Güncelleme Tarihi:
27 Şubat 2026 11:13Yayın Tarihi:
16 Şubat 2026 15:17Yayın Tarihi:
16 Şubat 2026 15:17Güncelleme Tarihi:
27 Şubat 2026 11:13
Küresel pazarlardaki rekabetin fiziksel güçten ziyade dijital zekayla ölçüldüğü bir dönüm noktasındayız. Türk sanayisi, geleneksel üretim modellerinden sıyrılarak veriyi stratejik bir varlığa, donanımı ise akıllı sistemlere dönüştürdüğü kapsamlı bir 'akıllı entegrasyon' çağına adım atıyor. Mitsubishi Electric'ten Siemens'e, FANUC'tan ABB ve Omron'a uzanan küresel teknoloji devleri ile Tezmaksan, Altınay, Doruk Otomasyon ve MCS gibi yerli inovasyon öncülerinin 2026 vizyonu, ülkemizin üretim kimliğinin yeniden tanımlandığını gösteriyor. Artık sanayicilerimiz için başarı; sadece daha fazla üretmek değil, daha esnek, daha şeffaf ve daha sürdürülebilir bir ekosistemi yönetebilmekten geçiyor. Bu dönüşümün en somut yansıması, yazılımın donanım üzerindeki mutlak hakimiyetinde görülüyor. Robotlar mekanik görevleri yerine getiren kollar olmaktan çıkıp MAISART, RobotStudio ve RoboCAM gibi ileri düzey yazılımlarla 'öğrenen' ve 'karar veren' akıllı iş ortaklarına dönüşüyor. Özellikle yerli yazılım platformları olan ProManage ve CodeMaster, sahadaki ham veriyi işleyerek şirketlere eş zamanlı bir şeffaflık sunuyor. Dijital ikiz teknolojileri ise hata payını neredeyse sıfıra indirerek, yatırımların fiziksel dünyada vücut bulmadan önce sanal ortamda optimize edilmesini sağlıyor. Gemini 3D gibi teknolojilerle kurgulanan bu simülasyon dünyası, sanayicinin en büyük maliyet kalemi olan plansız duruşları ve deneme-yanılma süreçlerini tarihe gömüyor.
TEKNOLOJİK SEFERBERLİK
Tezmaksan'ın Sivas'taki 'Karanlık Fabrika' vizyonu ve Türkiye'de bir ilk olan dokuz eksenli makine üretimi hamlesi, yerli mühendisliğin küresel arenada nasıl bir kaldıraç etkisine sahip olacağını kanıtlıyor. 2026 yılına doğru ilerlerken Türk sanayisi bir yazılım ve mühendislik ihracat merkezi olma hedefine kilitlenmiş durumda. Yapay zeka destekli kestirimci bakım çözümleri ve otonom mobil robotlar (AMR), insan kaynağını fiziksel yükten kurtarıp stratejik süreçlere odaklayarak küresel 'yetenek açığı' krizine teknolojik bir yanıt veriyor. Bu teknolojik seferberlik, Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki yerini düşük iş gücü maliyeti yerine yüksek teknoloji, enerji verimliliği ve sürdürülebilir kâr odaklı mükemmeliyetle sağlamlaştıracak. Zira dijitalleşme artık bir seçenek değil, küresel ligde kalıcı olmanın temel şartı haline geldi.
