Yayın Tarihi:
21 Ekim 2026 11:46Güncelleme Tarihi:
22 Ekim 2026 17:37Güncelleme Tarihi:
22 Ekim 2026 17:37Yayın Tarihi:
21 Ekim 2026 11:46
Bir zamanlar yüksek fiyat, nadirlik ve görünür statüyle tarif edilen lüks, bugün giderek daha kişisel bir deneyime dönüşüyor. Tüketici sahip olduğu ürünün niteliğinden öte o ürüne nasıl ulaştığına, kendisine nasıl sunulduğuna ve hayatında nasıl bir his bıraktığına dikkat kesiliyor. Bu nedenle lüks markalar için deneyim, ürünün etrafına eklenen bir hizmet olmaktan çıkıp değerin kendisini oluşturan temel unsurlardan biri haline geliyor. Bu dönüşüm, lüksün görünür sembollerinden çok daha incelikli göstergelerini öne çıkarıyor. Bir tasarımın kesiminde ve kumaşındaki dokuda saklı zanaat, müşterinin beklentisinin önceden anlaşılması, doğru anda sunulan kişiselleştirilmiş bir hizmet, kişinin kendisine ayırabildiği kesintisiz zaman ya da bir sanat eserinin ardındaki bilgi ve kültürel birikim... Farklı sektörlerde karşımıza çıkan bu örneklerin ortak noktası, tüketiciye yalnızca bir ürün veya hizmet sunmak yerine kendisine ait bir deneyim alanı yaratmaları. Zira deneyimin kusursuz olması görünür detaylarla ilgili değil. İyi tasarlanmış bir deneyimin önemli bir bölümü, tüketici tarafından fark edilmeden çalışıyor. Gereksiz bir bekleyişin ortadan kalkması, doğru bilginin doğru zamanda sunulması, mahremiyetin korunması, kişinin seçim yaparken kendisini güvende hissetmesi ya da teknoloji sayesinde zaman kazanması... Yeni nesil lüks, tam da bu görünmeyen ayrıntıların toplamında kendini gösteriyor. Bu noktada teknoloji ve insan dokunuşu da karşıt iki unsur olmaktan çıkıyor. Dijital çözümler hız, kolaylık ve kişiselleştirme sağlarken; uzmanlık, danışmanlık ve insani temas deneyime duygusal derinlik kazandırıyor. Sonuçta lüksün yeni ölçüsü daha fazla göstermekten çok, daha iyi hissettirmek üzerine kuruluyor.
SEVİL DOLMACI SANAT DANIŞMANLIK KURUCUSU VE SANAT DANIŞMANI SEVİL DOLMACI: GERÇEK LÜKS, SANATI DOĞRU OKUYABİLMEK
Sanat dünyasında lüksün bir esere sahip olmanın ötesine geçtiğini belirten Sevil Dolmacı Sanat Danışmanlık'ın Kurucusu ve Sanat Danışmanı Sevil Dolmacı, maddi imkanların pek çok şeyi satın alabileceğini ancak nitelikli bir seçkiye erişmenin entelektüel bir birikim gerektirdiğini vurguluyor. Dolmacı, sanat dünyasında gerçek lüksün, bir esere sahip olmaktan çok doğru esere, doğru zamanda ve doğru bilgiyle ulaşabilmek olduğunu ifade ediyor. Sanatçının kariyerini ve sanat tarihindeki yerini doğru okuyabilmenin, henüz keşfedilmemiş bir değeri zamanında görebilmenin çok daha ayrıcalıklı bir alan yarattığına dikkat çeken Dolmacı, "Koleksiyonerlerimizle ilişkimizde yalnızca eser sunmayı değil, uzun vadeli bir güven ve bilgi ilişkisi kurmayı önemsiyoruz. Bir eser satmaktan ziyade, yıllar içinde anlam ve değer kazanan bir koleksiyonun oluşumuna eşlik ediyoruz" açıklamasında bulunuyor.

