USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

İş Dünyası Haberleri

Yayın Tarihi:10 Şubat 2026 16:37 / Güncelleme Tarihi:11 Şubat 2026 12:52

UGİK'26, 'Future: Today' temasıyla düzenlendi

Genç MÜSİAD tarafından düzenlenen 9. Uluslararası Genç İşadamları Kongresi (UGİK'26), 'Future: Today' temasıyla gerçekleşti. Kongrede iş dünyası liderleri, girişimciler, yatırımcılar, akademisyenler ve yaklaşık 5 bin katılımcı bir araya geldi.

UGİK'26, 'Future: Today' temasıyla düzenlendi

Türkiye'nin en büyük gençlik sivil toplum kuruluşlarından biri olan Genç MÜSİAD, iki yılda bir düzenlediği UGİK'in 9'uncusunu Wyndham Grand İstanbul Levent Hotel'de gerçekleştirdi.

"Future: Today" temasıyla düzenlenen kongrede geleceğin hızla bugüne yaklaştığı bu dönemde, iş dünyasının dönüşen dinamiklerinin nasıl doğru okunup bugünden yönetebileceği ele alındı. Gün boyu süren oturumlara ev sahipliği yapan kongrenin açılış konuşmaları T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, Genç MÜSİAD Başkanı Mağsum Usta ve UGİK İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik tarafından yapıldı.

Kongrenin açılış konuşmalarını yapan Dağlıoğlu, kongrenin mottosuna dikkati çekerek, gelecekle bugün arasında zamanın getirdiği bir belirsizlik olduğunu dile getirdi. Çok büyük bir dönüşümün içerisinden geçildiğini ve bunun da getirdiği belirsizliklerin olduğunu kaydeden Dağlıoğlu, bu ortamında iş yapmanın, yol bulmanın ve yol yürümenin herkesin yapabileceği bir iş olmadığını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

"Burada liderlik gösterecek figürlere ihtiyaç var. Kimler belirsizlikte yol yürüme cesaretine sahip? En önemlisi girişimciler. Girişimci denince sadece iş insanı olarak girişimcilik anlaşılmaması lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız siyasette, diplomaside bence en büyük girişimci örneği. Bu bir ruh hali, bu bir zihin hali; bunu unutmayalım. 'Sosyal girişimcilik' diye bir kavram var. Arkadaş çevrenizde de görürsünüz, o girişimci karakter vardır, hepimizi bir organize eder, bir yere doğru götürür. Bunun aynısı iş dünyası için de geçerli tabii ki sizlerin yaptığı bu çalışmalar bir girişimcilik örneği olarak çok kıymetli."

Burak Dağlıoğlu: "Sadece 2025'te, erken aşamadaki teknoloji girişimlerine bu ülkede 700 milyon dolara yakın yatırım yapıldı"

Burak Dağlıoğlu, girişimcilerin maalesef bir toplumda çok fazla bulunan bir profil olmadığını belirterek, bu yüzden iyi girişimcinin en kıymetli varlıklardan biri olduğunu vurguladı.

Ekonomide dinamonun aslında iyi girişimciler ile gerçekleştiğine dikkati çekerek, sebebini şöyle açıkladı: "Bütün o üretim faktörlerini bir araya getirecek, o işte liderlik ettiği takıma bir değer ortaya koydurtup bunu da bir ticari gelire dönüştürecek kişi aslında bu iyi girişimci oluyor. Biz de kamu perspektifiyle devlet olarak bunun farkındayız ve sizlerin, girişimcilerin, iyi girişimcilerin yanındayız. Burada kamunun ve kamu iştiraki olan şirketlerimizin uyguladığı birçok programla, politikayla ülkemiz son dönemde, özellikle son 10-15 yılda büyük mesafe katetti. Özellikle teknoloji girişimciliği alanındaki büyük başarıları biliyoruz." Unicorn olmanın tek bir hedef olmadığını, burada önemli olanın nasıl bir değer üretildiği, o etkinin nasıl bir sonuç doğurduğu olduğunu kaydeden Dağlıoğlu, bütün bu girişimcilik macerasında devletin bütün imkanlarıyla, politikalarıyla girişimcilerin yanında olduğuna işaret ederek şöyle konuştu: "Şimdi salonda uluslararası misafirlerimiz de var; Özellikle biz Türkiye'yi, İstanbul'u yalnızca yerel girişimciler için değil, uluslararası girişimciler için de bir merkez olarak görüyoruz. Son yıllarda Türkiye'nin bölgesel bir girişimcilik merkezi olduğuna dair çok başarı hikayesi var. Geçtiğimiz yıl sadece 2025'te, sadece erken aşamadaki teknoloji girişimlerine bu ülkede 700 milyon dolara yakın yatırım yapıldı."

MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir: "Genç iş insanları sadece ekonomik aktör değil, aynı zamanda jeopolitik aktör olmak zorundadır"

Açılış konuşmalarını yapan Burhan Özdemir, genç iş insanlarının yalnızca şirket kuran değil; etik kurallar inşa eden, veriyi ve teknolojiyi adaletle yöneten, ekonomik gücü toplumsal etkiye dönüştüren ve oyunu yeniden yazan küresel aktörler olması gerektiğini vurguladı. Veri ekonomisini kontrol edenlerin tüm dünyadaki kültürü ve siyaseti belirleyeceklerini ifade eden Burhan Özdemir, "Siz yalnızca şirket kuran değil, aynı zamanda pazarlar sektörler hatta etik ticarette etik kurallar inşa eden olmalısınız. Alınan, üretmeyen sadece rakamlarda kalan büyümeyi reddetmeli, sosyal ekonomik katmanlara dağılmayan büyümeyi dikkate almamalı, insan omurunu zedeleyen modeli terk etmelisiniz. İş insanlarının görevi sadece şirket kurmak değil, yeni toplum modelleri ve yeni toplum anlayışı oluşturmaktır. Geçmişin cesaret verdiği risk almak demekti, bugün ise cesaret etik kalabilmek, kısa vadeli kazanca hayır diyebilmek ve daha adil bir düzen için mevcut sistemin içerisinde zorlayıcı olabilmek. Bugün cesaret UNİCORN olmak değil, mevcut oyun alanını değiştirebilmektir" dedi.

Önümüzdeki yıllar şirketlerin değil, teknolojinin, etik kuralların ve finans bloklarının belirleyici olduğunu söyleyen Özdemir, "Yapay zeka alt yapısını kuran şirketler bugün olduğu gibi devletlerden daha güçlü. Enerji dönüşümünü yöneten girişimciler devletlerden daha çok jeopolitiği değiştirme kapasitesine sahip olacaklar. Veri ekonomisini kontrol edenler tüm dünyadaki kültürü ve siyaseti belirleyecekler. Genç iş insanları sadece ekonomik aktör değil, aynı zamanda jeopolitik aktör olmak zorundadır. Bunlar siz olmalısınız. Sizden önceki kuşaklar sadece oyuna katıldı siz ise oyunu yeniden yazmalısınız. Sizden önceki kuşaklar servet biriktirdi siz güç ve anlam mimarisi kurgulamalısınız" şeklinde konuştu.

Genç MÜSİAD Başkanı Mağsum Usta: "Mesele başarmak değil, başarırken özünü kaybetmemektir"

Açılış konuşmalarını gerçekleştiren Genç MÜSİAD Başkanı Mağsum Usta, "Yeni nesil inanılmaz yetenekli; hızlı öğreniyor, cesur ve özgüveni yüksek. Ama sahada en sık karşılaştığımız eksiklik ne biliyor musunuz? Sabır. Hemen cevap verme dürtüsü, hızla fikir belirtme arzusu, çabucak öne çıkma isteği. Oysa büyük liderlerin ortak bir alışkanlığı var: Önce susarlar, dinlerler, sonra da konuşurlar. Ve işte o alışkanlık onları kalabalıktan ayırır. Bu farkı tarihte en net gördüğümüz örnek; Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethindeki yaklaşımıdır. Öyle ki; 'olmaz' diyen tecrübeli isimleri neden olmaz dediklerini anlayacak kadar dinlemeyi bilmiş, sonra da fikirlerini hayata geçirecek cesareti ve metaneti göstermiştir. Özetle; dinleyen lider sahayı okur ve hayali gerçeğe dönüştürür. Mevlana'nın da bildiği gibi; 'Dün dünle kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım' şiarıyla hareket ederek, bugün buradan ayrılırken yanımıza bilgi değil, bir niyet alalım. Daha iyi ve daha faydalı olmak için yürüyelim. Çünkü insanın en büyük yolculuğu kendine doğru olanıdır. Gerçek mesele başarmak değil, başarırken özünü kaybetmemektir" ifadelerini kullandı.

UGİK İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik: "Hızlı tüketme arzusu, hayatlarımızdan mücadele ruhunu sessizce çekip alıyor"

