KAPAK
01 Aralık 2021 14:17

Üretim ekonomisine odaklanma zamanı

80'li yıllarda yıllık 3 milyar dolar ihracat yapılan Türkiye'de; bugün bu rakam, iki günde gerçekleştiriliyor. 90'lı yıllarda yıllık 15 milyar dolar ihracat yapan bir ülkeyken günümüzde bu rakama, bir ayda rahatlıkla ulaşılıyor. Bugün pandeminin gölgesinde geçen ikinci yılın ardından geldiğimiz noktada, Türkiye yıllık ihracat hedefi olan 211 milyar doları, 215.7 milyar dolarla aşmayı başardı. Bu başarının ardında; yoğun bir taleple karşı karşıya kalmak, üretim ve ihracatı aksatmamak üzere alternatif çözümler üreterek güvenilir bir üretici olarak pazarlarda yer almak yatıyor. 2026'da 300 milyar dolar ihracat hedefleyen ülkemizin bu rakamlara ulaşabilmesinin yolu ise dijital dönüşüme ve otomasyona ağırlık vermekten geçiyor. Unutmamak gerekir ki ihracat, cari açığın cari fazlaya dönmesinde en önemli etken. Mal ve hizmet ihracatının zirveye çıktığı 2019'da Türkiye cari fazla vermişti.

Bu kapsamda Türkiye ihracat sektörünün 2022'de cari işlemler dengesi açısından olumlu bir havaya girmesi bekleniyor. İhracatçılarımız, Türkiye'yi dış ticaret fazlası veren bir ülke haline getirmek için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yerli ihracatçılarımızın yanı sıra uluslararası yatırımcılarımızı da unutmamak gerekir. Küresel tedarik zincirinde önemli konumları olan bu oyuncular genel ekonomik aktivite alanında önemli bir çarpan etkisi oluşturuyor.

Bu ortamda yaşanan kritik bir gelişme de Paris İklim Anlaşması'nın Türkiye'de yürürlüğe girmesi oldu. Hem anlaşma hem de Yeşil Mutabakat kapsamında 2030'a kadar sera gazı emisyonlarını 1990 yılına kıyasla yüzde 55 azaltma hedefine doğru yol alınması planlanıyor. Yeşil Mutabakat'a uyum, özellikle Avrupa Birliği ülkelerine ihracat gerçekleştiren firmaların rekabet gücünü artıracak başlıca unsur olacak.

Önümüzdeki dönemde katma değerli üretim ekonomisini, dijitalleşmeyi ve Yeşil Mutabakat'ı üretim ve ihracatta bir fırsat olarak gören firmalar kazançlı çıkacak.