(Sevil Dolmacı Sanat Danışmanlık'ın Kurucusu ve Sanat Danışmanı Sevil Dolmacı)
GELECEĞİN KOLEKSİYONERLİĞİ SEÇİMLER İLE TANIMLANACAK
Galerilerin rolünün de değiştiğini ve fiziksel bir mekanın ötesine geçerek uluslararası bağlar kuran kültürel bir platforma dönüştüğünü dile getiren Dolmacı, sözlerini şöyle tamamlıyor: "İstanbul'dan Paris'e ve uluslararası sanat dünyasına uzanan ağımız içinde koleksiyonerlerimizi eserlerin yanı sıra sanatçılarla, fikirlerle ve farklı kültürel çevrelerle buluşturuyoruz. Çünkü geleceğin koleksiyonerliği 'Neye sahipsiniz?' sorusundan çok, 'Neyi neden seçtiniz ve onunla nasıl bir bağ kurdunuz?' sorusuyla tanımlanacak. Sanatın en güçlü yanı da maddi bir varlık edinirken aynı zamanda düşünsel, kültürel ve kuşaklar arasında aktarılabilecek bir değer inşa edebilmek. Benim için çağdaş lüksün en rafine biçimlerinden biri tam olarak bu."

MODA TASARIMCISI ÖZLEM SÜER: YENİ STATÜ GÖSTERGESİ LOGO DEĞİL, TASARIM BİLGİSİ
Moda dünyasında lüksün geçirdiği dönüşümü, yeni statü göstergelerini ve 'hissedilebilir lüks' kavramını detaylarıyla açıklayan Moda Tasarımcısı Özlem Süer, günümüzde lüksün pahalı ve logolu ürünlerden sıyrılarak anlam, emek ve kişisel bağla özdeşleştiğini belirtiyor. Sessiz lüks akımının evrildiğini ve artık tek başına minimalizmin yeterli olmadığını vurgulayan Süer, bir ürünün markasını etiketinden değil; kesiminden, oranından, kumaş kullanımından ve özgün detaylarından belli etmesi gerektiğine değinerek yeni statü göstergesinin tasarım bilgisi olduğuna dikkat çekiyor. Buna paralel olarak el işçiliğinin ürünün içinde saklanan bir kalite olmaktan çıkıp hikayenin merkezine yerleştiğini söyleyen Süer, "Endüstriyel ve birbirinin aynısı ürünlerden sonra hafif asimetri, dokusal farklılık ve elde yapılmışlık hissi yeniden değer kazanıyor. Bu bir özensizlik değil; kontrollü kusursuzluk içinde bilinçli bir insan izidir. Ayrıca müşteriler üretimin her aşamasında şeffaflık ve izlenebilirlik arıyor" açıklamasında bulunuyor.
"AYRICALIK, HAYATIN RİTMİNİ KENDİN KURABİLME HALİDİR"
Lüksün bir yaşam biçimi olarak ele alınması gerektiğini söyleyen Süer, zamanı yönetebilmenin ve seçebilmenin önemine dikkat çekiyor: "Lüks, artık sahip olmaktan öte hayatı seçerek, incelikle ve kendine ait bir ritimle yaşamak anlamına geliyor. Bir yaşam biçimi olarak zamana hükmedebilmek, kalabalığın hızına teslim olmamak, iyi yapılmış olanı tanımak ve az ama anlamlı şeye yer açmak ayrıcalıktır. Teknoloji de her an erişilebilir olmak değil; gerektiğinde telefonu susturabilecek özgürlüğe ve zamana sahip olmaktır. Kısacası ayrıcalık; seçme özgürlüğü, iyi olanı ayırt etme bilgisi ve hayatın ritmini kendin kurabilme halidir."

