USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Sektörler

Yayın Tarihi:14 Ekim 2026 10:15 / Güncelleme Tarihi:14 Ekim 2026 10:15

Bilim kadınlarına destek 132'ye ulaştı

L'Oréal Türkiye, Bilim Kadınları İçin Programı'nın 24. yılında dört yeni araştırmaya destek vererek türkiye'de desteklediği bilim kadını sayısını 132'ye çıkardı. şirket, Endo Türkiye iş birliğiyle Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı'nın hayata geçirilmesine de katkı sağladı.

Bilim kadınlarına destek 132'ye ulaştı

L'Oréal Türkiye, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğiyle sürdürdüğü Bilim Kadınları İçin Programı'nın 24. yılında dört bilim kadınının yeni araştırmalarını destekledi. Program kapsamında bugüne kadar desteklenen bilim kadını sayısı 132'ye ulaşırken bu yıl seçilen projeler ALS hastalığından yenilenebilir enerjiye, taşınabilir analiz sistemlerinden diş dokusunun iyileşme kapasitesine kadar farklı alanlara odaklandı. Türkiye'deki 40. yılını yeni bir bilimsel iş birliğiyle değerlendiren şirket, EndoTürkiye ile Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı'nın hayata geçirilmesine de katkı sağladı.

Bilim kadınlarının çalışmalarını sürdürmelerine ve araştırmalarını daha geniş kitlelerle buluşturmalarına destek veren programın Türkiye'deki geçmişi 24 yıla ulaştı. Bugüne kadar desteklenen bilim kadınlarının 100'den fazlası akademik çalışmalarını bugün profesör veya doçent olarak sürdürüyor. L'Oréal Türkiye, programın uygulandığı ülkeler arasında en fazla katkı sunan ilk beş ülke arasında bulunuyor.

L'Oréal Vakfı ile UNESCO iş birliğinde 28 yıl önce küresel ölçekte başlatılan program, dünya genelinde 5 binden fazla kadın bilim insanını destekledi. Uluslararası Mükemmellik Ödülü'ne layık görülen 142 bilim insanından 7'si daha sonra Nobel Ödülü kazandı.

BİLİMDE KADINLARIN TEMSİLİNE VURGU

Bilim Kadınları İçin Programı'nın 24. yılında desteklenen araştırmaların tanıtılması ve kadın sağlığı alanındaki yeni iş birliğinin paylaşılması amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan L'Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, şirketin bilimle kurduğu ilişkinin 117 yıl öncesine dayandığını hatırlattı. Araştırma ve geliştirme yatırımlarına da değinen Panayotova, "L'Oréal, 117 yıl önce bir bilim insanının geliştirdiği yenilikle doğdu. Bugün araştırma ve geliştirmeye her yıl yaklaşık 1 milyar avro yatırım yapıyor, dünya genelindeki araştırma merkezlerimizde 4 binden fazla bilim insanıyla çalışıyoruz. Bilim, var oluşumuzun temelidir. Ancak dünyada her üç araştırmacıdan yalnızca biri kadın. Bilimin bütün potansiyeline ulaşması için kadınların bu yolculuğa eşit biçimde katılması gerekiyor. Türkiye'de 24 yıldır sürdürdüğümüz Bilim Kadınları İçin Programı'yla bugüne kadar 132 bilim kadınına destek verdik. Çalışmalarının görünür olması, bilime ilgi duyan genç kızlara da bu yolculuğun mümkün olduğunu gösteriyor" dedi.

DÖRT BİLİM KADININDAN DÖRT YENİ ARAŞTIRMA

Bu yıl desteklenen dört bilim kadınının projeleri, sağlık ve enerji alanlarında farklı ihtiyaçlara yanıt arıyor. ALS hastalığına yönelik yeni ilaç adaylarının geliştirilmesi, yenilenebilir enerji depolama sistemlerinin iyileştirilmesi, düşük maliyetli analiz teknolojilerinin geliştirilmesi ve diş dokusunun onarım kapasitesinin anlaşılması, çalışmaların temel başlıklarını oluşturuyor.