Açılış konuşmasında konuşan Çelik, gençlerin yaşadığı kimlik krizi, mücadele eksikliği ve etki odaklı yaşam sorunlarına neden bugünden çözüm üretmesi gerektiğini şu ifadelerle anlattı: "UGİK, 18 yıllık köklü yolculuğunda her kongre döneminde dünya gençliğine güçlü mesajlar vermiş; her bir katılımcısına yeni ufuklar, yeni vizyon pencereleri açmıştır. Biz de UGİK 2026 için ekibimizle yeniden yola çıktığımızda kendimize tek hedef koyduk; Dünya gençliğine yeniden güçlü bir ses olmak, her bir katılımcımızın hayatında yeni vizyon kapıları aralamak. Bu doğrultuda yaptığımız saha araştırmaları, odak grup çalışmaları ve küresel trend analizleri neticesinde bu yılın mottosunu "Future:Today / "Gelecek:Bugün" olarak belirledik. Bu temayı seçerken bizler, yaptığımız çalışmalarda günümüz gençliğinin karşı karşıya olduğu üç temel problem tespit ettik: Birincisi; gençlerin kendini anlamlandırma ve kimlik karmaşası yaşaması. İkincisi: Mücadele kültürünün zayıflaması. Haz ve hız çağında yaşadığımız bu dönemde her şeyi hızlı edinme ve hızlı tüketme arzusu, hayatlarımızdan mücadele ruhunu sessizce çekip alıyor. Üçüncü ve son problem ise etki odaklı bir yaşam biçiminin gençlerin hayatında yeterince yer bulamaması. Yani benmerkezci bir hayattan; dünyaya karşı sorumluluk taşıyan, çevresi üzerinde etki bırakan bir gençlik anlayışına geçiş ihtiyacı. İşte tam da bu noktada Genç MÜSİAD olarak şunu savunuyoruz: Eğer bugün kendini bulmazsan, bugün mücadele etmezsen, bugün etki odaklı yaşamazsan geleceği kaçırırsın. Çünkü biz inanıyoruz ki gelecek artık 3 yıl sonra, 5 yıl sonra yahut 10 yıl sonra değil; gelecek tam da bugünün içerisinde, hiç olmadığı kadar hızlı bir biçimde akıyor. İşte bu yüzden bu kongremizin mottosu: "Gelecek:Bugün" dedi.

Fuat Tosyalı: "Avrupa'daki bütün boru işlerini; bütün gaz, su, altyapılarının borularının tamamını karşılıyoruz"

Açılış konuşmalarının ardından, Sunucu Şafak Tükle Uysal moderatörlüğünde "Süreklilik ve Yenilik" başlıklı oturumda Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı yer aldı.

Gençlere işlerini nasıl büyüttüğünü ve ilk sanayi yatırımına nasıl adım attığını anlatan Fuat Tosyalı, "Üç-beş tane boru daha fazla nasıl yaparız, soba nasıl yaparız, fırın nasıl yaparız derken, ilk presi aldık. Fakat onu indirmeye İskenderun'da vinç bulamadık. Presi, Adana'dan vinç getirttik ve indirdik. Elektrik yoktu, elektrik bağlattık dükkanımıza. Velhasıl daha fazla üretim yapayım ki oradan daha fazla ne alabilirim diye düşündüm. Bugün dakikada 5000 metrenin üzerinde boru üreten işletmelerimiz var. Avrupa'nın en büyük çelik boru üreticisiyiz. Avrupa'daki bütün boru işlerini, bütün gaz, su, altyapılarının borularının tamamını karşılıyoruz. Ülkemizde de biliyorsunuz TANAP'tan gelen Azerbaycan-Türkiye boru hattının borularından tutun da hayatın içerisindeki her şey, şu oturduğunuz sandalyelerin profillerine kadar devamlı bizde ürün işleniyor" dedi.

"DÜNYANIN HER TARAFINDAKİ BU SÜRDÜRÜLEBİLİR YATIRIMLARIMIZLA GELECEĞİ KURGULUYORUZ"

Dünyanın her tarafında sürdürülebilir, çevreci ve teknoloji odaklı bir yapıya dönüştüklerini ifade eden Tosyalı, 'Gelecek:Bugün' dedik. Biz bugün aslında geleceğimizi inşa ediyoruz. Bizim bugün sadece ülkemizde değil, dünyanın her tarafındaki bu sürdürülebilir yatırımlarımızla geleceği kurguluyoruz. Ama bunu yaparken de bir şeyi unutmuyoruz: Dünyanın en çevreci çeliğini üretme hedefiyle yola çıktık. Bugün dünyanın en düşük karbon ayak izine sahip çeliğini Tosyalı Holding üretiyor. Cezayir'deki tesisimiz, dünyada doğal gazla çalışan ve hidrojen dönüşümüne uygun en büyük tesis. Türkiye'deki tesisimiz tamamen yenilenebilir enerjiyle, güneş enerjisiyle beslenen bir yapıya sahip. İşin özeti; o gün o 9 metrekarelik dükkanda Fatih amcamın verdiği o vizyonla, 'bu paradan ne kadar pay alabilirsin' hedefinden, bugün dünyanın her tarafında sürdürülebilir, çevreci ve teknoloji odaklı bir yapıya dönüştük. Ama heyecanımız hiç bitmedi. Hala o günkü heyecanla her sabah işimize başlıyoruz."