(Moda Tasarımcısı Özlem Süer)
BEŞ DUYUYA HİTAP EDEN 'HİSSEDİLEBİLİR LÜKS'
Görünür statü sembollerinden uzaklaşarak 'hissedilebilir lüks' kavramının öne çıktığını ileten Süer, "Duyusal lüksün anatomisi, tasarımda bir ürünün dokunulması, duyulması, belki kokusunun alınması yani tamamen hissedilmesidir. Nesnenin beş duyu vasıtasıyla zihinde ve bedende uyandırdığı derin, özgün ve katmanlı deneyim bu kavramı oluşturuyor. Günümüz lüks anlayışı doku, ses, koku, ışık ve orantının mükemmel uyumuna dayanıyor" mesajı veriyor.
O'WELLNESS GENEL MÜDÜRÜ MUSTAFA KÖKTEPE: GERÇEK AYRICALIK KESİNTİSİZ BİR ALAN YARATABİLMEK
Lüksün sahip olmaktan çok bir yaşam biçimine evrildiğini vurgulayan O'Wellness Genel Müdürü Mustafa Köktepe, modern insanın en kıymetli kaynaklarının zaman, enerji ve dikkat olduğunu ifade ediyor. Günümüzün yoğun yaşam temposunda kişisel alana duyulan ihtiyaca dikkat çeken Köktepe, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Sürekli seçim yapmak, yetişmek ve bir sonraki adıma geçmek zorunda olduğumuz bir düzende, kişinin kendisine ait kesintisiz bir alan yaratabilmesi başlı başına bir lüks haline geliyor. Wellness dünyasında da bunun karşılığını net biçimde görüyoruz. Misafir aslında yalnızca bir bakım veya fiziksel rahatlamadan ziyade hayatın geri kalanını düşünmek zorunda olmadığı, kendisine odaklanabildiği ve zihinsel olarak hafifleyebildiği bir zaman satın alıyor."

(O'Wellness Genel Müdürü Mustafa Köktepe)
İYİ TASARLANMIŞ BİR DENEYİM GÖRÜNMEZDİR
O'Spa by O'Wellness bünyesinde deneyimin merkezine zahmetsizlik, güven ve mahremiyeti yerleştirdiklerini vurgulayan Köktepe, misafirin ihtiyacının doğru anlaşılması, gereksiz kararlarla yorulmaması ve zamanına saygı duyulmasının yeni nesil lüksün en önemli göstergeleri olduğunu kaydediyor. "İyi tasarlanmış bir deneyimin büyük bölümü görünmezdir; misafir sürecin nasıl yönetildiğini düşünmez, her şeyin olması gerektiği gibi ilerlediğini hisseder" diyen Köktepe, O'Spa'nın O'Wellness ekosistemi içinde konumlanmasının da bu bakış açısını genişlettiğine dikkat çekerek iyi yaşam ihtiyacını spor, dinlenme veya bakım gibi kopuk alanlar olarak değil, günlük yaşam ritminin bütünsel bir parçası olarak ele aldıklarını belirtiyor.
BEYMEN PAZARLAMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI ELİF GÖKTAŞ: ANLAŞILMIŞ VE ÖZEL HİSSETME DENEYİMİ
Günümüzde lüksün tanımının sahip olmaktan deneyimlemeye, maddeden manaya doğru evrildiğini belirten Beymen Pazarlama Genel Müdürü Elif Göktaş, satın alma kararlarının merkezinde artık kişiselleştirilmiş süreçlerin yer aldığını ifade ediyor. Lüksü ürünle sınırlı görmediklerini vurgulayan Göktaş, müşteriyle kurulan duygusal bağın önemine dikkat çekiyor: "Biz Beymen'de lüksü, müşterimizin kendisini anlaşılmış, özel ve ilham almış hissetmesini sağlayan bütünsel bir süreç olarak değerlendiriyoruz. Bu noktada belirleyici unsur yalnızca seçkin bir ürüne erişmekten ziyade o ürünün doğru bağlam, doğru servis ve doğru kürasyonla sunulması. Güçlü marka seçkimizin yanı sıra sanat, kültür, gastronomi ve mimariyi Beymen dünyasının bir parçası haline getiriyoruz." Kişiselleştirilmiş servislerin her temas noktasında müşteri beklentilerine göre şekillendiğini ileten Göktaş, alışverişi bir satın alma anının ötesine taşıyarak keşif duygusunu besleyen anlamlı bir yolculuğa dönüştürdüklerini ekliyor.