ALS İÇİN YENİ İLAÇ ADAYLARI GELİŞTİRİLECEK

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya (İlaç Kimyası) Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Belgin Sever, ALS hastalığındaki zararlı protein birikimine karşı yeni ilaç adayı moleküller geliştirmeye odaklanıyor.

Kas hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerinin zamanla zarar gördüğü ALS, tedavi seçenekleri oldukça sınırlı olan ilerleyici bir hastalık. Sever'in çalışması, ALS'nin bazı türlerinde hücre içinde birikerek sinir hücrelerine zarar veren mutant SOD1 proteinini hedefliyor. Tasarlanan moleküller önce bilgisayar ortamında taranacak, en umut verici adaylar daha sonra laboratuvarda üretilerek ALS hücre modellerinde test edilecek.

Elde edilmesi beklenen sonuçların sinir hücrelerini koruyabilecek ve hastalığa yol açan süreçleri baskılayabilecek yeni tedavilere bilimsel temel oluşturması amaçlanıyor.

YENİLENEBİLİR ENERJİ İÇİN UZUN ÖMÜRLÜ PİLLER

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Çiğdem Toparlı, yenilenebilir enerji depolaması için uzun ömürlü çinko-hava pillerine yönelik yeni bir anot tasarımı üzerinde çalışıyor.

Güneş ve rüzgar enerjisinden kesintisiz yararlanabilmek için üretilen kullanım fazlası elektriğin güvenle depolanması gerekiyor. Toparlı'nın geliştirmeyi amaçladığı sistem, yenilenebilir enerji santrallerinde kullanılabilecek su bazlı ve yanıcı olmayan çinko-hava pillerinin ömrünü ve verimliliğini artırmaya odaklanıyor.

Bu doğrultuda pilin enerjiyi depolayan çinko bölümü, kullanım sırasında oluşan aşınmayı ve pil ömrünü kısaltan düzensiz birikimleri azaltacak şekilde yeniden tasarlanacak. Yeni yaklaşımın daha erişilebilir hammaddelere dayanan güvenli ve sürdürülebilir enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesine, ayrıca dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlaması bekleniyor.

KAĞIT TABANLI TAŞINABİLİR ANALİZ SİSTEMLERİ

Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan, ultraviyole (UV) ışıkla aktifleştirilen kağıt tabanlı tanı ve analiz sistemleri geliştiriyor.

Düşük maliyetli filtre kağıdını taşınabilir bir test platformuna dönüştürmeyi hedefleyen projede, kağıdın yüzeyi özel bir polimer tabakayla kaplanacak. Ardından UV ışık kullanılarak yalnızca seçilen bölgeler aktif hale getirilecek ve enzimlerin bu alanlara seçici biçimde bağlanması sağlanacak. Böylece kağıdın istenen bölümlerine biyolojik işlev kazandırılabilecek.

Geliştirilen yöntem, gelecekte aynı platformun farklı bölgelerine farklı biyolojik işlevler kazandırılmasına ve birden fazla analizin eş zamanlı yapılmasına imkan sağlayabilecek. Teknolojinin biyosensörler, çevresel analiz ve gıda güvenliği gibi alanlarda kullanılabilecek düşük maliyetli ve taşınabilir sistemlerin geliştirilmesine temel oluşturması amaçlanıyor.

DİŞİN KENDİNİ ONARMA KAPASİTESİ İNCELENİYOR

Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nden Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın, dişin canlı dokusunun iyileşme kapasitesini genetik düzeyde araştırıyor.

Derin çürük veya travma sonrasında aynı tedavi uygulansa bile bazı dişler kendini onarabilirken bazılarında iltihap devam edebiliyor. Aydın, bu farklılığın nedenlerini dişin içindeki canlı dokunun iyileşme sürecine odaklanarak inceleyecek.

Fibroblast adı verilen destek hücrelerinin, iltihap ve oksijen azlığı koşullarında kök hücrelerin onarım kapasitesini nasıl etkilediği araştırılacak. CRISPRi yöntemiyle belirli genlerin çalışması geçici olarak durdurularak iyileşmede hangi biyolojik mekanizmaların belirleyici olduğu anlaşılmaya çalışılacak.

