ENERJİ
29 Haziran 2021 17:20

"Yeni dönem Türkiye'ye çok büyük fırsatlar getiriyor"

Yenilenebilir enerji kaynaklarına olan talebin giderek artmasıyla, fosil yakıtların ve özellikle petrolün bu yeni sistemdeki yeri de merak konusu oluyor. ''Bu dönüşümden en fazla etkilenecek ülke ve şirketler; petrol şirketleri ve petrolü ihraç eden ülkeler olacak'' diyen Kadir Has Üniversitesi Enerji ve Sürdürülebilir Kalkınma Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Volkan Ediger, geçiş sürecini ve öngörülerini Platin'e anlattı.

"Yeni dönem Türkiye'ye çok büyük fırsatlar getiriyor"

*Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş ile birlikte, dünyanın en önemli kaynaklarından olarak gösterilen fosil yakıtların modası geçiyor mu?

Tarih boyunca her zaman farklı enerji kaynakları kullanan insanlığın tükettiği enerji kaynakları zamanla değişir. Önceleri odun, sonra sanayi devrimi ile birlikte ilk fosil yakıt olan kömür kullanılmaya başlandı. Daha sonra ise petrol ve gaza geçildi. Bu geçişlerin hepsinin altında yatan temel dinamik; yeni enerji kaynağının eskiye göre daha iyi olması... Eğer, daha iyi bir kaynak ortaya çıkarsa insanlar eskisini terk edip yenisini kullanmaya başlarlar. İyi demek ise; ısıl değerinin daha yüksek olması, katıdan sıvıya sıvıdan gaza geçerek kullanımın daha pratik olması ve içinde hidrojen oranları arttığı için çevreye daha duyarlı olması anlamına geliyor. Yani, karbondioksit emisyonunun azalmasıdır. İşte, bu 3 temel nedenden ötürü; odundan kömüre, kömürden petrole, petrolden de gaza geçilmiştir. İçinde bulunduğumuz dönemde tamamen yenilenebilir ve sürdürülebilir yeşil enerji çağına geçiş yapmaktayız. Peki, neden fosil yakıtları terk ediyoruz da böyle bir dönüşüm yapıyoruz? Bunun temel nedeni, fosil yakıtları yaktığımız zaman karbondioksit çıkarıp havayı kirletmesidir. Bu, iklim değişikliğini ve çeşitli çevre sorunlarını ortaya çıkartıyor. İkinci neden ise fosil yakıtlar, yenilenemez kaynaklardır. Yani yerin altında, tarih boyunca milyonlarca yılda oluşmuş rezervleri vardır. Bunların yenilenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, kullandıkça tükenecektir. Üçüncü neden ise fosil akıt kullanım sisteminde jeopolitik dediğimiz kaynak savaşının hat safhaya gelmesi... Çünkü, fosil yakıtlar dünyada eşit şekilde dağılmamış, bazı ülkelere, genellikle de Arabistan yarımadasında ve az gelişmiş ülkelerde rezervleri bol iken; kalkınmış, dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bu yakıtlar çok az miktarda bulunmaktadır. Dolayısıyla, fosil yakıtları üreten ve tüketen ülkeler farklıdır. Bu transfer sırasında çok ciddi sorunlar yaşanıyor. İşte bu nedenle, artık fosil yakıtların zamanla ve son yapılan anlaşmaların etkisiyle kullanımı azalacak ve zaman içinde tamamen yüzde 100 yenilebilir enerjiye geçiş sağlanacak.

"GEÇİŞ YAKITI, DOĞALGAZ OLABİLİR"

* Ne kadar zaman içine yayılan ve hangi dinamikler doğrultusunda şekillenen bir geçiş öngörüyorsunuz?

Bu geçişin ne zaman olacağı ve süreci hakkında, uzmanların birbirinden farklı görüşleri bulunuyor. Geçmiş geçişlere bakarsak, bunların aşağı yukarı 60-70 yıl sürdüğü var sayılıyor. Bu yeni geçişin ise, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nin 'European Green Deal' yani Avrupa Yeşil Mutabakatı ve 'Green New Deal' denilen iki yeni program uygulamasında 2050 yılında emisyonların sıfırlanması hedefleniyor. Bu da, 2050 yılına kadar fosil yakıtların sıfırlanarak tamamen yerine yenilenebilirlerin geçmesi demek. Fakat, birçok uzman da bunun çok mümkün olmayacağını, dolayısıyla bu fosil yakıtlardan birinin, yenilenebilirlerle birlikte kullanılmaya devam edeceğini varsayıyor. Bu yakıt ise birçok nedenden ötürü, özellikle en temiz fosil yakıt olmasın nedeniyle doğalgazdır. Doğalgaza da bu nedenle geçiş yakıtı adı veriliyor. Bu geçiş tamamlanana kadar, fosil yakıtlardan kömür ve sonrasında petrol çok rahat bitebilir.