"DOST VE MÜTTEFİK ÜLKELERİMİZİN KENDİ TANKLARINI DA MODERNİZE ETMEYE BAŞLADIK"

Dünyanın en ileri teknolojili tanklarını ürettiklerini ifade eden Fuat Tosyalı, "43-44 sene evvel ben tankçıydım. Tankın arkasında bir konuşma tuşu var; dışarıdan tankın içiyle iç haberleşme sistemi. Ama biz öyle bir hayal kuruyorduk ki 'Ya bu telefonla acaba bir gün dışarıyla konuşulur mu?' dedik. Fakat bugün nasip oldu tankımızı üretmek. ülkemizin, dünyanın en ileri teknolojili tanklarını üretiyoruz. Kendi milli uydularımızla haberleşen ve milli hava sistemlerimizle entegre olan, hiç tamamen insan kontrolü olmayan, göz hizasında olmayan, görülmeyen hedefleri de vurabilen tamamen uydu kontrolle bir milli aracımızı ürettik. Sadece bunu üretmekle de kalmıyoruz. Bütün dost ve müttefik ülkelerimizin kendi tanklarını da modernize etmeye başladık. Tabii bu savunma sanayindeki konular detaylı anlatılamaz ama geldiğimiz nokta hakikaten kafamızı yastığımıza rahat koyabilmemizi sağlayacak bir nokta diyebilirim" diye konuştu.

Oturumda ayrıca gençlere tavsiye olarak görüş bildiren Fuat Tosyalı, "Anlık fırsatlardansa uzun vadeli vizyonun, büyümenin değil de sürdürülebilirliğin, temkinli adımlardansa cesur yatırımın, güçlü ekiplerin önemine dikkat çekti.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç: "Saadet dediğimiz şeyi parada, güçte, çevrede, imkânda, hazda arayabiliyoruz"

Adem Metan moderatörlüğünde gerçekleşen "Kendini Bul" panelinde Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ile İhsan Fazlıoğlu yer aldı.

Saadetin para ve başarıda değil; insanın anlamını fark etmesinde yattığını, 'kendini bulma'nın ise sonradan inşa edilen bir başarı değil, doğru yerde durmayı bilmek olduğunu ifade eden Dinç şöyle konuştu: "Saadet dediğimiz şey mutluk değil. Saadet dediğimiz şeyi parada, güçte, çevrede, imkânda, hazda arayabiliyoruz. Bu sefer de iyice kendimizi kaybediyoruz. Kelimelerin bir felsefesi derinliği var. Vukufiyet, bir konu üzerine durmak demek. Maalesef biz kelimelerin felsefesini, derinliğini, düşünmeyle ilgili hakkını vermedik. Kendini bul sözü bizi şunu söylüyor; kendimizi kayıp mı ettik? Batı kültüründe kendini bul ifadesi çok yoktur. Girişimcilerde kendini yapmış adam derler. Çünkü insanın kendini sonradan inşa ettiğini bir algı var. Bu algı insanı kaldıramayacağı yükler altına sıkan bir şey. Başarıyı da bu şekilde düşünmemiz lazım" dedi.

İhsan Fazlıoğlu ise insanın kendini bulmasının ney(e) tutunduğuyla ilgili olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Bir insanın kendini bulması hangi söze tutunduğu ile alakalıdır. Neye tutunduğunuz kendinizle alakalı kanaatinizin sıfır zeminidir. Paraya tutunuyorsanız kendinizi orada bulursunuz. Makama tutunuyorsanız kendinizi orada bulursunuz. Şahsiyetin kelime anlamı 'çıkıntı' demek. Varlık sahnesinde işaret edilebilir var olabilir haline dönüşüyorsunuz. Sizin şahsiyetinizi tutunduğunuz dal, tutunduğunuz söz veriyor."

Akfen Holding'in gelecek stratejileri konuşuldu:Deneyim, yenilenme ve dijital dönüşüm

"Geçmişi Kaybetmeden Geleceği Yeniden Yazmak" panelinde; Rauf Ateş moderatörlüğünde, Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Akın ve Akfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Akın Özalp yer aldı.

Panelde konuşma yapan Hamdi Akın, kariyer yolculuğunda yaşıtlarından çok kendisinden daha tecrübeli isimlerle istişare etmeyi tercih ettiğini belirterek, ileriye dönük kararlarında deneyimli kişilerin görüşlerini önemseyerek hareket ettiğini söyledi.

Yenilenmeyi temel strateji olarak benimsediklerini belirterek, geçmişte odaklanmadıkları alanlara yoğunlaştıklarını ifade eden Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Akın ise mevcut güç ve verimliliklerini daha ileriye taşıyacak yeni adımlar üzerinde sürekli çalıştıklarını söyledi.

