, tüm iş birliklerinde iklim değişikliğine uyum ve yeşil istihdam hedefini benimseyen kurumlarla çalışmayı önceliklendiriyor.

TÜRK TELEKOM KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ ARİF SANCAKTAROĞLU: AKM'DE 'ERİŞİLEBİLİR TİYATRO' YENİ SEZONDA DA SÜRÜYOR

'Türkiye'ye Değer' anlayışıyla kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarını sürdüren Türk Telekom, engelli bireylerin kültürel etkinliklere eşit katılımını desteklemeye devam ediyor. AKM ve İstanbul Devlet Tiyatrosu iş birliğiyle yürütülen 'Erişilebilir Tiyatro' projesi, üçüncü sezonunda da sanatseverlerle buluşmayı sürdürüyor. Proje kapsamında ekim ayında 'Rumuz Goncagül' erişilebilir hale getirilirken, kasım ayında 'Kapıların Dışında', 'Suçsuzlar Çağı Suçlular Çağı' ve 'Gergedanlar' oyunları engelli sanatseverlerle buluşuyor. Proje kapsamında sahne turu, sesli betimleme ve üst yazı uygulamalarına ek olarak ilk defa 'Gergedanlar' oyununda işaret dili uygulaması da kullanılıyor. Böylece tiyatro deneyimi daha kapsayıcı hale geliyor. 27 Aralık'ta ise 'Vanya Dayı' isimli Devlet Tiyatrosu oyunu seyirciyle buluştu. Proje ile tiyatro oyunları görme ve işitme engelli bireyler için görsel, işitsel ve fiziksel engelleri aşan bir sanat deneyimi sunmayı sürdürüyor.

(Türk Telekom Kurumsal İletişim Direktörü Arif Sancaktaroğlu)

"AKM'NİN ERİŞİLEBİLİR BİR KÜLTÜR MERKEZİ HALİNE GELMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUZ"

Türk Telekom Kurumsal İletişim Direktörü Arif Sancaktaroğlu, kültür-sanatta erişilebilirliğe verdikleri desteğin devam ettiğini vurgulayarak şöyle diyor: "Türk Telekom olarak teknolojiyi toplum yararına sunma vizyonumuzla kültür sanatta erişilebilirliği desteklemeyi sürdürüyoruz. Sunduğumuz teknolojilerle AKM'nin engelleri aşan, herkes için erişilebilir bir kültür merkezi haline gelmesinden memnuniyet duyuyoruz. Büyük ilgi gören ve hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden 'Erişilebilir Tiyatro' projemiz, ana destekçisi olduğumuz AKM'de bu sezon da devam ediyor. Herkes için erişilebilir bir yaşam hedefi doğrultusunda sosyal sorumluluk projelerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz." Erişilebilir Tiyatro kapsamında sahnelenen oyunlarda, görme engelli sanatseverler sesli betimleme uygulamasıyla mekan, zaman, karakterler ve görsel detayları diyalog aralarında aktarım yoluyla takip edebiliyor. Oyun öncesinde gerçekleştirilen özel sahne turları sayesinde sanatseverler dekor, kostüm ve objelere dokunarak sahneyle önceden tanışma fırsatı yakalıyor. Üst yazı uygulamasıyla diyaloglar anlık olarak yazılı şekilde aktarılırken, işitme engelli bireyler için tiyatro deneyimi erişilebilir hale getiriliyor.

TÜRKİYE KALKINMA VE YATIRIM BANKASI GENEL MÜDÜRÜ İBRAHİM ÖZTOP: SOSYAL VE ÇEVRESEL ETKİYİ ÖNCELİKLENDİRİYOR

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, bankanın yarım asrı aşan tecrübesiyle sosyal sorumluluk projelerini tamamlayıcı bir unsur değil, kurum kültürünün temel bileşeni olarak gördüğünü vurguluyor. Öztop, sürdürülebilir kalkınmanın kapsayıcı bir anlayışla mümkün olduğuna inandıklarını belirterek, ekonomik değer üretmenin yanı sıra toplumsal fayda yaratmayı ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye bırakmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Bu kapsamda geleneksel hale gelen İyilik Kermesi projesiyle, çalışanların el emeği ürünlerinden elde edilen gelir deprem bölgesinden tedarik edilen ürün ve hizmetlerle ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Öztop, bankanın STK'lar ve derneklerle yürüttüğü iş birlikleriyle dayanışma kültürünü güçlendirdiğini; İstanbul Maratonu'na katılım, kadın üreticilere destek, özel günlerde sosyal fayda odaklı hediye temini, çevre bilincini artırmaya yönelik kitap setleri ve fidan dikimi gibi çalışmalarla bu yaklaşımı yıl geneline yaydıklarını anlatıyor. Ayrıca Dünya Bankası ve Avrupa Birliği iş birliğiyle yürütülen Kayıtlı İstihdam Yaratma Projesi kapsamında göçten etkilenen illerde kayıtlı istihdamı artırmaya yönelik hibe programlarının sürdüğünü belirten Öztop, İSEDAK programlarıyla da üye ülkelerde tarım, ticaret, ulaşım ve yoksulluğun azaltılması gibi alanlarda bölgesel kalkınmaya katkı sağladıklarını söylüyor. Banka, önümüzdeki dönemde de sorumlu bankacılık anlayışıyla sosyal ve çevresel etki odaklı projelerini kararlılıkla sürdürecek.