DASSAULT SYSTÈMES KIDEMLİ BAŞKAN YARDIMCISI GIAN PAOLO BASSI: ROBOTİK VE OTOMASYONDA GÜÇ BİRLİĞİ
Dassault Systèmes ve küresel otomasyon devi KUKA, üretim sektöründeki robotik taleplerine yanıt vermek amacıyla geçtiğimiz yıl stratejik bir ortaklık kurdu. Bu iş birliği sayesinde Dassault Systèmes, KUKA'nın dijital ekosistemi mosaixx bünyesine katılarak kullanıcılara 3DEXPERIENCE platformuna hızlı erişim imkanı tanıyacak. Ortaklık, fabrikaların operasyonel süreçlerini daha esnek ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor. KUKA'nın bulut tabanlı platformu mosaixx ile entegre olan Dassault Systèmes teknolojileri, mühendislerin üretim hatlarını fiziksel kurulumdan önce sanal ortamda eksiksiz modellemesine olanak sağlıyor. Bu sayede makine türü gözetmeksizin tüm süreçler dijitalleştirilebiliyor. Dassault Systèmes ile portföyünü sektör lideri sanal ikiz teknolojisiyle genişlettiklerinden bahseden KUKA Digital CEO'su Quirin Goerz ortak vizyonu şöyle özetliyor: "Mühendisler gerçek zamanlı verilerle analiz yapabilirken, sistem entegratörleri inovasyonu destekleyen esnek uygulamalar geliştirebilecek." Bu ortaklık sayesinde CATIA, DELMIA ve SOLIDWORKS gibi uygulamalara erişimi kolaylaştırdıklarına değinen Dassault Systèmes Kıdemli Başkan Yardımcısı Gian Paolo Bassi ise otomotivden sağlığa kadar pek çok sektördeki müşterilerinin, sanal dünyanın avantajlarını kullanarak inovasyon süreçlerini ileriye taşıyabileceğine işaret ediyor.
ABB ROBOTIC TURKEY ENDÜSTRİYEL OTOMASYON ÜLKE MÜDÜRÜ EMRE TURAL: SANAYİDE ROBOTİK KALDIRAÇ HAMLESİ
ABB'nin yapay zeka destekli simülasyon aracı RobotStudio ve kolaboratif robot (cobot) ailesi, Türkiye'deki üreticilerin küresel rekabet gücünü artırmada kritik rol oynarken robotlu otomasyon kapasite, kalite ve verimliliği dönüştüren stratejik bir kaldıraç haline geliyor.
Dünyanın en yaygın kullanılan simülasyon araçlarından RobotStudio'nun, entegre yapay zeka desteğiyle gerçek hayattaki robot hareketlerini birebir modellediğini belirten ABB Robotic Turkey Ülke Müdürü Emre Tural, teknolojinin avantajlarını şöyle özetliyor: "Kullanıcılar robot kurulumlarını sanal ortamda tasarlayıp test ederek tasarım süresini kısaltabiliyor. Çevrim dışı programlama yeteneği sayesinde üretimi durdurmadan yeni ürünler devreye alınabiliyor veya simülasyonlar yapılabiliyor. RobotStudio Cloud ile ekipler dünyanın her yerinden eş zamanlı proje paylaşımı gerçekleştirebiliyor."
COBOTLAR: İNSAN VE ROBOTUN GÜVENLİ İŞ BİRLİĞİ
Geleceğin fabrikalarında esnek otomasyonun önemine değinen Tural, kolaboratif robotların yorucu işleri üstlenerek çalışanların yaratıcı süreçlere odaklanmasını sağladığını ifade ediyor. Özellikle otomotiv sektöründe esnek üretim yaklaşımının kritik bir gündem maddesi olduğunu hatırlatan Tural, ABB cobot'larının sunduğu kolaylıkları paylaşıyor: "Sürükle-bırak-öğret teknolojisi sayesinde programlama bilgisi gerektirmeden hızlı bir entegrasyon sağlıyoruz. Bu durum, özellikle KOBİ'lerin düşük hacimli ve yüksek çeşitlilik içeren üretim senaryolarında büyük hız avantajı sunuyor." Uçtan uca dijital ikiz kullanımının işletmelere öngörülebilirlik kazandırdığını belirten Tural, enerji verimliliği odaklı stratejilerin altını çiziyor. OptiFact™ platformu ile yüzlerce cihazdan veri toplayarak çevrim süresi ve OEE (Toplam Ekipman Verimliliği) gibi kritik göstergelerin analiz edildiğini söyleyen Tural, bu veriye dayalı yaklaşımın sürdürülebilir büyüme ve operasyonel kâr elde etme noktasında güçlü bir zemin sunduğunu vurguluyor.