Pelin Akın Özalp ise aile şirketlerinin köklü gücünü teknolojiyle modernize ederek holdingi dijital dünyaya entegre etmeyi ve bu sayede geleceğe hazırlamayı hedeflediklerini ifade etti. Özalp, "Artık teknoloji diye bir gerçek var ve önlenemez bir şey. Biz açıkçası abimle ne kadar bunun içinde olabiliriz, şirketlerimizi ne kadar buna katabiliriz ya da onlarla nasıl bir iş birliği yapabiliriz diye düşünüyoruz. Bizim katkı değerimizde teknoloji tarafında ve geleceğe hazırlanmak açısından oluyor" ifadelerini kullandı.

DİJİTAL EKONOMİ; GİRİŞİMCİLİK VE YATIRIM EKSENİNDE KONUŞULDU

Kongre kapsamında gerçekleştirilen "Dijital Ekonomi" başlıklı oturumda, e2vc Genel Ortağı Enis Hulli, FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula ve FERASET Kurucu Ortağı ve CEO'su H. Burak Demir yer aldı.

Abdula, veri analitiği ve yapay zeka alanında yaşanan dönüşümün, şirketlerin iş yapış biçimlerini değiştirdiğini söyledi. Klasik veri toplama ve merkezi analiz modelinin yerini gerçek zamanlı veri işleyen otonom beyinlere bırakacağını ifade eden Abdula, veri kullanımındaki yeni dönemi şöyle tanımladı: "Eskiden, önce veriye ulaşalım denirdi. Şimdi veri simyacılığı döneminin sonuna geldik. Artık sadece doğru damarı bulmak yetmiyor. Her şirket kendi algoritmik beynini geliştireceği bir döneme doğru gidiyor."

Özellikle perakende sektöründe bu dönüşümün daha belirgin hale geldiğini vurgulayan Abdula, çok şubeli yapılarda karar alma süreçlerinin merkezden bağımsızlaşacağını kaydederek, "Bir şirketin 100 mağazası varsa, artık her mağazanın kendine ait bir algoritmik beyni olacak. Her birim kendi verisini anında yorumlayabilecek" dedi.

Akan Abdula, girişimlerin sadece küresel trendleri kopyalayarak başarılı olamayacağını, yerel toplumsal yapının dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Abdula, "Vatansız bir girişim olmaz. Önce kendi vatanında büyür, sonra dünyaya açılır. Kendi vatanınızda büyümek istiyorsanız, o ülkenin sosyolojik ihtiyaçlarını anlamak zorundasınız. Sadece dünyada popüler diye bir uygulamayı Türkiye'ye taşımak sizi bir yere götürmez" diye konuştu.

"YAPAY ZEKA ALANINDA FIRSAT PENCERESİ HENÜZ KAPANMADI"

Hasan Burak Demir de Türkiye'nin yapay zeka alanında fırsat penceresini henüz kapatmadığını ve doğru stratejiyle rekabet edilebileceğini söyledi. Türkiye'nin şu anda bulunduğu konumun yapay zekayı yakalamak için uygun olduğunu düşündüğünü ifade eden Demir, "Üniversitelerimizden çok iyi endüstri mühendisleri, veri ile alakalı çalışanlar, matematikle çalışan çok iyi insanlar mezun oluyor. Bizim en büyük avantajımız, hızlı hareket edebilmemiz. Çok hızlı hareket edip, buradaki teknolojileri hem işletmelerimize hem insanlara ulaştırıp hem de yeteneğin de buna uygun şekilde çalışmasını sağlarsak, Türkiye çok iyi bir noktaya gelir" yorumunu yaptı.

"DEVLET TEŞVİKLERİ İVME KAZANDIRIYOR"

Demir, Türkiye'de teknoloji ve uygulama ekosisteminin büyümesinde kamu desteklerinin kritik rol oynadığını belirterek, devlet teşviklerinin sektöre ciddi ivme kazandırdığını söyledi.

Demir, "Ticaret Bakanlığının inanılmaz destekleri oldu. O destekleri olmasa bence bugün ne oyun sektörü ne de uygulama sektörü bu kadar ilerleyebilirdi." dedi.

Türkiye'deki teşvik sisteminin yalnızca yerli girişimler için değil, yabancı şirketler için de cazibe oluşturduğunu vurgulayan Demir, Fransa'dan gelen büyük bir teknoloji şirketinin yatırım amacıyla Türkiye'yi ziyaret etmesini bunun önemli bir göstergesi olarak değerlendirdi.