TEKNOSA CEO'SU SİTARE SEZGİN: KADINLARIN DİJİTAL GÜCÜ DESTEKLENİYOR

Teknosa, toplumsal fayda odağında en yüksek etkiyi Habitat Derneği iş birliğiyle yürüttüğü Kadın için Teknoloji projesiyle yaratıyor. 19'uncu yılına giren ve Türkiye'nin en uzun soluklu KSS projeleri arasında yer alan çalışma kapsamında bugüne kadar 41 binin üzerinde kadına teknoloji eğitimleri veriliyor. Teknosa CEO'su Sitare Sezgin, 2025'te yapılan analizde projeye son üç yılda yapılan her 1 liralık yatırımın 4.16 lira sosyal fayda ürettiğini öne sürerken, bu sayede kadınların dijital dünyada daha bilinçli hareket etmeyi öğrendiğini, içerik üretimi, grafik tasarım ve mobil fotoğrafçılık gibi alanlarda yetkinlik kazanarak iş yaşamlarına daha güçlü katkı sunulduğunu vurguluyor. 2025'te dört binden fazla kadına ulaşılan projede, yapay zekada eğitim modülleri arasına eklenirken; 2026 eğitimleri ocak ayında çevrim içi programlarla 371 kadınla buluşarak devam ediyor. Sezgin, kurumsal sosyal sorumluluğu Teknosa'nın sürdürülebilirlik yaklaşımı ve iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırdıklarını belirtiyor. Önümüzdeki dönemde kapsayıcı projelerle kadınların ve gençlerin dijital becerilerini güçlendirmeyi, yapay zeka, dijital güvenlik ve veri okuryazarlığı gibi başlıklarda daha derinleşmeyi hedeflediklerini ifade ediyor. Ayrıca İlham Veren Buluşmalar etkinlikleriyle kadınları iş dünyasında fark yaratan isimlerle bir araya getirerek networking alanı oluşturduklarını kaydeden Sezgin, çevresel etkileri azaltmaya yönelik farkındalık çalışmaları ve sorumlu tüketimi teşvik eden projelerle de uzun vadeli, ölçülebilir bir sosyal etki yaklaşımı oluşturmayı amaçladıklarını dile getiriyor.

MEDIAMARKT TÜRKİYE CEO'SU HULUSİ ACAR: "HİÇBİR ÇOCUK GERİDE KALMAMALI"

MediaMarkt Türkiye, sosyal sorumluluk yaklaşımını 'Daha İyiye' vizyonu altında şekillendiriyor. Bu vizyonun merkezinde yer alan Eğitimle Daha İyiye programı ise 6 Şubat depremlerinin ardından çocukların güvenli ve kesintisiz eğitime erişimini sağlamak amacıyla TEGV iş birliğiyle yürütülüyor. Program sayesinde, Ekim 2023'ten bu yana Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay ve Malatya'daki MediaMarkt Ateşböceği öğrenim birimlerinde 11 bin 297 çocuk, 145 bin 789 saatin üzerinde eğitim alırken; kodlama, bilişim, tasarım ve sanat gibi alanlara ek olarak yapay zeka odaklı atölyelerle geleceğin becerilerine hazırlanıyor. MediaMarkt Türkiye CEO'su Hulusi Acar, sürdürülebilirliği yalnızca sosyal sorumluluk projeleriyle sınırlı görmediklerini, tüm süreçlere entegre ettiklerini vurguluyor. Bu kapsamda şirket, döngüsel ekonomi için yenilenmiş cihaz uygulamalarını büyütürken; kahve posalarının ileri dönüşümüne yönelik projeler geliştiriyor ve BlindLook iş birliğiyle mağazalarda ve dijital kanallarda görme engellilere yapay zeka tabanlı sesli destek sunuyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde ise 'teknolojinin kadını erkeği yoktur' yaklaşımıyla kadın istihdamını artırmayı hedefleyen MediaMarkt Türkiye, uzun vadede TEGV ile yapay zeka eğitimini daha fazla çocuk için erişilebilir kılmayı öncelikleri arasında konumlandırıyor.