TÜRKİYE SANAYİSİ İÇİN STRATEJİK VİZYON
Tural, ABB olarak insanı merkeze alan, veriye dayalı, sürdürülebilir üretim modellerini hayata geçirmeyi hedeflediklerini belirterek sözlerini şöyle sonlandırıyor: "Robotları yalnızca bir teknoloji değil, rekabet gücünü hızlandıran stratejik bir değer olarak konumlandırıyoruz. İnsan ve robotun uyum içinde çalıştığı bu yeni dönemde, ülkemiz sanayisini küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşımak için çalışmaya devam edeceğiz."
(Emre Tural)MITSUBISHI ELECTRIC TÜRKİYE BAŞKANI ŞEVKET SARAÇOĞLU: YAPAY ZEKA VE DİJİTAL İKİZLE 'ESNEK ÜRETİM' DÖNEMİ
Türk sanayisinin küresel rekabette öne çıkabilmesi için hıza ek olarak esneklik ve operasyonel mükemmeliyete odaklı bir stratejik bir bakışa ihtiyacı olduğunu vurgulayan Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Şevket Saraçoğlu, yapay zeka teknolojisi MAISART ve uçtan uca dijitalleşme vizyonu olarak geliştirilen e-F@ctory'nin üreticilerin değişen pazar koşullarına anlık uyum sağlamasına imkan tanıdığından söz ediyor. Üretimde insan ve yapay zeka iş birliğini ileri bir seviyeye taşıdıklarını belirten Saraçoğlu, MAISART teknolojisinin sağladığı avantajları şöyle özetliyor: "Kestirimci bakım yetenekleri sayesinde arızalar henüz gerçekleşmeden tespit edilerek plansız duruş süreleri minimize ediliyor. Otonom karar verme mekanizmalarıyla üretim hatları değişen koşullara göre kendi kararlarını vererek anlık uyum sağlıyor. Operasyonel verimlilik artarken üretim maliyetleri sürdürülebilir biçimde düşüyor."
GEMINI 3D DİJİTAL İKİZ: FİZİKSEL YATIRIMDAN ÖNCE SANAL TEST
Sanayi 5.0 sürecinde doğru tasarım ve hızlı ölçeklenebilirliğin kritik olduğunu ifade eden Saraçoğlu, Gemini 3D dijital ikiz teknolojisinin önemine de değiniyor. Bu teknoloji sayesinde üreticiler, robot yerleşimlerini ve çevrim sürelerini henüz fiziksel yatırıma geçmeden sanal ortamda simüle edebiliyor. Potansiyel sorunların erkenden tespiti, işletmelere stratejik bir maliyet avantajı ve uzun vadeli rekabet gücü kazandırıyor. İleri teknolojiyi sadece kapasite artışı olarak görmediklerini belirten Saraçoğlu, fark yaratan unsurun verimlilik, enerji yönetimi ve sürdürülebilir kârlılığın bir arada ele alınması olduğunu söylüyor. Dijital dönüşümün kısa vadeli bir yatırım değil, uzun vadeli bir strateji olması gerektiğini vurgulayan Saraçoğlu, veriye dayalı kararların kalite sürekliliği ve enerji tasarrufu gibi somut iş sonuçları yarattığını ifade ediyor.