HAVACILIK İLE TEKNOLOJİ LİDERLERİ "LİDERLERİN AJANDASI"NDA BULUŞTU

Sunucu Şafak Tükle Uysal moderatörlüğünde gerçekleşen "Liderlerin Ajandası" başlıklı panelde Pegasus Hava Yolları CEO'su Güliz Öztürk ile HPE Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesi Genel Müdürü Güngör Kaymak bir araya geldi. Liderlerin değişen küresel ve dijital gündemde stratejik öncelikleri, dönüşüm ajandaları ve gelecek vizyonları ele alındı.

"EMNİYETTEN ÖDÜN VERMEDEN BU RİSKLERE KARŞI BELLİ AKSİYON PLANLARIMIZ VAR"

Sektör olarak Pegasus'un ajandasında en belirleyici risk başlığının 'jeopolitik riskler' olduğunu ifade eden Pegasus Hava Yolları CEO'su Güliz Öztürk, "En belirleyici risk başlığı jeopolitik riskler. Üstelik de son dönemin riski de değil. 2022'den bu yana dördüncü sene kuzeyde devam eden savaş, güneyimizde devam eden ve aslında hiç de öngöremediğimiz önemli değişiklikler... Kimi zaman dört hafta sürüyor. Örneğin geçen yıl tam yüksek sezona girerken başlayan İran-İsrail savaşı toplamda belki 20 gün sürdü en şiddetli haliyle, ama aşağı yukarı tam da yoğun sezonda bir buçuk ayımızı etkiledi. Uçaklarımız kaldı. Çünkü şöyle bir iş tabii; bunun sonucunda 7 gün 24 saat uçaklar havada. Ne kadar yönetseniz de bu riski risk olarak bilip çok belirsiz ne zaman karşılaşacağımız. Dolayısıyla uzun zamandır yönetiyoruz bu riski. Burada önemli olan şu tabii; yine emniyetten ödün vermeden bu risklere karşı belli aksiyon planlarımız var. Rotalar uzuyor, uçuşları azaltıyoruz; operasyonel birtakım önlemler mutlaka alıyoruz" dedi.

"TEKNOLOJİ DEPARTMANLARINI BİR MASRAF MERKEZİ OLARAK GÖRMEK BÜYÜK HATA"

Mevcut iş modelini yeni teknolojiye taşımanın yapılan en sık hata olduğunu ifade eden HPE Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesi Genel Müdürü Güngör Kaymak, "Mevcut iş modelini yeni teknolojiye taşımak bana göre en sık yapılan hata. Burada bu değişimi yaparak ancak yeni teknolojinin getirdiği marjinal faydalardan faydalanabiliyoruz. Ama asıl yapmamız gereken süreçlerimizi değişen şartlara, gelişen teknolojilere göre gözden geçirip gözden geçirdiğimiz iş modelini yeni teknolojilerin üzerine taşımaktır. Olanı olduğu gibi taşıdığımız zaman burada büyük bir fayda beklemek çok mümkün değil. Yapılan en sık gördüğümüz hata bu. Bugün hangi sektörde olursak olalım, ister havacılıkta olalım ister sağlıkta olalım; geldiğimiz nokta itibariyle teknoloji işin kalbine yerleşmiştir. Bu nedenle teknoloji departmanlarını bir masraf merkezi olarak görmek, icracı bir birim olarak görmek yapılan diğer bir hata. Üçüncüsü de sadece yeni teknolojiyi almak yeterli değil. Burada çalışanlarımızın teknoloji okuryazarlığını doğru seviyeye getiremezsek para harcadığımız o teknolojiden fayda getirmek ya da istediğimiz seviyede fayda getirmek mümkün değil. Teknolojik yatırımların geri dönüşünü beklerken sadece dışarıya verdiğimiz para maliyet değil; kendi içimizde yapacağımız yatırımları, gelişmeleri, eğitimi ve teknolojiyi insanların daha verimli kullanmasına dikkat etmemiz lazım" diye konuştu.

Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir: "Dünyanın nereye gittiğini iyi okumak gerekiyor"

Harvard Busıness Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan moderatörlüğünde gerçekleşen "Ufkun Ucunda İş yapmak" adlı oturumda Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir yer aldı.

Özdemir, dünyada yaşanan hızlı dönüşümün iş dünyası ve eğitim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, değişimi doğru okumanın artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı. Yapay zekâdan teknolojiye, küresel gelişmelerden iş yapış modellerine kadar her alanda baş döndürücü bir değişim yaşandığını ifade eden Özdemir, "Bugün teknolojinin peşinden koşuyor gibi hissediyoruz. Eskiden şirketlerde statik bütçeler yapılır, yıl boyunca takip edilirdi. Artık dinamik bütçeler yapılıyor. Çünkü her şey çok hızlı değişiyor" dedi.