L'ORÉAL TÜRKİYE KURUMSAL İLİŞKİLER VE ETKİLEŞİM DİREKTÖRÜ & ÜLKE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK LİDERİ İREM KARAODA: 'BİLİM KADINLARI İÇİN' PROGRAMIYLA 23 YILDIR KALICI ETKİ YARATIYOR

L'Oréal Türkiye, en yüksek ve kalıcı toplumsal etkiyi UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliğiyle 23 yıldır kesintisiz yürütülen Bilim Kadınları İçin Programı ile yaratıyor. L'Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, programın yalnızca bir sosyal sorumluluk projesi değil; bilim kadınlarının görünürlüğünü artıran, rol modeller oluşturan ve kuşaklar arasında köprü kuran uzun vadeli bir etki yaklaşımı olduğunu vurguluyor. "Bugüne kadar 128 bilim kadını desteklenirken, bu isimlerin 100'ünün bugün profesör ya da doçent olarak akademiye katkı sunmayı sürdürmesi, programın kadınların bilim yolculuğunda sürdürülebilir güçlenme sağladığını gösteriyor" diyenTanrıkulu, bu yaklaşımın, 50+ Tekno Kadın Guru Programı gibi girişimlerle kadınların dijital güçlenmesini desteklemeye zemin hazırladığını ifade ediyor. Öte yandan Gelecek İçin L'Oréal sürdürülebilirlik programı kapsamında dijital karbon ayak izi azaltımı, yeniden doldurulabilir ürünler, ileri dönüşüm projeleri ve sıfır atık hedefleri gibi çalışmalarla çevresel ve toplumsal etkinin iş stratejisine entegre edildiğini aktarıyor. Önümüzdeki dönemde ise şirketin KSS vizyonu; bilimde cinsiyet eşitliğini güçlendirmek, yaş almış kadınların teknolojiyle buluşmasını desteklemek ve sürdürülebilir inovasyonu sektör genelinde ölçeklendirmek odağında şekilleniyor.

ESTÉE LAUDER COMPANIES TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ NAZLI KORUYAN ALTIPAT: KADINLARIN İLERLEMESİ SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARININ TEMELİ OLARAK GÖRÜLÜYOR

Estée Lauder Companies Türkiye, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ile yürütülen PinkLine ve Toplum Gönüllüleri Vakfı ile hayata geçirilen Adımlarınla Parla-Genç Kadınlar İçin Gelişim Programı ile sosyal etki alanında iki ana projeye odaklanıyor. PinkLine kapsamında kanser tedavisi gören kadınlara çevrim içi psikolojik destek, beslenme danışmanlığı ve bire bir güzellik seansları sunulurken; bugüne kadar üç binden fazla kadına ulaşılıyor ve 7 bin 800'ün üzerinde seans gerçekleştiriliyor. Genç kadınlara yönelik programda ise üniversite öğrencilerinin kişisel ve profesyonel becerilerini geliştirecek eğitimler, iş hayatına dair farkındalık etkinlikleri ve toplumsal cinsiyet eşitliği odağında proje fon desteği sağlanıyor. Estée Lauder Companies Türkiye Genel Müdürü Nazlı Koruyan Altıpat, şirketin KSS yaklaşımının yalnızca sosyal projelerle sınırlı kalmadığını, sürdürülebilir büyüme stratejisinin merkezinde yer aldığını vurguluyor. Kadınların gelişimi ve ilerlemesini temel bir öncelik olarak konumlandıran şirket, Türkiye'de toplam iş gücünün yüzde 76'sını kadın çalışanlardan oluştururken, saha ve ofis operasyonlarındaki liderlik rollerinin yüzde 70'ini de kadınların üstlenmesiyle bu yaklaşımı somutlaştırıyor. Önümüzdeki dönemde ise şirketin KSS vizyonu; kadın sağlığı, kadınların güçlenmesi, sürdürülebilirlik ve sosyal etki başlıklarında derinleşerek devam ediyor.