(Şevket Saraçoğlu)
ASIL İHTİYAÇ VERİYİ İŞ DEĞERİNE DÖNÜŞTÜREBİLMEK
Siemens Türkiye Dijital Endüstriler Genel Müdürü Kerim Oal, Türkiye'nin küresel rekabette sürdürülebilir bir şekilde öne çıkabilmesi için mevcut kaynakların verimli kullanılması gerektiğini vurguluyor. Dijital ikiz teknolojileri tüm üretim döngüsünü sanal ortamda optimize ediyor ve bu sayede daha hızlı devreye alma ve daha düşük işleme maliyetleri hedeflenebiliyor. Robotik sistemlerin esas değerinin yazılım katmanında ortaya çıktığını belirten Oal, yazılım tabanlı sistemler sayesinde aynı fiziksel altyapının değişen ürün tiplerine ve talep dalgalanmalarına hızla uyarlanabildiğini, böylece yatırımın geri dönüş süresini önemli ölçüde kısalttığını dile getiriyor. Otomasyonun tek başına yeterli olmadığını ve sürdürülebilir verimliliğin ancak verinin doğru analiziyle mümkün olduğunu kaydeden Oal, Türkiye'deki dijital dönüşüm sürecinde veri kalitesi, standartlaşma ve yetkin insan kaynağını en kritik başlıklar olarak sıralıyor. İşletmelerin yapay zeka kullanım oranlarına dair verileri de paylaşan Oal, Türkiye genelinde oranın yüzde 4,4 seviyesinde olduğunu, büyük ölçekli işletmelerde ise yüzde 22 olarak gerçekleştiğini kaydediyor. Bu tablonun, teknolojiye erişimden ziyade veriyi somut bir iş değerine dönüştürebilen sistematik bir dönüşüm yaklaşımına olan ihtiyacı gösterdiğini vurgulayan Oal, doğru mimari ve kullanım senaryoları ile verinin kaliteyi artıran ve rekabet gücünü yükselten stratejik bir varlığa dönüşebileceğini söylüyor. Türkiye'nin dönüşüm yolculuğunda büyük potansiyel barındırdığını vurgulayan Oal, "Otomasyon, robotik, dijital ikiz ve veri analitiğini birlikte ele alan bütüncül yaklaşımlar, sanayimizin küresel rekabette daha güçlü ve dayanıklı bir konuma gelmesini sağlayacak" mesajı veriyor.

(Siemens Türkiye Dijital Endüstriler Genel Müdürü Kerim Oal)
FANUC TÜRKİYE VE CIS ÜLKELERİ GENEL MÜDÜRÜ TEOMAN ALPER YİĞİT: ÜRETİMDE 'SIFIR DURUŞ' VİZYONU
Robot, CNC kontrolör, sürücü ve motor gibi temel donanım bileşenlerinin tamamını Japonya'daki tesislerinde tasarlayıp üreten FANUC, tam dikey entegrasyon yetkinliğiyle öne çıkıyor. FANUC Türkiye ve CIS Ülkeleri Genel Müdürü Teoman Alper Yiğit, bu stratejik yaklaşımın sistemler arasında yüksek uyum sağladığını ve Türkiye'deki üretim tesisleri için kurulum sürelerini önemli ölçüde kısalttığını ifade ediyor. Robot ve CNC çözümlerinin aynı mühendislik felsefesiyle geliştirilmesinin entegrasyon risklerini ortadan kaldırdığını belirten Yiğit, şirketin uzun vadeli ürün yaşam döngüsü politikası sayesinde ürün yaşı gözetmeksizin sunulan yedek parça ve teknik destek sürekliliğinin, sanayicilerin yatırımlarını koruduğunu ve toplam sahip olma maliyetlerini düşürdüğünü vurguluyor.
