KÜLTÜR&SANAT
03 Eylül 2021 12:47

Meral Erdoğan: Alın bu benim kalbim, ruhum

Kuşadası Belediyesi ile Kuşadası Altın Güvercin Kültür Sanat ve Tanıtım Vakfı (KUSAV) iş birliğinde hayata geçirilen Ada Modern Sanat Galerisi, açılış sergisi ile haziran ayından bu yana dev bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Ülkemizde ve dünyada kendilerini kanıtlamış Türk illüstratörlerin, bugüne kadarki en büyük buluşması olan ‘50 İllüstratör Bir Arada' sergisinin küratörü olarak öne çıkan isim Selin Atasoy...

Meral Erdoğan: Alın bu benim kalbim, ruhum

Fotoğraf / Mesude Bülbül

Kreatif Direktörümüz Meral Erdoğan'ın çalışmalarıyla ülkemizin başarılı 50 Türk İllüstratörü arasında yer alması ise bizler için büyük bir gurur. "Kadınların gözlerindeki ifade, kalbimin karanlık, hüzünlü tarafını yansıtıyor" diyen Erdoğan, bundan sonraki çalışmalarında doğum, ölüm, flora, fauna, uyku ve rüya konularına odaklanacak

* Sergiye dahil olan 50 Türk illüstratör arasında yer alıyorsun. Sana hangi çalışmaların aracılığıyla ulaştılar ve teklif süreci nasıl gerçekleşti?

10 Mayıs günü sergi koordinatörü Pınar Yüzbaşıgil'den bir sergi hakkında benimle görüşmek istediklerini belirten bir mesaj aldım ve o gece kendisiyle konuştuk. Bugüne kadar Türkiye'de yapılacak en geniş katılımlı illüstratörler sergisi olacağından ve 50 Türk illüstratör arasına seçildiğimden bahsediyordu. Sanırım yedi yaşındayken, ilkokulumda tanımadığım bir çocuğun yanıma gelip; "Sen çok farklı birisin" dediği an hissettiğim şeylere benzer bir duyguya kapıldım ve bu konuşmanın duygusu da benim için unutulmaz olacak. O gece, sergiye dahil olacak işler seçildi ve ertesi gün sergi için tüm hazırlığım tamamlanmıştı. Beni takip ettikleri, işlerime ulaştıkları kanal ise @malotti adlı Instagram hesabım. İlk davet mesajımı da oradan aldım. Aslına bakarsanız Instagram hesabım, profesyonel olarak yaptığım çalışmalarım değil, bağımsız ve düzensiz olarak anlık çalışmalarımı paylaştığım bir yer. İlgilerini çeken de bu çalışmalarım oldu.

* Bu sergide yer almak senin için ne anlam ifade ediyor?

Böyle bir sergide yer almak benim için her açıdan mutluluk verici. Pek üretken olamadığım uzunca bir dönemin ardından pandemi süreci başladı. Çoğumuzun pratik anlamda zorlandığı bir süreç oldu ve bu süreçten farklı kaygı ve endişelerle geçtik. Kendimle kalmayı becerebildiğim bu dönem, beni yeniden üretme konusunda uyandırıcı olsa da asıl harekete geçiren, bu sergi daveti oldu. Ada Modern Sanat Galerisi; Ada Modern Sanatlar Müzesi Projesi'nin ilk adımı olarak hayata geçti. Bu galerinin açılış sergisinde hayranlık duyduğum pek çok sanatçı arkadaşımla birlikte olmak kendi adıma onur verici. Bu gibi geniş çaplı ve uzun soluklu projelerle, son zamanlarda ülkemizde hak ettiği değeri görmeye başlayan illüstrasyon sanatı da diliyorum çok daha iyi bir yere taşınır. Küratörümüz Selin Atasoy'un; "Türkiye'nin dört bir yanındaki insanımız, özellikle çocuklar ve gençler; galerilerle, müzelerle tanışmalı ve sanat ulaşılabilir olmalı" yaklaşımı, öncelikle müzenin bulunduğu bölge halkının hayatına dokunacak... Çocuklar ve gençlerin kendilerini geliştirecekleri platformlar yaratacak olmaları fikri, umut ve mutluluk verici. Sanatın, büyük kentlerden küçük kent ve kasabalara taşınmasına şahit oluyoruz. Nasıl ki Bilbao'da Guggenheim, ülkemizde Baksı Müzesi, kentin kaderini kökten değiştirebilme gücüne sahip olduğunu kanıtladı, bu proje de kenti inanıyorum ki gerek sanat gerekse kültürel açıdan kenti prestijli bir konuma taşıyacak. Bir kentin, bu alanda gelişmişliği yerel yönetimlerin vizyon ve başarısıyla doğru orantılı. Benim kişisel tarihimde adının geçeceği kesin. Ancak umalım ki bir gün bu müze, Kuşadası'nın tarihini yeniden yazdıracak bir hikaye çıkarmayı başarır. Sanatın iyileştirici, dönüştürücü etkisine hepimizin ihtiyacı var.