SAMSUNG TÜRKİYE KURUMSAL PAZARLAMA KIDEMLİ DİREKTÖRÜ ERKAN YILDIRIM: GENÇLERİ YAPAY ZEKA ÇAĞININ YETKİNLİKLERİYLE BULUŞTURUYOR

Samsung Türkiye, 30 yılı aşkın süredir 70 ülkede 'Together for Tomorrow! Enabling People' vizyonuyla yürüttüğü kurumsal sosyal sorumluluk projeleriyle gençlere kapsamlı eğitim programları sunuyor. Bu yaklaşımın Türkiye'deki en güçlü örneklerinden biri olan Samsung Innovation Campus, 2019'dan bu yana UNDP Türkiye iş birliğiyle 18-29 yaş aralığındaki gençlere yapay zeka odaklı eğitim veriyor. Program bugüne kadar 688 mezun çıkarırken mezunların yüzde 90'ının iş bulduğu veya girişim kurduğunu belirten Samsung Türkiye Kurumsal Pazarlama Kıdemli Direktörü Erkan Yıldırım, Habitat Derneği iş birliğiyle yürütülen Samsung Solve For Tomorrow programıyla da gençlerin toplumsal ve çevresel sorunlara yönelik teknolojik çözümler geliştirmesinin desteklendiğini aktarıyor. Beş yıldır Türkiye'de sürdürülen program kapsamında Tasarım Odaklı Düşünme eğitimleriyle bugüne kadar 7 bin 500'den fazla gence ulaşıldığını dile getiren Yıldırım, Samsung'un KSS vizyonunun merkezinde ise teknoloji ve inovasyonu daha adil ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olarak konumlandırarak, gençleri yapay zeka ile şekillenen yeni dünyaya hazırlamanın yer aldığını söylüyor.

BAYER TÜRKİYE KURUMSAL İLETİŞİM SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ LİDERİ ELİF ATEŞ: KÖY OKULLARINDA BİLİMİ GELİŞTİRİYOR

Bayer Türkiye, sosyal etki odağını bilim okuryazarlığını güçlendiren projelere yöneltiyor. Bayer Genç Bilim Elçileri, Bayer Liseler Arası Bilim Yarışması ve Bilimle Buluş projeleriyle bugüne kadar 80 bini aşkın çocuk ve gence ulaşıldığını belirten Bayer Türkiye Kurumsal İletişim ve Sosyal Sorumluluk Projeleri Lideri Elif Ateş, 2024'te KODA iş birliğiyle hayata geçirilen Köyde Meraklı Sınıflar projesinin ise özellikle köy okullarında görev yapan öğretmenleri destekleyerek çarpan etkisi yaratmayı hedeflediğini vurguluyor. Ateş, proje kapsamında hazırlanan Köyde Meraklı Sınıflar Uygulama Rehberi ile öğretmenlerin fen bilimlerini çocuklara daha eğlenceli ve katılımcı yöntemlerle aktarmasının amaçlandığını ifade ediyor. Projenin ilk yılında 100'ü deprem bölgesinde olmak üzere binin üzerinde köy öğretmeni ve öğretmen adayına ulaşıldığını, böylece yaklaşık 17 bin öğrencinin hayatına dokunulduğunu aktarıyor. Rehberin açık kaynak olarak paylaşıldığını ve dijital içeriklerin 110 binden fazla görüntülenmesinin etkiyi daha geniş kitlelere taşıdığını belirten Ateş , Bayer'in 'Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık' misyonu doğrultusunda uzun vadeli ve ölçülebilir projeler geliştirmeye odaklandığını dile getiriyor. Önümüzdeki dönemde Köyde Meraklı Sınıflar projesini büyütmeyi, yeni içerikler üretmeyi ve 2026'da tüm paydaşları bir araya getirecek bir forum düzenlemeyi hedeflediklerini de sözlerine ekliyor.

PFIZER TÜRKİYE VE MERA BÖLGESİ (ORTADOĞU, RUSYA VE AFRİKA) ÇALIŞAN DENEYİMİ KIDEMLİ DİREKTÖRÜ SEDA TAMUR OĞRALI: "TOPLUMSAL FAYDAYI ÇALIŞAN DENEYİMİNİN AYRILMAZ BİR PARÇASI HALİNE GETİRİYORUZ"