TÜRK ŞİRKETLERİNİN TERCİH EDİLEBİLİRLİĞİ ARTIYOR
Üretimde sürekliliği sağlamayı hedefleyen FANUC'un Zero Down Time (ZDT) vizyonu, yapay zeka ve veri analitiği desteğiyle sahadaki ekipmanların uzaktan izlenmesine ve yönetilmesine imkan tanıyor. Arıza eğilimlerini henüz oluşmadan tespit ederek bakım ekiplerine proaktif müdahale şansı veren bu IoT uygulaması, plansız duruşları engelleyerek operasyonel süreçleri reaktif seviyeden öngörücü seviyeye taşıyor. Bu yapıyı tamamlayan ROBOGUIDE gibi gelişmiş simülasyon ve dijital ikiz çözümleri ise üretim hatlarının fiziksel kurulum öncesinde dijital ortamda birebir modellenmesini sağlıyor. Gerçek üretimi etkilemeden test edilen çevrim süreleri ve proses optimizasyonları, hem devreye alma sonrası duruş risklerini en aza indiriyor hem de işletmelerin operasyonel verimliliğini ve kârlılığını sürdürülebilir biçimde destekliyor. FANUC Türkiye'nin yaygın servis altyapısı ve yeni hizmet binasındaki eğitim alanları, yerli sistem entegratörlerinin uluslararası projelerde daha rekabetçi çözümler sunmasına olanak sunuyor. Yiğit, küresel FANUC standartlarıyla uyumlu projelendirme ve hızlı teknik desteğin Türk mühendislik firmalarının yurt dışı pazarlardaki tercih edilirliğini artırdığına dikkat çekiyor. Şirketin temel hedefi ise FANUC teknolojilerini kullanan Türk firmalarının yüksek katma değerli otomasyon çözümleri geliştirerek, Türkiye'yi bölgesel ve küresel ölçekte bir mühendislik ve teknoloji ihracat merkezi haline getirmesi olarak öne çıkıyor.

(FANUC Türkiye ve CIS Ülkeleri Genel Müdürü Teoman Alper Yiğit)
OMRON TÜRKİYE ÜLKE MÜDÜRÜ BENGİ PEKMEZOĞLU: SIFIR HATA HEDEFİ BİR İDEAL OLMAKTAN ÇIKIYOR
Omron, 'i-Automation!' yaklaşımıyla insan ve makine arasındaki iş birliğini en üst seviyeye taşıyarak üretimi entegre, akıllı ve interaktif bir yapıya dönüştürüyor. Endüstri 4.0'dan 5.0'a geçiş sürecinde bu stratejinin en kritik çıktısının, üretim hatlarının öğrenebilen ve kendi hatalarını düzeltebilen otonom yapılar haline gelmesi olduğunu belirten Omron Türkiye Ülke Müdürü Bengi Pekmezoğlu, Türkiye'deki tesislerde yapay zeka destekli görüntü işleme ve robotik yazılımlar sayesinde hatalara müdahalenin artık proaktif bir anlayışla gerçekleştirildiğini vurguluyor. Kalite sapmalarının henüz oluşmadan tespit edilebildiği bu sistemlerde, proses parametrelerinin otomatik optimize edilmesiyle 'sıfır hata' hedefinin ölçülebilir ve sürdürülebilir bir performans göstergesine dönüştüğünü ifade ediyor.
SÜRDÜRÜLEBİLİR, DİRENÇLİ VE REKABETÇİ ÜRETİM
Günümüz üretim ve intralojistik süreçlerinin dinamik ve uyarlanabilir yapılar gerektirdiğine dikkat çeken Pekmezoğlu, Omron'un otonom mobil robot (AMR) çözümlerinin üretim sahasındaki esneklik kavramını yeniden tanımladığını belirtiyor. Türkiye'de bu robotların değişken üretim hacimlerine hızla adapte olabildiğini ve dijital ikiz simülasyonları sayesinde tesislerin henüz yatırım aşamasındayken darboğazları öngörebildiğini dile getiren Pekmezoğlu, bu yaklaşımın sadece operasyonel verimlilik sağlamadığını, aynı zamanda yatırım geri dönüşünü hızlandıran bir karar destek mekanizması sunduğunu kaydediyor. Artan iş gücü maliyetleri ve değişken pazar talepleri karşısında AMR ve dijital ikiz çözümlerinin üretimi daha çevik, lojistiği ise daha akıllı hale getirdiği görülüyor. Endüstri 5.0 perspektifinde teknolojiyi değil, insanı merkeze alan bir vizyonla hareket ettiklerini söyleyen Pekmezoğlu, hedeflerinin üretimi daha sürdürülebilir, dirençli ve rekabetçi kılmak olduğunu ifade ediyor. Türkiye'de hayata geçirilen projelerin, robotik yazılımlar aracılığıyla üretim sürekliliğini artırırken insan hatasını en aza indirdiğini ve çalışanların katma değeri yüksek işlere odaklanmasına alan açtığını belirten Pekmezoğlu, bu dönüşümün işletmelere uzun vadeli bir rekabet gücü ve sürdürülebilir bir kar artışı sağlayacağını sözlerine ekliyor.

