EKONOMİ
13 Haziran 2021 15:08

Enerji sözlüğü

Enerji dünyası, yeni teknolojilerle geliştikçe sözlüğü de bir o kadar genişliyor. Gelin, anahtar kelimeler ile enerji sözlüğünü birlikte keşfedelim

Enerji sözlüğü

ALTERNATİF YAKITLAR:

Geleneksel olmayan ve gelişmiş yakıtlar olarak bilinen alternatif yakıtlar, geleneksel yakıtlar dışında yakıt olarak kullanılabilen malzemeler olarak karşımıza çıkıyor. Bazı iyi bilinen alternatif yakıtlar arasında biyodizel, biyo-alkol (metanol, etanol, bütan), atık kaynaklı yakıt, kimyasal olarak depolanan elektrik (piller ve yakıt hücreleri), hidrojen, fosil olmayan metan, fosil olmayan doğal gaz, bitkisel yağ, propan ve diğer biyokütle kaynakları bulunuyor.

ATIL VARLIKLAR (STRANDED ASSETS):

Beklenmedik veya zamansız değer kaybına uğrayan, defter değeri düşen ya da bilançonun pasif hanesine yazılan varlıklar olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle, bir varlık (örneğin; bir elektrik üretim santrali) beklenen ekonomik yaşam süresi dolmadan önce değerini kaybederse, atıl duruma düşen varlık haline gelir.

BİYOGAZ:

Biyogaz, organik maddenin oksijen yokluğunda parçalanmasıyla üretilen ve esas olarak metan ve karbondioksitten oluşan gazların karışımıdır. Tarımsal atık, gübre, belediye atığı, bitki materyali, kanalizasyon, yeşil atık veya gıda atığı gibi hammaddelerden üretilebilen biyogaz, yenilenebilir bir enerji kaynağıdır.

BİYOKÜTLE:

Yaşayan ya da yakın zamanda yaşamış canlılardan elde edilen fosilleşmemiş tüm biyolojik malzemenin genel adı olan biyokütle, bir enerji kaynağıdır ve endüstriyel anlamda biyolojik maddelerden yakıt elde edilmesi alanında kullanılıyor. Yaygın olarak, biyoyakıt elde etmek amacı ile yetiştirilen bitkiler ile lif, ısı ve kimyasal elde etmek üzere kullanılan hayvansal ve bitkisel ürünleri ifade eden biyokütle, bir yakıt olarak yakılabilen organik atıkları da kapsıyor. Öte yandan, fosilleşmiş ve coğrafi etkilerle değişikliğe uğramış, kömür, petrol gibi organik maddeleri içermez. Biyokütle elde etmek üzere, şeker kamışı, şeker pancarı, mısır, dallı darı, papatya, keten tohumu, ayçiçeği, kolza, soya fasulyesi gibi pek çok değişik bitki yetiştirilebilir. Petrol bağımlılığı azaltma ve küresel ısınma ile mücadelede yenilenebilir yakıtların artan önemi nedeniyle giderek büyüyen bir endüstriye dönüşüyor.

DALGA ENERJİSİ:

Genellikle, denizlerde ve okyanuslarda oluşan dalgaların yarattığı itme gücünden yararlanan yenilenebilir enerji kaynağıdır. Okyanus ve göllerdeki açık su yüzeyinde rüzgar estikçe dalgalar oluşur. Okyanus dalgaları muazzam enerji içerir. Amerika Birleşik Devletleri kıyılarındaki dalgaların teorik yıllık enerji potansiyelinin, 2019'da 2,64 trilyon kilovat saat veya ABD elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 64'üne eşdeğer olduğu tahmin ediliyor.

DÜŞÜK KARBONLU ENERJİ:

Düşük karbonlu enerji, geleneksel fosil yakıtlı enerji üretiminden önemli ölçüde daha düşük sera gazı emisyonları ile üretilen elektrik anlamına gelir. Enerjinin düşük karbonlu enerjiye geçişi, iklim değişikliğini sınırlamak için gereken en önemli eylemlerden biri...

EKOLOJİK AYAKİZİ:

Doğal sermaye üzerindeki insan talebini, yani insanları veya bir ekonomiyi desteklemek için gereken doğa miktarını ölçmek için öne sürülen bir yöntemdir. Kısacası, çevre üzerindeki insan etkisinin bir ölçüsüdür. Ayak izi ve biyolojik kapasite; bireysel, bölgesel, ulusal veya küresel ölçekte karşılaştırılabilir. Aynı zamanda okyanus tarafından absorbe edilemeyen karbondioksit emisyonlarını absorbe etmek için gereken orman alanını da içerir. Fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan karbon, yarım yüzyıldan fazla bir süredir insanlığın ekolojik ayak izinin baskın bileşenidir ve payı artmaya devam ediyor. Hem biyolojik kapasite hem de ekolojik ayak izi, küresel hektar (gha) adı verilen ortak bir birimde ifade edilir.