(Beymen Pazarlama Genel Müdürü Elif Göktaş)
TEKNOLOJİ VE İNSAN DOKUNUŞU BİR ARADA
Dijitalleşme ile insan teması arasındaki dengeye de değinen Göktaş, teknolojinin insan ilişkilerinddeki bağı daha güçlü ve kesintisiz kıldığını dile getiriyor. Omnichannel altyapı ve veri analitiği sayesinde müşteri tercihlerini daha iyi analiz ettiklerini kaydeden Göktaş, detayları aktarıyor: "Beymen.com, Beymen Fast ve mağaza içinde kasaya gitmeden ödeme imkanı sunan Beymen Pay gibi çözümler, alışveriş yolculuğundaki operasyonel adımları zahmetsiz hale getiriyor. Müşterimizin zamanı işlevsel süreçlere değil, keşfetmeye ayrılıyor. Diğer tarafta ise kişisel alışveriş danışmanlarımız, VIP alanlarımız ve özel servislerimiz ayrıcalıklı boyutu güçlendiriyor." Göktaş, temel amaçlarının dijital kolaylığı insan dokunuşuyla birleştirip zamanın değerini bilen, beklentileri önceden öngören ve her adımda kişiye özel biriciklik hissi yaratan kesintisiz bir deneyim sunmak olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamlıyor.
CVK PARK BOSPHORUS MARKA VE İLETİŞİM DİREKTÖRÜ OYA YILDIZ: DOĞRU ZAMANDA DOĞRU HİZMET
Lüksün artık fiziksel unsurlarla sınırlı kalmadığını belirten CVK Park Bosphorus Marka ve İletişim Direktörü Oya Yıldız, gerçek farkı yaratmanın konukların seyahat amacını doğru anlamaktan geçtiğini ifade ediyor. Ağırlama sektöründe değer yaratmanın bütünsel bir deneyim sunmakla mümkün olduğunu vurgulayan Yıldız, deneyimin temelinde misafirin kendisini tanınmış, anlaşılmış ve özel hissetmesinin yer aldığını kaydediyor. İstanbul'un merkezindeki konumun, köklü geçmişin, boğaz manzarasının ve farklı mutfak kültürlerini bir araya getiren gastronomi yaklaşımının bu sürecin önemli parçaları olduğuna işaret eden Yıldız, tüm bunların yanında asıl değerin, tüm bu unsurları misafir açısından anlamlı ve kişisel bir deneyime dönüştürebilmek olduğunu vurguluyor. Bu nedenle de lüksü gösterişten ziyade; doğru zamanda doğru hizmeti sunmak, misafirin zamanına özen göstermek ve konaklama sürecinin her aşamasında kendisini değerli hissettirmek olarak tanımladıklarını ekliyor. Yeni nesil lüks anlayışında dijitalleşme ve kişiselleştirilmiş hizmetin birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki unsur olduğuna inandıklarını dile getiren Yıldız, teknolojiyi, misafirin deneyimini kolaylaştıran, zaman kazandıran ve hizmete erişimi daha hızlı ve zahmetsiz hale getiren bir araç olarak değerlendirdiklerini açıklıyor.