* OPEC gibi kuruluşların geçerliliği nedir? Önümüzdeki dönemde bu alanda ne gibi kuruluşların hayata geçirilmesiyle regülasyonun sağlanabileceğini düşünüyorsunuz?

OPEC, petrol ihraç eden ülkeler teşkilatı anlamına geliyor. Opec'in en güçlü olduğu yıllar, 1973-1979 yılları arasında ortaya çıkan petrol krizleri dönemidir. Fakat, 1986'dan sonra, Amerika'nın gayreti ile üreticiler değil, tüketici ülkeler piyasaya fiyat belirleme konusunda hakim olmaya başladı. Fiyatlar bir durağanlık arz etmeye başladı. Dolayısıyla, OPEC'in eskisi kadar önemi zaten kalmadı. Bu fiyatların yükseltilmesi ve düşürülmesi gibi konularda aldıkları kararlar da çok fazla uygulanmıyor. Eğer doğalgaz bir geçiş yakıtı olarak kullanılmaya devam ederse, yeni bir OPEC ortaya çıkacaktı. Buna GAS OPEC diyoruz. Bu örgüt kuruldu, bir tekel oluşturmaya çalıştılar. Ama, ciddi bir faaliyette bulunamadılar. Doğalgaz, geçiş fosil yakıtı olarak kullanılırsa, GAS OPEC'in önem kazanacağını ve normal OPEC'in yerine geçeceğini bekleyebiliriz.

"TÜKETTİĞİMİZ ENERJİNİN YÜZDE 84'Ü FOSİL YAKITLARDAN ELDE EDİLİYOR"

* Hangi yenilenebilir kaynaklar, üretimde ne kadar pay alacak? Türkiye'nin bu alandaki yatırımları artıyor. Ülkemizin, yenilenebilir enerji kaynaklarının gündeme gelmesiyle küresel siyasette yerinin nasıl şekilleneceğini öngörüyorsunuz?

Tükettiğimiz enerjinin yüzde 84'ü fosil yakıtlardan elde ediliyor. Bunun içinde yüzde 33'lük pay ile petrol, en üst sırada. İkinci sırada yüzde 27 ile kömür; üçüncü sırada yüzde 24 ile doğalgaz geliyor. Nükleerin payı yüzde 4, hidroelektriğin payı yüzde 6; modern yenilenebilir yani rüzgar, güneş, jeotermal gibi kaynakların payı sadece yüzde 5. Şimdi bu yüzde 5'lik payın yüzde 100'e ulaşması, diğerlerinin yüzde sıfıra inmesi çok zor bir olay. Bunların içinde dünyada en hızlı yükselenler; rüzgar ve güneş. İkisi de son yıllarda hızlı bir şekilde kurulu güçleri artıyor ve kullanım alanları arıyor.

Hedef; 2050 yılında yüzde 5'in, hidro dahil yüzde 11'in yüzde 100 ulaşması. Bu yeni dönem Türkiye'ye çok büyük fırsatlar getiriyor. Neden? Çünkü, eski dönemin fosil yakıtlarının rezervi ülkemizde yeteri kadar yok. Petrolümüzün birçoğunu, yani yüzde 5-6'sını üretiyoruz. Yüzde 95'e yakınını dışardan satın alıyoruz. Doğalgazın yalnızca 1-2'sini üretiyoruz. Nerdeyse tamamını dışardan satın alıyoruz.

Kömürün ise aşağı yukarı yarısını üretiyoruz. Yarısını dışardan alıyoruz. Bu mevcut sistemdeki yakıtlar zaten bizde yok. Öte yandan, Türkiye sahip olduğu yenilenebilir enerji potansiyeliyle bu geçişte çok avantajlı. Jeotermalde dünyada 4'üncü sıradayız. En hızlı artıran ülkelerdeniz. Rüzgar ve güneş enerjisinde son yıllarda yapılan ihalelerde dünyada kurulu gücünü en hızlı artıran ülkelerden birisi Türkiye. Çok olumlu adımlar atıyoruz.

Bu faaliyetlerin biraz daha koordineli bir şekilde, yerli imalata ağırlık verecek şekilde yani yenilenebilirin üretimi değil de yerli imalatının destekleneceği sistemlerle yapılmasında yarar var. Hem ilerisi için daha ekonomik olacak hem de Türkiye'nin bu geçişi daha hızlı olmasını sağlayacak.

EN ÇOK OKUNANLAR