(Omron Türkiye Ülke Müdürü Bengi Pekmezoğlu)
TEZMAKSAN CEO'SU HAKAN AYDOĞDU: SİVAS'TAN DÜNYAYA İNSANSIZ TEKNOLOJİ İHRACATI
Tezmaksan, Sivas'taki 14 bin metrekarelik yeni üretim üssüyle sanayide dijital devrime liderlik ediyor. Tezmaksan CEO'su Hakan Aydoğdu, şirketin sadece makine üreten bir yapıdan robotik otomasyon, yazılım ve dijital altyapıyı birleştiren entegre bir ekosisteme dönüştüğünü açıklarken, Türkiye'de bir ilk olacak en az dokuz eksenli makine üretimi için çalışmaların hızlandığını müjdeliyor. Sivas'taki dev tesisin 'karanlık fabrika' vizyonunun merkezinde yer aldığını belirten Aydoğdu, odağın CubeBOX™ robotlu otomasyon sistemleri, esnek üretim sistemleri (FMS) ve otonom lojistik çözümleri (AMR/AGV) olduğunu vurguluyor. Küresel ölçekte kurulu robot sayısının dört milyonu aştığına dikkat çeken Aydoğdu, "Robotları sadece mekanik araçlar değil, veriden beslenen akıllı bileşenler olarak konumlandırıyoruz" açıklamasında bulunuyor.
KOD BİLGİSİ OLMADAN ROBOTİK YÖNETİM
Tezmaksan'ın teknolojik farkının temelinde yatan RoboCAM yazılımı, uzman bağımlılığını en aza indiren 'no-code/low-code' yapısıyla dikkat çekiyor. Aydoğdu, bu altyapının sunduğu avantajları şöyle detaylandırıyor: "RoboCAM; simülasyon, dijital ikiz ve performans izleme gibi Endüstri 4.0 bileşenlerini tek bir platformda sunarken, yapay zeka destekli görsel kontrol ve adaptif kavrama çalışmalarıyla CubeBOX™ ünitelerini kendi kendini optimize eden akıllı üretim birimlerine dönüştürüyor. Bu teknolojik hamle, özellikle küresel 'yetenek açığı' krizinin üretimi baskıladığı bir dönemde, uzman bağımlılığını teknolojiyle ikame ederek sanayicimize doğrudan rekabet avantajı sağlıyor." Dünya genelinde her 10 teknik pozisyondan dördünün boş kalacağını öngören küresel verilere değinen Aydoğdu, 2026 yılı hedeflerini şöyle özetliyor: "2026, Tezmaksan'ın dünya pazarına insansız teknoloji ihraç eden öncü marka konumunu perçinlediği bir yıl olacak. 9 eksenli makinelerin seri üretimiyle bu makineleri kendi otomasyon sistemlerimize tam entegre edeceğiz."