* Sergide yer alan çalışmaların bize ne anlatıyor?

Sergide; 2011 yılına ait, üzerinde mesajların olduğu üç kadın portresi yer alıyor. Kelimeleri kullanmak, ifade şekli olarak öncelikli tercih ettiğim bir yol değil. Ancak o dönem; seçtiğim cümleler, çizdiğim kadınların yüzlerindeki ifade benimle ilk kez karşılaşacak insanlar için doğru bir karşılaşma-tanışma anı olacak diye düşünüyorum. Kadınların gözlerindeki ifade, kalbimin karanlık, hüzünlü tarafını yansıtıyor. Seçtiğim cümleler, bu hayatın bana hissettirdikleri ve aslında "alın bu benim kalbim, ruhum" diyorum.

* Sergi kapsamında ne gibi proje ve etkinlikler gerçekleştireceksiniz? Sonrasında neler olacak?

Sergiye yaz boyunca çeşitli etkinlikler eşlik ediyor. Canlı performans ve atölyeler başladı. Eylül ayı içerisinde ben de bir yetişkin ve bir çocuk atölyesi ile orada olmayı planlıyorum. Kendi yaşam-üretim pratiklerime yenilerini ekleyebildiğim, kendimi yeniden inşa ettiğimi düşündüğüm bir dönemde, bu birliktelikle bunları paylaşacak olmak benim için çok anlamlı. Serginin, ülkemizin pek çok noktasına taşınması gibi bir düşünce var. Yola çıkış prensibine uygun olarak ülkenin tüm uzak noktalarına ulaşıp insanların hayatına dokunması ve son olarak yolculuğunu İstanbul'da tamamlaması güzel olacak.

* Tasarım çizgini ve çalışma pratiklerini nasıl özetlersin?

Sadelik ve nesnelliği ön plana çıkaran minimalizmin peşindeyim. Uzun zamandır dijital illüstrasyonlar üretiyorum. Belirli bir türde üretmek, çalıştığın alandaki pratiklerini geliştirip konforlu bir alan sunsa da genellikle çalışmak için tercih ettiğim konular, kendi medium'unu kendi belirliyor. Bazen sadece fotoğraf çekmek yeterli olurken, başka bir çalışmada işin içine çok farklı malzemeler; kil, kurumuş çiçekler, tohumlar ya da taşlar dahil olabiliyor.

* Çalışmalarında odak noktan nedir? Sanat, doğa, üretkenlik üçgeninde bu kavramlara nasıl bir anlam yükleyerek ilerliyorsun? Vermek istediğin mesaj nedir?

Doğum, ölüm, flora, fauna, uyku ve rüya ilgimi çeken ve üzerinde çalışmak istediğim konular... Ölüm ve yaşam birbirinden ayrılmaz bir bütünken, özellikle çağımız ölümden kaçmaya, unutturmaya çalışan bir çağ. Oysa tüm tarih boyunca yaşamın kıymetini belirleyen her zaman ölüm olmuş. İnsan yok olacağını bildiği için üretmiş, doğurmuş, gelecek nesillere aktarmış. Yaşamı sürdürmek; ölüme doğru yol almak, ölümlü olduğunun farkında olmak. Bu farkındalık, yaşama anlamını veren yegane şey. Hayatım boyunca beni en çok korkutan, karşılaştığımda derinden sarsan şey, sevdiklerimin kaybı oldu. Şimdi yapmak istediğim şey ise bu hayatın sonluluğu ve sıradanlığını, bir kuştan ya da bir yapraktan çok farklı olmadığımızı doğanın aracılığı ile en zarif şekilde anlatabilmenin yollarını bulmak. Yitirdiklerimizin, yaşamımıza derin bir acının yanında sonsuz bir zenginlik de kattığını bu yaşımda öğrendim. Şimdi bunu bir çocuğa nasıl anlatabilirim, bunun üzerine çalışacağım. Bunu gerçekten anlayabildiğimizde insan olmanın tevazusuna sahip olabileceğimizi düşünüyorum.

EN ÇOK OKUNANLAR