(CVK Park Bosphorus Marka ve İletişim Direktörü Oya Yıldız)
DİJİTALLEŞME VE KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ HİZMET BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR
Dijitalleşme ile kişiselleştirilmiş hizmetin birbiriyle çelişmediğini, aksine birbirini tamamladığını dile getiren Yıldız, teknolojiyi misafir deneyimini kolaylaştıran bir araç olarak gördüklerini belirtiyor. Yıldız, dijital ve insani dokunuş arasındaki dengeyi şu sözlerle detaylandırıyor: "Rezervasyon sürecinden konaklamaya kadar dijital çözümlerden mümkün olduğunca faydalanırken, otelciliğin temelinde insan ilişkilerinin bulunduğunu da unutmuyoruz. Misafirin tercihlerini tanımak, geçmiş deneyimlerinden öğrenmek, beklentilerini doğru anlamak ve ihtiyaçlarını mümkün olduğunca önceden öngörebilmek, hizmet kalitemizin önemli bir parçası. Dolayısıyla bizim için teknoloji, insani teması güçlendiren bir yapı. Misafir bir yandan hızlı, kolay ve kesintisiz bir deneyim beklerken, diğer yandan kendisini gerçekten anlayan ve ihtiyaçlarına karşılık veren bir hizmet anlayışı arıyor. Deneyimi tasarlarken odağımız, bu iki beklentiyi dengeli bir şekilde bir araya getirerek hem teknolojinin sunduğu konforu hem de insan dokunuşunun yarattığı değeri korumak."
ARİŞ PIRLANTA PAZARLAMA KOORDİNATÖRÜ EDA GÜZELİŞ: SATIN ALMA KARARININ MERKEZİNDE EŞSİZLİK VE DERİN BİR GÜVEN VAR
Mücevheratın doğası gereği anıları ölümsüzleştirdiğini belirten Ariş Pırlanta Pazarlama Koordinatörü Eda Güzeliş, lüksün en temel boyutunun insana hissettirdiği biriciklik hali olduğunu ifade ediyor. Pırlantayı nesilden nesile aktarılan en güçlü duygusal yatırım araçlarından biri olarak tanımlayan Güzeliş, müşterilerin mağazadan içeri girdiğinde veya dijital dünyada marka ile temas ettiğinde estetik bir parça satın almanın ötesinde kendi hikayesinin ve özel anlarının bir imzasını edindiğini söylüyor. "Amacımız ona bu mücevherin kendisine ait olduğu ve hayatındaki eşsiz anları taçlandırmak için var olduğu hissini verebilmek. Bu duygu, ticari ilişkiyi aşarak ömür boyu sürecek bir aidiyet bağına dönüşüyor" diyen Güzeliş, lüksün en lüks yanının insana hissettirdiği özel ve biricik olma hali olduğunu kaydediyor.

(Ariş Pırlanta Pazarlama Koordinatörü Eda Güzeliş)
"HIZI TEKNOLOJİYLE, LÜKSÜN RUHUNU İNSAN DOKUNUŞUYLA SAĞLIYORUZ"
Yeni nesil lüks tüketicisinin bir yanda dijital hız, diğer yanda ise yüksek düzeyde kişiselleştirme beklediğine dikkat çeken Güzeliş, bu iki beklentiyi omnichannel ve butik hizmet anlayışıyla dengelediklerini dile getiriyor: "Yeni nesil lüks tüketicisi bir tarafta kesintisiz bir dijital deneyim ararken, diğer tarafta ruhu olan bir hikaye talep ediyor. Dijital platformlarımızı keşif sürecini kolaylaştıracak ve zaman kazandıracak bir hızla kurguluyoruz. Karar aşamasında teknolojiyi kişiselleştirmeyi derinleştiren bir köprü olarak kullanıyoruz. Müşterimiz hangi kanalda olursa olsun karşısında kendisini dinleyen ve anlayan bir insan dokunuşu buluyor. Hızı teknolojiyle, lüksün ruhunu ve samimiyetini ise insan unsuruyla sağlıyoruz."