SANAYİDE 'YENİ NORMAL'
Aydoğdu, kalifiye CNC operatörü eksikliğinin küresel ekonomide milyarlarca dolarlık kayba yol açtığını ifade ederek, Tezmaksan Akademi ile bu açığı kapatmayı hedeflediklerini belirtiyor. Türkiye'nin yerli yazılım kabiliyeti ve esnek üretim kültürüyle stratejik bir sıçrama yapma potansiyeline sahip olduğunu söyleyen Aydoğdu, özellikle KOBİ'lerin otomasyona yönelmesinin Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki yerini güçlendireceğini ve sürdürülebilir bir kâr elde edilmesini sağlayacağını vurguluyor. "Küresel ölçekte robotik ve otomasyon endüstriyel rekabetin 'yeni normali' haline gelmiş olsa da dünya bu gelişimi ciddi bir insan kaynağı kriziyle birlikte karşılıyor" diyen Aydoğdu, Türkiye ve dünyadaki mevcut tabloyu şöyle yorumluyor: "Gardner Intelligence'ın raporları kalifiye CNC operatörü eksikliğinin, gelişmiş pazarlarda üretimi yüzde 1.1 oranında baskıladığını ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayıplara yol açtığını gösteriyor. Türkiye, robot yoğunluğu açısından henüz küresel ortalamanın gerisinde yer alsa da yerli yazılım kabiliyeti, güçlü sistem entegratörleri ve esnek üretim kültürüyle bu farkı kapatma potansiyeline sahip bir ülke. Önümüzdeki dönemde 5G altyapısının devreye girmesi ve yapay zeka destekli sistemlerin yaygınlaşmasıyla, özellikle KOBİ'lerin doğru teşviklerle otomasyona yönelmesi, Türkiye'nin küresel tedarik zincirinde stratejik bir sıçrama yapmasını sağlayacak."
(Tezmaksan CEO'su Hakan Aydoğdu)DORUK OTOMASYON CTO'SU CENGİZ ÖZDEN: YAPAY ZEKA İLE KENDİ KENDİNİ İYİLEŞTİREN İŞLETMELER
Türk sanayisinin dijital dönüşümünde 28 yıldır stratejik bir rol üstlenen Doruk Otomasyon, üretim teknolojilerindeki küresel iddiasını yapay zeka odaklı çözümleriyle güçlendiriyor. Doruk Otomasyon CTO'su Cengiz Özden, hedeflerinin sadece veri toplamak değil, işletmelerin kendi kendini iyileştirebildiği, sürdürülebilir ve kazandıran yapılar kurmak olduğunu vurguluyor. Özden, yeni nesil ProManage MES (Üretim Yönetim Sistemi) çözümünün verimlilik, kalite ve izlenebilirlik alanlarında bir yapı taşı olduğunu belirtiyor. Özellikle robotik sistemlerden gelen verilerin anlamlandırılmasına odaklandıklarını ifade eden Özden, sistemin öne çıkan özelliklerini şöyle aktarıyor: "Kullanıcılar, yapay zeka asistanı sayesinde karmaşık verilere doğal dilde soru sorarak saniyeler içinde erişebiliyor. Performans sapmalarını otomatik analiz ederek yöneticilere önceliklendirilmiş ve aksiyona dönüştürülebilir içgörüler sunuyor."
2026 HEDEFİ: KÜRESEL İLK ÜÇ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
ProManage'ın dünyadaki en iyi üç MES çözümünden biri olması için çalışmalarını şekillendirdiklerini kaydeden Özden, 2026 vizyonundan bahsediyor: "Enerji verimliliği, karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik konularına odaklanıyoruz. Insight Master'la üretim süreçlerini izleyerek yöneticilere net iyileştirme aksiyonları sunan yapılarımızı daha da güçlendiriyoruz." Robotik ve otomasyon yatırımlarında farkı yazılımın, yapay zekanın ve karar destek yetkinliğinin yarattığını belirten Özden, Insight Master ile yapay zeka destekli otomatik kontrol ve içgörü yetkinliği kazanan ProManage MES'in Gartner Magic Quadrant raporunda yer almasının, Türkiye'de geliştirilen teknolojilerin küresel başarısını kanıtladığını ifade ediyor. Özden, insanı merkeze alan ve yapay zeka desteğiyle kendi kendini iyileştiren işletmelerin sürdürülebilir bir kâr ve başarı elde edeceğine inandığını sözlerine ekliyor.