Pfizer Türkiye, kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarında özellikle eğitim ve bilimi odağa alan projelerle geniş bir etki alanı yaratıyor. Türkiye ve MERA Bölgesi (Ortadoğu, Rusya ve Afrika) Çalışan Deneyimi Kıdemli Direktörü Seda Tamur Oğralı, 2021'de Bilim Kahramanları Derneği iş birliğiyle başlatılan Bilim Gençlerle Kazanacak projesiyle gençlerin bilim insanlarıyla bir araya gelerek bilimsel süreçleri yerinde gözlemleme fırsatı bulduğunu ve bugüne kadar 51 şehirden bin 726 lise öğrencisine ulaşıldığını anlatıyor. Proje kapsamında 34 üniversiteden 48 bilim insanının katkısıyla toplam 89 etkinlik düzenlendiğini belirten Oğralı, deprem sonrası Ahbap Derneği ile yürütülen iş birliğiyle Vefa İlk ve Ortaokulu'nun kurulmasına destek verdiklerini ve Prof. Dr. Aziz Sancar adına sürdürülen burs programıyla da tıp fakültesi öğrencilerinin uzun yıllardır desteklendiğini vurguluyor. Oğralı, Pfizer'in toplumsal faydayı ayrı bir alan olarak değil, şirketin 'çığır açan yeniliklerle hastaların hayatını değiştirme' amacıyla doğrudan bağlantılı bir yaklaşım olarak ele aldığını ifade ediyor. 2015'ten bu yana gönüllülük çalışmalarını daha bütüncül bir yapıya taşıdıklarını söyleyen Oğralı, toplumsal faydanın kurum kültürünün parçası haline geldiğini ve liderlik ekiplerinin sahiplenmesiyle küçük fikirlerin zamanla sürdürülebilir inisiyatiflere dönüşebildiğini dile getiriyor. Önümüzdeki dönemde de sağlık ve eğitim odağını koruyacaklarını belirten Oğralı, Give Forward ve Global Health Fellows gibi küresel programlarla çalışanların sosyal etki süreçlerine aktif katılımını desteklemeyi sürdürdüklerini sözlerine ekliyor.

ZORLU ENERJİ CEO'SU ELİF YENER: "SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ YALNIZCA PROJELERLE SINIRLI GÖRMÜYORUZ"

Zorlu Enerji, toplumsal cinsiyet eşitliği, gençlik programları ve kapsayıcı kurum kültürü odağında yürüttüğü KSS projelerini liderlik ekosistemi yaklaşımıyla kurguluyor.

Zorlu Enerji CEO'su Elif Yener, enerji sektörünün uzun yıllar boyunca belirli kalıplar içinde şekillendiğini ve bu kalıpların dönüşümünün bugün sektörle beraber toplumun da önemli başlıklarından biri haline geldiğini söylüyor. Bu yapıyı dönüştürmenin yolunun tek başına istihdam oranlarını artırmakla sınırlı olmadığını belirten Yener, şu ifadeleri kullanıyor: "Bu yapıyı dönüştürmenin yolunun tek başına istihdam oranlarını artırmakla sınırlı olmadığını, liderlik anlayışını yeniden kurgulamaktan geçtiğini düşünüyoruz."

Yener, bu bakış açısıyla hayata geçirilen Liderlikte Kadın Yüz'ü Programının son dönemde toplumsal etki açısından en güçlü adımlardan biri olduğunu ifade ediyor. Program kapsamında İstanbul'dan Van'a, Hatay'dan Ankara'ya uzanan geniş bir dağılımla Türkiye'nin farklı şehirlerinden 100 genç kadına ulaşıldığını aktarıyor ve ekliyor:

"Programı tasarlarken genç kadınların kariyer yolculuğuna eşlik eden bir gelişim alanı yaratmanın ötesine geçmek istedik. Girişimcilik odağı, iş dünyası fonksiyonlarına yönelik içerikleri ve proje geliştirme süreçleriyle kadın liderliğini destekleyen bir model oluşturduk."

BİRBİRİNİ BESLEYEN EKOSİSTEM

Yener, söz konusu programın daha geniş bir ekosistemin parçası olduğunu belirtiyor. FutureFem ile üniversiteli genç kadınların enerji ve sürdürülebilirlik alanlarında gelişiminin desteklendiğini, geçmişte farklı illerde yürütülen Kadın Teknisyen Yetiştirme Programı ile sahadaki dönüşümün güçlendirildiğini söylüyor. ZExperience'ın ise bu ekosistemin gençlik ayağını oluşturduğunu ifade eden Yener, imeceLAB iş birliğiyle yürütülen program kapsamında bugüne kadar 145 bursiyere ulaşıldığını dile getiriyor. Bursiyerlerin akademik kurumlarla yürütülen eğitimler, mentorluk süreçleri ve birlikte öğrenme alanlarıyla güçlü bir gelişim yolculuğu yaşadığını aktarıyor.