MISIRLI UNDERWEAR&SOCKS PAZARLAMA MÜDÜRÜ HAKAN ŞEN: TEMEL ÖLÇÜT VARLIĞINI HİSSETTİRMEMEK
Doğrudan tene temas eden ürünler ürettiklerine dikkat çeken Mısırlı Underwear&Socks Pazarlama Müdürü Hakan Şen, başarılı bir iç giyim ürününün temel ölçütünün gün boyunca varlığını hissettirmemek olduğunu belirtiyor. Tüketiciyle kurdukları bağın merkezinde bedensel bir güven hissinin yer aldığını vurgulayan Şen sözlerini şöyle sürdürüyor: "Sabah giydiğiniz ürünün akşama kadar sizi rahat bırakacağına, formunu koruyacağına ve nefes alacağına dair duyulan güven son derece önemli. Bu his bir logo veya vitrin görseliyle değil; iplik seçiminden dikiş yerleşimine ve lastik basıncına kadar alınan doğru kararlarla inşa edilir. 1927'den bu yana sürdürdüğümüz üretici kimliğimiz, kuşaklar boyu sınanmış bir mirastır. Hugo Boss, Tommy Hilfiger, Calvin Klein ve Puma gibi global markalar için üretim yapıyor olmamızla birlikte bu güvenin uluslararası alanda tescilli olduğunu söyleyebilirim. Tüketiciye sunduğumuz temel değer, gün boyunca bedeniyle barışık kalma hissi."

(Mısırlı Underwear&Socks Pazarlama Müdürü Hakan Şen)
DİJİTAL HIZ VE DOKUNSAL MAĞAZACILIK BİR ARADA
Dijital ve fiziksel kanalların birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu ifade eden Şen, dijitalde hız, kolaylık ve yapay zeka destekli içerik üretimi gibi çözümlere yatırım yaptıklarını dile getiriyor. Ürün bilgisinin doğru sunulmasının ve arama sistemlerinde doğru karşılık vermenin kritik bir rekabet alanına dönüştüğünü kaydeden Şen, fiziksel perakendedeki yaklaşımlarını ise şöyle özetliyor: "İç giyimde dokunsal deneyim satın alma kararında hâlâ belirleyici bir role sahip. Nişantaşı mağazamızda ve perakende ağımızda tüketicinin ürünü hissetmesine ve bedenine uygun seçimi yapmasına alan açıyoruz. Mağaza ekibimizin temel görevi satış yapmaktan ziyade doğru seçimi kolaylaştırmak. Dijitaldeki netlik ile mağazadaki dürüstlük aynı karakteri taşıdığında denge kurulmuş oluyor. Lüksün görünmeyen boyutu tam da bu tutarlılıkta saklı."
NESTLÉ WATERS&PREMIUM BEVERAGES PAZARLAMA DİREKTÖRÜ MELİKE AŞİKOĞLU KARAGÖZ: SUYUN MASADAKİ ROLÜ VE GÜVEN MİRASI
S.Pellegrino için lükste temel değerlerin iyi yaşam, uzmanlık ve ait olma hissi etrafında şekillendiğini ifade eden Nestlé Waters&Premium Beverages Pazarlama Direktörü Melike Aşikoğlu Karagöz, lüksün tüketicinin o ürün aracılığıyla kendisini ait hissettiği dünyada karşılık bulduğunu dile getiriyor. "Bizim için bu dünya; iyi yaşam, gastronomi kültürü ve uzmanlığa duyulan güvenle tanımlanıyor" diyen Aşikoğlu Karagöz, satın alma kararının merkezinde tüketicinin seçkin bir gastronomi kültürüne yakınlık hissetmesi ve yaptığı seçimin arkasında güçlü bir uzmanlık bulunduğunu bilmesinin yer aldığını paylaşıyor.