(Doruk Otomasyon CTO'su Cengiz Özden)
MCS OTOMASYON İŞ GELİŞTİRME MÜDÜRÜ YAĞMUR YILDIZ: VERİDEN DEĞERE UÇTAN UCA ÇÖZÜM
Endüstriyel otomasyon ve dijital dönüşüm alanında teknoloji geliştiren MCS Otomasyon, üretim süreçlerini dijitalleştiren uçtan uca projeleriyle sanayi tesislerinin operasyonel altyapısını güçlendiriyor. MSC Otomasyon İş Geliştirme Müdürü Yağmur Yıldız, odak noktalarının sahadaki otomasyon sistemlerinden elde edilen verileri anlamlı ve yönetilebilir hale getirmek olduğunu söylüyor. Bu vizyon doğrultusunda geliştirilen yerli CodeMaster Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu; üretim, bakım, kalite ve enerji süreçlerini tek bir çatı altında birleştirerek sahadan yönetime kadar verinin şeffaf şekilde izlenebilmesine olanak tanıyor. Gerçek zamanlı veri toplama ve analitik yetenekleri sayesinde operasyonel karar alma süreçlerini hızlandıran platform, modüler mimarisiyle farklı sektörlerin ve tesis ölçeklerinin ihtiyaçlarına uyum sağlayarak sanayi kuruluşlarının dijital olgunluk seviyesini sürdürülebilir biçimde ileri taşıyor.
ENERJİ MALİYETLERİNİ ANALİZ EDEN ÇÖZÜMLER
Saha seviyesindeki PLC ve SCADA sistemlerinden gelen verileri IT katmanıyla entegre eden şirket, üretim süreçlerinde uçtan uca görünürlük sağlayarak operasyonel mükemmelliği hedefliyor. Tesis genelindeki performansın, enerji tüketiminin ve ekipman durumunun anlık olarak izlenebilmesi, işletmelere ciddi bir maliyet avantajı sunuyor. Enerji maliyetlerini analiz eden çözümler tüketimi optimize ederken, karbon ayak izinin düşürülmesine de katkı sağlayarak küresel yeşil dönüşüm standartlarına uyumu hızlandırıyor. Kestirimci bakım ve süreç analitiği uygulamalarıyla plansız duruşların önüne geçilirken, üretim kayıpları ve fire oranları minimize edilerek işletmelerin rekabet gücü artırılıyor. Yapay zeka destekli üretim ve bakım analitiğini daha geniş kitlelere ulaştırmayı planlayan şirketin, veri temelli karar alma kültürünü sanayide yaygınlaştırmayı ve dijital olgunluk seviyesini ileri taşımayı hedeflediğini belirten Yıldız, CodeMaster platformunu bayilik ve iş ortaklığı modelleriyle ölçeklendirerek farklı coğrafyalardaki sanayi kuruluşlarına ulaşmayı ve uluslararası pazarlarda stratejik iş birlikleriyle küresel varlıklarını güçlendirmeyi planladıklarını açıklıyor. Türkiye'de otomasyon ve dijitalleşme farkındalığının belirgin şekilde arttığına dikkat çeken Yıldız, yükselen enerji maliyetleri ve rekabet baskısının firmaları daha akıllı üretim sistemlerine yönelttiğini vurguluyor. Yıldız sözlerini şöyle sonlandırıyor: "Global ölçekte otomasyon; yalnızca verimlilik artışı değil, aynı zamanda esneklik, sürdürülebilirlik ve hızlı karar alma yetkinliği sağlayan stratejik bir araç olarak konumlanıyor. Türkiye sanayisi, güçlü üretim altyapısı ve adaptasyon kabiliyeti sayesinde bu dönüşümü bütüncül dijital stratejilerle desteklediğinde, küresel pazarlarda kalıcı bir rekabet avantajına dönüştürebilir."

(MSC Otomasyon İş Geliştirme Müdürü Yağmur Yıldız)