Elde edilecek bulguların gelecekte dişin canlı dokusunu koruyan ve kendi kendini onarma kapasitesini destekleyen daha etkili tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

KADIN SAĞLIĞI İÇİN YENİ ARAŞTIRMA AĞI

Toplantının bir diğer önemli gündemini kadın sağlığı araştırmaları oluşturdu. L'Oréal Türkiye, Türkiye'deki 40. yılında ülkenin ilk endometriozis hasta dayanışma derneği EndoTürkiye ile iş birliğine giderek Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı'nın hayata geçirilmesine katkı sağladı.

Uzun yıllardır yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarının bilim dünyasında daha görünür hale gelmesini amaçlayan ağ, farklı disiplinlerden uzmanların bilgi ve deneyimlerini buluşturacak. Kamuya açık platformda kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile endometriozis araştırmacılarının yanı sıra beslenme, fizyoterapi, psikoloji, psikiyatri, radyoloji, moleküler biyoloji, genetik ve biyomedikal mühendisliği alanlarından uzmanların bir araya gelmesi hedefleniyor.

Kadın sağlığı konusunda güvenilir bilgi arayan kişiler de bilimsel çalışmalara ve uzman görüşlerine bu platform üzerinden ulaşabilecek.

KADIN SAĞLIĞINDA ARAŞTIRMA İHTİYACI

Kadın sağlığına ayrılan araştırma kaynaklarının sınırlı olması, bu alandaki bilimsel iş birliklerinin önemini artırıyor. ABD Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademilerinin analizine göre ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin 2013-2023 dönemindeki araştırma hibelerinin yalnızca yüzde 8,8'i kadın sağlığı araştırmalarına ayrıldı. Enstitülerin toplam bütçesi artmasına rağmen kadın sağlığı araştırmalarının hibeler içindeki payı geriledi.

Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen endometriozis de tanı ve tedavi süreçlerindeki güçlüklerle dikkat çekiyor. Türkiye'de 15 binden fazla kadının katıldığı araştırmanın sonuçlarına göre endometriozis tanısı alan kadınlar teşhise ulaşana kadar ortalama dört farklı hekime başvuruyor. İlk hastane başvurusuyla tanı arasında yaklaşık dört yıl geçiyor. Katılımcıların yüzde 63'ü ağrılarına ve belirtilerine inanılmadığını, yaklaşık yüzde 78'i ise tedavi masrafları nedeniyle ekonomik güçlük yaşadığını belirtiyor.

Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı'nın bu ihtiyaçları görünür kılması, uzmanlar arasındaki bilgi paylaşımını güçlendirmesi ve farklı disiplinlerden araştırmacıların ortak çalışmalar geliştirmesine alan açması amaçlanıyor.

HEDEF DAHA ERKEN TANI VE ETKİLİ ÇÖZÜMLER

Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı'nın tanıtımı kapsamında gerçekleştirilen buluşmada L'Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu da söz aldı. Bilim kadınlarına verilen desteği yeni iş birlikleriyle geliştirmeye odaklandıklarını belirten Tanrıkulu, "Bilim Kadınları İçin Programı'nı 24 yıldır sürdürürken desteğimizi her yıl nasıl daha ileri taşıyabileceğimize, bilim kadınları için nasıl yeni imkânlar yaratabileceğimize odaklandık. Türkiye'deki 40. yılımızda da bu yaklaşımı yeni bir iş birliğiyle ileri taşıyoruz. EndoTürkiye iş birliğiyle desteklediğimiz Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı'nın yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarını ve karşılanmamış ihtiyaçları görünür kılmayı, farklı disiplinlerin birlikte çalışmasını ve bilimsel bilginin daha hızlı paylaşılmasını hedefliyoruz. Uzun vadede daha erken tanıya, daha etkili yaklaşımlara ve kadınların yaşam kalitesini iyileştirecek çözümlere katkı sunmak istiyoruz. Bu yıl desteklediğimiz dört bilim kadını başta olmak üzere tüm bursiyerlerimizi ve kadın sağlığına farklı alanlardan katkı sunan araştırmacıları bu ortak çabanın bir parçası olmaya davet ediyorum" dedi.

EN ÇOK OKUNANLAR