(Nestlé Waters&Premium Beverages Pazarlama Direktörü Melike Aşikoğlu Karagöz)
GÖRÜNMEYEN LÜKS, TÜKETİCİNİN KURDUĞU GÜÇLÜ BAĞDA SAKLI
Gastronomi ekosistemiyle uzun yıllardır sürdürülen iş birliklerinin markanın güvenilirliğini pekiştirdiğini belirten Karagöz, hayata geçirdikleri projeleri ve HoReCa kanalındaki varlıklarını şu sözlerle aktarıyor: "The World's 50 Best Restaurants'ın ana ve resmi su partneri olarak dünyanın önde gelen restoran ve şefleriyle aynı gastronomi ekosistemini paylaşıyoruz. S.Pellegrino Young Chef Academy Competition ile yeni nesil şeflerin gelişimini destekliyor; Türkiye'de ise Water Dine buluşmalarıyla suyun masadaki rolünü şefler ve uzmanlarla birlikte görünür kılıyoruz. HoReCa'da kurduğumuz bu ilişki, markanın uzmanlığını son tüketiciye taşıyan güçlü bir köprü oluşturuyor. Bizim için görünmeyen lüksün karşılığı, tüketiciye yaptığı seçimle yakın hissettiği gastronomi ve iyi yaşam kültürü arasında güçlü bir bağ kurdurmak."
ATELIER REBUL CMO'SU ZEYNEP YENİGÜN TURAY: GÖRÜNEN DEĞİL, HATIRLANABİLEN BİR İZ BIRAKABİLMEK
Lüksün görünmeyen boyutunun anlamda ve hatırlanabilen bir iz bırakmakta saklı olduğunu belirten Atelier Rebul CMO'su Zeynep Yenigün Turay, satın alma kararlarının merkezinde ürünün ötesinde kurulan bağların yer aldığını ifade ediyor. Kokunun bir hikaye anlatma aracı olduğunu vurgulayan Yenigün Turay, anlamlı karşılaşmaların dönüştürücü gücüne inandıklarını belirterek sözlerini sürdürüyor: "Markamızın özünde yer alan 'The Alchemy of Encounters' da tam olarak farklı dünyaların, kültürlerin ve anların bir araya gelerek kalıcı bir duygu yaratmasını anlatıyor. Satın alma kararının merkezine ürünün ötesinde kişinin kendisiyle, bir anıyla ya da bir mekanla kurduğu bağı yerleştiriyoruz. Fransız koku uzmanlığını İstanbul'un ruhu, zanaatkarlığı ve 'art de vivre' (yaşama sanatı) anlayışıyla buluşturuyoruz. Lüksün görünmeyen boyutunun da anlamda, hissetmekte ve zaman geçtikten sonra bile hatırlanabilen bir iz bırakabilmekte olduğuna inanıyoruz."

(Atelier Rebul CMO'su Zeynep Yenigün Turay)
DENEYİM TEKNOLOJİYLE KOLAYLAŞIRKEN, ÖZENLE KALICI HALE GELİYOR
Müşteri yolculuğunda kanal bağımsız bir standart sunduklarını belirten Yenigün Turay, omnichannel yaklaşımlarını ve teknolojiyle kurdukları ilişkiyi şöyle özetliyor: "Önceliğimiz, müşterimizin Atelier Rebul ile hangi kanaldan temas kurduğundan bağımsız olarak aynı marka dünyasını ve aynı yüksek hizmet kalitesini deneyimlemesi. Mağazada sunduğumuz keşif, danışmanlık ve kişiselleştirme yaklaşımını dijital kanallara da taşıyoruz. Teknolojiyi bu standardı dijitalde de sürdürebilmemizi sağlayan önemli bir araç olarak görüyoruz. Dijitalin hızını ve erişilebilirliğini, fiziksel deneyimin sıcaklığı ve uzmanlığıyla bir araya getiriyoruz. Bizim için yeni nesil lüks; hangi kanalı seçerse seçsin müşteriye aynı seviyede özen gördüğünü hissettirebilmek."