Eşit Bi'Hayat yaklaşımının tüm bu projelerin arkasındaki kültürel zemini oluşturduğunu belirten Yener, kapsayıcı dil ve davranış setleriyle dönüşümün kurum içinde kök salmasının sağlandığını söylüyor. Böylece tekil projelerden oluşan bir yapı yerine birbirini besleyen bir liderlik ekosistemi kurulduğunu vurguluyor.

(Zorlu Enerji CEO'su Elif Yener)

"SÜRDÜRÜLEBİLİR DÖNÜŞÜM BÜTÜNCÜL BİR ALAN YARATIYOR"

Yener, geçmişte yürütülen toplumsal etki projelerinin önemli bir farkındalık kazandırdığını söylüyor. Sürdürülebilir dönüşümün kapsamını ise şu sözlerle açıklıyor: "Sürdürülebilir dönüşüm; kurum kültürünü, liderlik anlayışını ve karar alma mekanizmalarını da kapsayan bütüncül bir dönüşüm alanı yaratıyor." Bu deneyim sayesinde toplumsal cinsiyet eşitliğini ayrı bir sosyal sorumluluk başlığı olarak konumlandırmak yerine iş stratejisinin merkezine yerleştirdiklerini belirten Yener, zaman içinde mentorluk süreçleri, İşte Rotasyon gibi gelişim alanları ve kapsayıcı dil çalışmalarının çalışan deneyimini güçlendirdiğini; organizasyonun yenilikçi düşünme kapasitesine de katkı sağladığını ifade ediyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik stratejisini insan odaklı dönüşüm yaklaşımı üzerine kurduklarını söylüyor. Üniversitelerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve uluslararası platformlarla yürütülen iş birliklerinin projelerin etki alanını genişlettiğini ve iş stratejisinin daha kapsayıcı ve uzun vadeli bir bakış açısıyla şekillenmesine katkı sağladığını dile getiriyor.

ROSSMANN TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ HAKAN EJDER: "BUGÜNÜN DÜNYASINDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BİR TERCİH DEĞİL, KURUMSAL BİR SORUMLULUK"

Rossmann Türkiye, 15'inci yılında başlattığı 150 bin fidanlık hatıra ormanı projesiyle çevresel etkiyi büyütüyor. Rossmann Türkiye Genel Müdürü Hakan Ejder, sürdürülebilirliğin şirket için kısa vadeli bir aksiyon değil, ölçülebilir ve uzun vadeli bir yol haritası olduğunu vurguluyor.

"YEMYEŞİL BİR TÜRKİYE İÇİN BUGÜN İYİLİK ZAMANI"

Türkiye'deki 15'inci yılı kutladıkları 2025 yılında hayata geçirdikleri "Yemyeşil Bir Türkiye İçin Bugün İyilik Zamanı" (B.İ.Z.) projesinin bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri olduğundan bahseden Ejder şöyle konuşuyor: "Türkiye'deki 15'inci yılımızı kutladığımız 2025 yılında hayata geçirdiğimiz 'Yemyeşil Bir Türkiye İçin Bugün İyilik Zamanı' (B.İ.Z.) projemiz bu yaklaşımımızın en güçlü örneklerinden biridir. İş ortaklarımızla birlikte ve OGEM–VAK iş birliğiyle toplam 150 bin fidan dikerek geleceğimize yatırım yapıyoruz. Projemizin ilk etabında, Manisa Saruhanlı'da 15 bin fidan dikimiyle 'Rossmann Türkiye ve İş Ortakları Hatıra Ormanı'nı oluşturduk. Projenin ikinci etabında 135 bin fidanı Mersin Pembecik ve Büyükeceli'de yanan ormanlık arazilerde 2026 bahar aylarında dikerek, toplamda yaklaşık 336 futbol sahası büyüklüğünde bir orman alanını ülkemize kazandırmayı hedefliyoruz."

Rossmann Türkiye için bu proje yalnızca fidan dikimiyle sınırlı, sembolik bir çevre aksiyonu değil. Çalışanlar, iş ortakları, yerel paydaşlar ve müşteriler sürece aktif biçimde dahil ediliyor; toplumsal farkındalık yaratılıyor ve nesiller arası etki üretecek uzun soluklu bir sosyal sorumluluk modeli kurgulanıyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İŞ STRATEJİSİNİN AYRILMAZ PARÇASI

Rossmann Drogeriemarkt için sürdürülebilirlik, Almanya'da 30 yılı aşkın süredir istikrarlı biçimde yürütülen çalışmaların doğal bir uzantısı ve iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası.