Eğitim sisteminin de bu hızla aynı anda ilerlemesi gerekliliğine dikkat çeken Özdemir, "Bir dönem herkes kod yazmayı konuşuyordu, bugün bambaşka bir noktadayız. Üniversitelerde verilen eğitim bile bu dönüşümün gerisinde kalabiliyor. Asıl konuşmamız gereken konu şu: Bu değişime uyum sağlayabilecek öğrenciler yetiştiriyor muyuz, onları iş dünyasına yeterince hazırlayabiliyor muyuz?" diye konuştu.

Limak'ın bu yıl 50. kuruluş yılını kutladığını hatırlatan ve 29 yıldır grup bünyesinde görev yaptığını belirten Özdemir, şirketin temel yaklaşımını ise şu sözlerle özetledi:

"Bizim hedefimiz her zaman dalganın önünde olmak oldu. Dünya çok daha rekabetçi bir hâle geldi. Teknoloji bu rekabeti daha da sertleştiriyor. Hem var olmanız hem de her alanda daha iyisini yapmanız gerekiyor. Dolayısıyla en önemli konu dünyanın nereye gittiğini ve hangi noktada daha rekabetçi olduğunuzu iyi okumak gerekiyor."

UGİK'26 kapsamında düzenlenen "Büyük Değişimler Zamanı" başlıklı oturumda, yakın tarih ve askeri strateji alanındaki derin birikimi ve akademik çalışmalarıyla tanınan Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve Türkiye'nin akademik ve entelektüel dünyasında önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Gültekin Yıldız bir araya geldi. Oturumda, tarihsel perspektiften günümüze uzanan büyük dönüşümler, küresel kırılmalar ve bu değişimlerin devletler, toplumlar ve kurumlar üzerindeki etkileri ele alındı.

Prof. Dr. Erhan Afyoncu: "İHA'ları, SİHA'ları, elektronik harbi en iyi kullanan orduya sahip"

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, tarihte birçok dönüşümün olduğunun altını çizerek, savaş tarihinin Roma piyadeleri, Türk süvarileri, ateşli silahlar, makineleşme ve mevcut dönemdeki İHA ve SİHA gelişimi olmak üzere 5 evrede geliştiğini belirtti. Türkiye'nin sanayileşmeyi kaçırdığına ancak 5'inci aşama olan İHA ve SİHA alanında gösterdiği gelişimle bu anlamda trendi yakaladığına işaret eden Afyoncu, şunları kaydetti: "Burada bir avantajımız oldu, Özdemir Bayraktar belgeselini izlemişsinizdir, izlemeyenlerin de izlemelerini tavsiye ediyorum. Bir aile, Karadenizli, inatçı... Rahmetliyi de ben tanımıştım. Müesses nizamla mücadele ederek hayal bile edemeyeceğimiz bir şeyi gerçekleştirdi. Şimdi şöyle düşünün, bundan 20 sene önce 'Ya, biz bir silah yapacağız ki Amerika'da, Çin'de, Rusya'da olmayacak' deseniz, deli muamelesi yapıp Bakırköy'e atarlardı yani, kesin. Çünkü ben mantığı biliyorum, 'öğrenilmiş çaresizlik' diye bir şey var, rahmetli buna 'aşılanmış çaresizlik' diyordu. O başarıldı ve arkadaşlar, silahı yapmanız yetmiyor, o silahı kullanabilen personelinizin olması lazım. Mesela ben Çin'in hiçbir zaman dünya hakimiyetini sağlayabilecek bir ülke olmadığı kanaatindeyim. Çünkü dünya hakimiyetini istiyorsanız, savaş çok kötü bir şey ama savaşarak ve kayıp vererek olabilirsiniz. Emperyal ufkunuz olmadığı takdirde bu mümkün olmuyor. Çin tarih boyunca hiçbir zaman yapmadı, hepiniz bilirsiniz, Çinlilerin Rönesans'tan önce Avrupa'yı keşfetme şansları vardı, çok kuvvetli bir deniz filoları vardı, deniz filolarını kapattılar. Emperyal ufuk, ticaret önemli bir şey ama savaşarak olur. O savaş kabiliyeti, savaş yeteneği her millette olmuyor. Bakın Ruslarda var yani savaşçı bir millettir, kayıp vermeyi göze alıyorlar, gözleri kara. İşte şu anda Türkiye'nin avantajı sadece silahı yapmıyor, o silahı, dünyada, mesela bu İHA'ları, elektronik harbi en iyi kullanan orduya sahip. Bu da neden oluyor? Terörle yapılan mücadelede devamlı rehavete düşmeden kendinizi yenilediniz." Afyoncu, bahsettiği gibi beşinci dönemde dünya harp tarihi açısından Türkiye'nin önde gittiğini ancak yaşlanan nüfusun bir dezavantaj olduğunu vurguladı.TÜİK'in dün açıkladığı verileri anımsatan Afyoncu, "Ortalama yaş Türkiye'de 35'e çıktı. Hep neyle övünürdük arkadaşlar? Türkiye genç nüfusa sahip, ki öyle değil. Sayın Cumhurbaşkanımız 2007'den beri konuşuyor, söylüyor, anlamıyoruz. Aslında önceden görülmüş yani biz de yıllardan beri televizyonlarda bunu söylüyoruz. Bu kahin olduğumuzdan değil, sizden önce giden Avrupa devletlerinin gittiği çizgiyi görüyorsunuz." diye konuştu.