ELEKTROMANYETİK RADYASYON:

Pratik olarak modern toplumun kullandığı tüm yakıtlar - gaz, petrol ve kömür - milyonlarca yıl önce Güneş'ten elektromanyetik radyasyon olarak alınan depolanmış enerji biçimleridir. Sadece nükleer reaktörlerden gelen enerji Güneş'ten kaynaklanmamaktadır. Günlük yaşam yapay olarak üretilen elektromanyetik radyasyonla kaplıdır: Yiyecekler mikrodalga fırınlarda ısıtılır, uçaklar radar dalgaları tarafından yönlendirilir, televizyonlar yayın istasyonları tarafından iletilen elektromanyetik dalgaları alır ve ısıtıcılardan gelen kızılötesi dalgalar sıcaklık sağlar.

GELGİT ENERJİSİ:

Gelgitlerin yükselişi ve düşüşü sırasında okyanus sularının dalgalanmasıyla üretilen güç olan gelgit enerjisi, yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Gelgit enerjisi üretimi henüz başlangıç aşamasında olan bir uygulama. Şimdiye kadar üretilen güç miktarı azdır. Dünyada faaliyet gösteren çok az sayıda ticari büyüklükte gelgit santrali bulunuyor. İlki Fransa'nın La Rance şehrinde bulunuyor. En büyük tesis ise Güney Kore'deki Sihwa Gölü Gelgit Elektrik Santrali... Amerika Birleşik Devletleri'nde ise gelgit santrali bulunmuyor. Çin, Fransa, İngiltere, Kanada ve Rusya bu tür enerjiyi kullanmak için çok daha fazla potansiyele sahip.

GÜNEŞ ÇİFLİĞİ:

Güneş çiftlikleri, güneş enerjisini toplamak için güneş panelleri olarak adlandırılan fotovoltaik (PV) panellerin veya güneş enerjisini yoğunlaştırmak için güneş enerjisi sistemleri gibi diğer toplama araçlarının kullanıldığı büyük ölçekli güneş enerjisi kurulumları olarak öne çıkıyor. Konut ve ticari sistemlerin aksine, merkezi olmayan yapıdadırlar ve genellikle geniş alanlara monte edilmiş güneş panellerinden oluşurlar.

KARBON AYAKİZİ:

Karbon ayak izi, eylemlerimiz tarafından üretilen karbondioksit ve metan dahil toplam sera gazı miktarıdır. İki ana parçadan oluşur: Doğrudan (birincil) ayak izi ve dolaylı (ikincil) ayak izi... Birincil ayak izi, evsel enerji tüketimi ve ulaşım dahil olmak üzere fosil yakıtlarının yanmasından ortaya çıkan doğrudan karbondioksit emisyonlarının; ikincil ise kullandığımız ürünlerin tüm yaşam döngüsünden ortaya çıkan dolaylı karbondioksit emisyonlarının ölçüsüdür. Amerika Birleşik Devletleri'nde bir kişi için ortalama karbon ayak izi, dünyadaki en yüksek oranlardan biri olan 16 tondur. Küresel olarak bu oran, ortalama 4 tona yakındır.

KARBON VERGİSİ:

Karbon vergisi, karbon esaslı yakıtların (kömür, petrol, gaz) yakılmasını limitlendirmek için uygulanan bir vergidir. Üreticilerin veya firmaların çevreye saldıkları karbondioksit gazı miktarı başına vergiye tabi tutulmaları anlamına gelir. Daha da önemlisi karbon vergisi, yanması istikrarı bozan ve iklimimizi tahrip eden fosil yakıtların kullanımını azaltmak ve nihayetinde ortadan kaldırmak için temel politikadır. Halihazırda 40'ın üzerinde hükümet bir şekilde bir karbon vergisini kabul etti. Birleşik Krallık'ta karbon emisyonları, ton karbondioksit başına 18 sterlinlik karbon fiyatı tabanı sayesinde 1890'dan beri en düşük düzeyine geldi.

KARBON YAKALAMA VE DEPOLAMA:

Karbon tutma ve depolama; atık karbondioksiti yakalama, onu bir depolama alanına taşıma ve atmosfere girmeyeceği yerde biriktirme işlemine verilen isim. Burada amaç, ağır sanayiden atmosfere büyük miktarlarda karbondioksit salınımını önleyerek iklim değişikliği ile mücadele etmek... Karbondioksitin uzun vadeli depolanması ise nispeten yeni bir kavram.

RÜZGAR ÇİFTLİĞİ:

Rüzgar santrali olarak da adlandırılan rüzgar çiftliği veya rüzgar parkı, aynı yerde elektrik üretmek için kullanılan rüzgar türbinlerinin bir araya gelmesi ile oluşur. Karada veya denizde konumlandırılabilen rüzgar çiftliklerinin boyutları, az sayıda türbinden geniş bir alanı kaplayan birkaç yüz rüzgar türbinine kadar değişiklik gösterebilir.

YEŞİL ENERJİ:

Sera gazlarının atmosfere salınması gibi faktörlerle çevreye zarar vermeyen yeşil enerji; güneş ışığı, rüzgar ve su gibi doğal kaynaklardan üretilen herhangi bir enerji türüdür. Yenilenebilir enerji ve yeşil enerji arasında bazı farklılıklar bulunuyor. Örneğin, sürdürülebilir ormanlardan organik materyali yakan enerji üretimi yenilenebilir olabilir. Ancak, yanma sürecinin ürettiği karbondioksit nedeniyle mutlaka yeşil olması gerekmez. Ana kaynakları; rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve hidroelektrik gücüdür.

EN ÇOK OKUNANLAR