İlk Rossmann markalı ürünler üretilmeye başladığı günden bu yana sürdürülebilirlik, ürün kalite standartlarında en önemli kriterlerden biri oluyor. Bugün birçoğu Rossmann Türkiye raflarında da satılan Rossmann markalı ürünlerin yüzde 90'dan fazlasında bir veya birkaç sürdürülebilirlik sertifika logosu yer alıyor. 2024 itibarıyla Rossmann markalı ürünlerde geri dönüştürülmüş malzeme oranı yüzde 45'e, plastik geri dönüşüm oranı yüzde 41'e ulaşıyor. Ambalajların yüzde 67'si ise yüzde 95'in üzerinde geri dönüştürülebilirlik oranına sahip.

"Sürdürülebilirlik iyidir, herkes katkıda bulunursa" mottosu ile tüm Rossmann ülkelerindeki çalışmaların stratejik liderliğini Almanya'daki genel merkez Rossmann GmbH yürütüyor. Sürdürülebilirlik raporlarının hazırlanması, ambalajlarda döngüsel ekonomi ve geri dönüşüm uygulamalarının geliştirilmesi, Recyclate Forum üyeliği ile EcoPower kapsamında gerçekleştirilen yenilenebilir enerji yatırımları Rossmann GmbH tarafından hayata geçirilen ve diğer ülke operasyonlarına öncülük eden uygulamalar arasında yer alıyor.

Rossmann Türkiye ise karbon ayak izini hesaplayarak çevresel etkilerini ölçümlemeye başlıyor; ayrıca cadde mağazaları için IREC sertifikası alarak 2025 yılı itibarıyla enerji dönüşümünde ilk somut adımı atıyor. Önümüzdeki 1-2 yıl içinde CO₂ azaltım hedeflerinin netleştirilerek ölçülebilir ve izlenebilir bir yol haritasına dönüştürülmesi hedefleniyor.

"SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ BİR VARIŞ NOKTASI DEĞİL, YOLCULUK OLARAK GÖRÜYORUZ"

Hakan Ejder, gelecek döneme ilişkin KSS vizyonunu şu sözlerle anlatıyor: "Gelecek döneme ilişkin KSS vizyonumuzu; ölçülebilir çevresel etki, döngüsel ekonomi, yenilenebilir enerji kullanımı, karbon azaltımı ve toplumsal farkındalık ekseninde şekillendiriyoruz. Önceliğimiz; somut çıktılar üreten, uzun vadeli değer yaratan ve tüm paydaşları sürece aktif biçimde dahil eden sürdürülebilirlik modelleri geliştirmek."

Ayrıca enerji alanında yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılmasını hedefleyen şirket, mağazalarda ve operasyonel süreçlerde enerji tüketiminin minimize edilmesini planlıyor. 2026 itibarıyla ise cadde mağazalarında hayata geçirilmesi planlanan sıfır atık sistemiyle, atıkların geri dönüşüm zincirine sistematik ve sürdürülebilir biçimde dahil edilmesi amaçlanıyor. Ejder son olarak sözlerini şöyle tamamlıyor: "Bugünün dünyasında sürdürülebilirlik bir tercih değil, kurumsal bir sorumluluk. Rossmann olarak bu sorumluluğu kısa vadeli projelerle sınırlamıyor; uzun vadeli ve ölçülebilir etki üretme vizyonuyla ele alıyoruz. Amacımız; doğaya, topluma ve geleceğe katkı sağlayan, somut ve sürdürülebilir sonuçlar üreten güçlü bir marka modeli inşa etmek. Sürdürülebilirliği bir varış noktası değil, sürekli gelişen bir yolculuk olarak görüyor; bu yolculukta hem sektörümüze hem de topluma değer katan öncü bir rol üstlenmeyi önemsiyoruz."

MEMORİAL SAĞLIK GRUBU CEO'SU BORA ULUDÜZ: "SAĞLIĞI YALNIZCA TEDAVİ SÜREÇLERİYLE SINIRLAMAYAN BİR SOSYAL ETKİ MODELİ İNŞA EDİYORUZ"

Memorial Sağlık Grubu, kadın sağlığı, sporla aktif yaşam ve sanatın iyileştirici gücü ekseninde yürüttüğü kurumsal sosyal sorumluluk projeleriyle sürdürülebilir ve ölçülebilir bir toplumsal etki yaratıyor. Memorial Sağlık Grubu CEO'su Bora Uludüz, KSS'yi tek seferlik projeler yerine kurum kültürünün parçası olarak konumlandırdıklarını vurguluyor.