"Her dört asırda bir büyük bir dönüşüm olduğunu görüyoruz"

Yıldız tarihteki kırılmalardan bahsederek, "Türkiye'nin ve bizim neslin birinci kırılma noktası 12 Eylül iktidarıdır. 12 Eylül öncesi ve sonrası silahlı yapıdan farklı bir sosyal, ekonomik ve siyasi atmosfere geçişi temsil eder. 2000'lere kadar süren 'apolitik' bir ortam ortaya çıkardı. İkinci kırılma 28 Şubat'tır. Birçoğumuz için "Ne oluyoruz, ne yaşıyoruz? Kendi vatanımızda neden kendimizi parya gibi hissediyoruz?" dediğimiz bir dönemdi. Üçüncüsü ise 15 Temmuz'dur. Bizim nesil için bu, Milli Savunma Üniversitesi'nin kurulması ve askeri eğitimin yeniden yapılandırılması gibi devrimsel süreçleri beraberinde getirdi. Dünya tarafına baktığımızda, tarihçiler genelde büyük benzetmeleri sevmez ama bir analiz yaparsak; her dört asırda bir büyük bir dönüşüm olduğunu görüyoruz" diye konuştu.

Rasmal Ventures Soumaya Ben Beya Dridje ve Alter Global Fernando Caputo'nun konuşmacı olarak yer aldığı Özel Oturum ise ENTREN Kurucusu Erdem Dereli moderatörlüğünde gerçekleşti.

Otomobil Sporları Federasyonu Genel Sekreteri Serhan Acar moderatörlüğünde gerçekleşen "Zinde Kal – Oyunda Kal" başlıklı son panelde ise, motor sporları alanındaki deneyimi ve liderlik rolleriyle tanınan Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı Eren Üçlertoprağı yer aldı.

Panelde konuşma yapan Eren Üçlertoprağı: "Yönetim olarak tek amacımız vardı. Sporcuları önceleyen genç kardeşlerimize destek olmaktı. İlk başlattığımız proje ile niteliği olan genç kardeşlerimize çok cüzi bir katılım ücreti alarak organizasyon yaptık. Şu ana kadar 3 bin 500'ün kişi bundan faydalandı. Şu an Türkiye şampiyonu olmuş kardeşlerimiz var. Organizasyonun en önemli ayağı çok fazla gözetmen, gönüllü ve seyirci sağladık. Bu sene şehir merkezlerine ortaokula kadar inerek karting yarışı yaptırdık. Olabildiği kadar ülkemizdeki otomobil spor tutkusunu beslemeye çalışıyoruz" dedi.

Panelin diğer konuşmacısı Cem Bölükbaşı ise kariyerindeki süreçlerden bahsederek şu ifadeleri kullandı: "Seçmelerde 25 çocuktan biri olmayı hak kazanmıştım. Başlaması ve devam ettirmesi zor bir spor. Zirveye çıkmak ayrı bir zorluk, zirvede kalmak bambaşka bir zorluk. E spor döneminde zirveye çıkmak benim için yaklaşık 100 bin kişi arasında ilk 10-20 arasında kalmak demek. Ben daha önce 80 bin kişinin yarıştığı PlayStation kategorisinde 1. olmuştum. İnanılmaz bir antrenman yapılması gerekiyordu. 3 sene 10 bin saatten fazla simülasyonlu bir antrenman yapıldı. 20 bin olsa 20 binde yapardım. Yarışmadığınız her gün kendinizi geliştirdiğiniz için kendinize bir şeyler katmanız gerekiyor. Dünyanın en iyileri arasına girmek için en iyi antremanı sizin yapmanız gerekiyor. İnsanların ne yaptığını görüp daha fazlasını yapmanız gerekiyor. Salon antrenmanı benim için çok önemli. Yorgunluğunun bir kısmını hissetsek biz 320 ile giderken bir hataya sebep olabiliyor."

Kongre kapsamında B2B Lounge alanında, sektör profesyonellerine yönelik odaklı içerik paylaşımları ve birebir etkileşim imkanları sunuldu.

Fuzul Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Faruk Akbal; "Gayrimenkulün Dünü, Bugünü, Yarını", KT Portföy Genel Müdür Yardımcısı Dr. Bayram Veli Salur; "Likidite, Risk ve İslami Fon Yönetimi" başlığı altında deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

EN ÇOK OKUNANLAR