KADIN SAĞLIĞI VE SPORLA AKTİF YAŞAM ÖNCELİKLİ

Uludüz, son dönemde yürüttükleri kurumsal sosyal sorumluluk projeleri içinde en yüksek toplumsal etkiyi yaratan çalışmaların; kadın sağlığı ve güçlenmesi, sporla sağlıklı yaşam farkındalığı ve sanatın iyileştirici gücünü toplumla ve hastalarla buluşturan uzun soluklu platformlar olduğunu belirtiyor.

Meme kanseri farkındalığı odağında hayata geçirilen Pembe Yürüyüş ve Pembe Ayna projeleri, erken teşhis ve sağlık bilinci konusunda milyonlarca kadına ulaşan, davranış değişimi yaratmayı hedefleyen sürdürülebilir bir farkındalık hareketine dönüşüyor.

Benzer şekilde, Türkiye Yüzme Federasyonu iş birliğiyle yürütülen "Sağlığa Kulaç At" girişimi, sporu toplum sağlığının ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor ve geniş kitleleri aktif yaşam konusunda harekete geçiren güçlü bir platform yaratıyor. Kadın sporcuların ilham veren hikâyelerinin görünür kılındığı projeler ise kadının toplumsal rolünün güçlenmesine, rol model etkisinin artmasına ve kurumsal hafızada kalıcı bir değer alanı oluşmasına katkı sağlıyor.

(Memorial Sağlık Grubu CEO'su Bora Uludüz)

"SANAT İYİLEŞTİRİR" İLE SAĞLIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BULUŞUYOR

"Sanat İyileştirir" projesiyle sağlık, sanat ve sürdürülebilirlik aynı dönüşüm vizyonunda buluşuyor. Hastanelerde ortaya çıkan medikal ve teknolojik atıklar ileri dönüşüm yoluyla kalıcı sanat eserlerine dönüştürülüyor. Bu yaklaşım yalnızca çevresel farkındalık yaratmakla kalmıyor; sanatın iyileştirici gücünü hastalar, çalışanlar ve toplumla buluşturan, kurumsal değerleri görünür kılan sürdürülebilir bir etki alanı oluşturuyor.

Memorial Sağlık Grubu, kurumsal sosyal sorumluluğu tek seferlik projelerden ziyade, kurum kültürünü ve iş yapış biçimini besleyen uzun vadeli bir etki alanı olarak ele alıyor. Geçmiş deneyimler, sağlık alanındaki bilgi birikiminin toplumun gerçek ihtiyaçlarıyla buluştuğunda sürdürülebilirlik yaklaşımının da güçlendiğini ortaya koyuyor.

Bu doğrultuda sürdürülebilirlik ve iş stratejileri; önleyici sağlık, toplumsal iyi oluş, kültür-sanatın iyileştirici gücü ve kapsayıcı sosyal fayda başlıkları etrafında şekilleniyor. Hastanelerde düzenlenen sergiler, sanat iş birlikleri ve kültür kurumlarına verilen desteklerle sağlık ve sanat bir araya geliyor. Böylece iyileşme süreçleri yalnızca tıbbi uygulamalarla sınırlı kalmıyor; psikolojik ve sosyal boyutlarıyla ele alınan bütüncül bir sağlık yaklaşımı görünür kılınıyor.

GELECEK VİZYONU: KADIN, SPOR VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Uludüz, grubun gelecek dönem kurumsal sosyal sorumluluk vizyonunu şu sözlerle anlatıyor: "Kadınların yaşamın her alanında güçlenmesi, spor ve aktif yaşamın toplum sağlığının temel unsuru haline gelmesi, sürdürülebilirlik odaklı sağlık yaklaşımları ve sanatın iyileştirici gücünün yaygınlaştırılması ekseninde ilerliyor. Kadını yalnızca sağlık farkındalığı odağında değil; spor, sanat ve toplumsal yaşamın tüm alanlarında güçlendiren, rol model etkisi yaratan ve kalıcı platformlara dönüşen projeler geliştirilmesi hedefleniyor. Aynı zamanda sürdürülebilirlik odağında, sağlık sektörünün çevresel ve sosyal etkisini gözeten, ölçülebilir ve uzun vadeli değer yaratan projelere öncelik verilmeye devam ediliyor. Grup, uzmanlığını ve kurumsal gücünü kullanarak topluma kalıcı değer sağlayan, ilham veren ve gerçek etki yaratan projeler üretmeye kararlılıkla devam ediyor."

EN ÇOK OKUNANLAR