EKONOMİ
02 Mayıs 2021 14:55
AA

"Avrupa Yeşil Mutabakatı büyüme stratejisi olarak kurgulanmalı"

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ile başlayan değişim sürecini KOBİ'ler çerçevesinde değerlendirmek üzere "Avrupa Yeşil Mutabakatı ve KOBİ'ler" başlıklı bir rapor yayımladı.

"Avrupa Yeşil Mutabakatı büyüme stratejisi olarak kurgulanmalı"

TÜRKONFED'den yapılan açıklamaya göre, Avrupa'yı 2050 yılına kadar iklim nötr hale getirmek ve Avrupa Birliği (AB) ekonomisinin sürdürülebilir olmasını sağlamak amacıyla Avrupa Komisyonu tarafından 2 yıl önce yayımlanan Avrupa Yeşil Mutabakatı, iş dünyasını yakından ilgilendiriyor. En geç 2023 yılında uygulamaya geçilmesi planlanan Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKD) mekanizması nedeniyle işletmelerin bu dönüşüme adaptasyonu da büyük önem taşıyor.

TÜRKONFED Ekonomi Danışmanı Doç. Dr. Nazlı Karamollaoğlu tarafından hazırlanan raporda, KOBİ'lerin yeşil büyüme kapsamındaki rolleri, karşılaştıkları engel ve fırsatlar değerlendirilirken, Sınırda Karbon Düzenlemesi'nin KOBİ'ler üzerindeki potansiyel etkileri de hesaplandı.

Raporda ayrıca, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında uygulamaya alınacak politikalar perspektifinden KOBİ'lerin kaynak verimliliği ve dijitalleşme gibi alanları değerlendirilirken, Türkiye ve diğer OECD ülkeleri arasındaki karşılaştırmalara da yer verildi.

- "Yeşil dönüşümüne yönelik politikalar, destek ve teşviklerle ele alınmalı"

Açıklamada görüşlerine yer verilen TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın bir büyüme stratejisi olarak kurgulanması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bunu yaparken de KOBİ'lerin mevcut kırılganlıkları düşünülmeli ve gerekli politikalar; yüksek teknoloji, yüksek verimlilik ve yüksek katma değeri hedefleyen bir amaç doğrultusunda oluşturulmalıdır. Tıpkı dijital dönüşüm gibi ekonomimizin ve KOBİ'lerimizin rekabetçiliğinde kaldıraç etkisi yaratacak Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecinde de döngüsel ekonomi, Sınırda Karbon Düzenlemesi ve Paris İklim Anlaşması kapsamında bir an önce harekete geçmeliyiz. Özellikle ülke olarak imzaladığımız Paris İklim Anlaşması'nın uygulamaya geçmesi ile birlikte AB'nin dijital ve yeşil dönüşüm fonlarından ekonomimiz adına yararlanma fırsatı doğacaktır."

KOBİ'lerin yeşil dönüşüm yolculuğuna rehberlik edecek politikaların, süreci hızlandıracak destek ve teşvikler ile birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Turan, "Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın AB-Türkiye arasındaki Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecinde KOBİ'ler perspektifi ile ele alınması da en doğru ve kapsamlı çözüm alanı olarak görünüyor. Türkiye'nin oyunun dışında kalmaması için iş dünyasının yaratacağı farkındalık ve liderlik de büyük önem arz ediyor." ifadelerini kullandı.

- KOBİ'ler Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecinde kilit rol oynayacak

TÜRKONFED'in "Avrupa Yeşil Mutabakatı ve KOBİ'ler" raporunda, Türkiye'nin, AB'nin en büyük ihracat pazarı ve ithalat sağlayıcısı olduğu belirtilerek, toplam cironun 50,4'ünü, istihdamın yüzde 72,4'ünü sağlayan, toplam ihracatın yüzde 37'sini oluşturan KOBİ'lerin, bu dönüşümde kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Sürece uyum sağlandığı takdirde Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın işletmeler için bir engel değil, tam aksine fırsat olduğu vurgulanan raporda, işletmelerin Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında uygulanacak politikalardan haberdar olmasının önemine işaret edildi.

Sınırda Karbon Düzenlemesi ile maruz kalınacak vergi ve ek maliyetlerin gelecek dönemde özellikle büyük ölçekli firmalar için önemli bir maliyet unsuru olabileceği belirtilen raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Toplam satışları içindeki ihracat payının büyük şirketlere kıyasla daha az olması nedeniyle KOBİ'ler ilk etapta Sınırda Karbon Düzenlemesi'nin oluşturduğu maliyet unsurlarından sınırlı etkilenecek. Ancak tedarik zincirinin en önemli parçası olan KOBİ'ler, Sınırda Karbon Düzenlemesi kapsamındaki düzenlemeleri yapmadıkları takdirde büyük şirketlerin tedarik zincirinden çıkma riskiyle karşı karşıya kalacak. Bu nedenle düzenlemeye uyum sağlayamayan KOBİ'lerin Sınırda Karbon Düzenlemesi'nden dolaylı olarak etkilenmesi öngörülüyor. Düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde gerekli uygulamaları benimseyen KOBİ'ler ise bu dönüşümün katalizörü olma konusunda potansiyel oluşturuyor."

- KOBİ'ler yeşil ekonomiyle maliyet avantajı elde ediyor

Raporda, KOBİ'lerin yeşil ekonomiye geçiş sürecinde karşılaştıkları fırsatlara ve önlerindeki engellere de yer verildi. Raporda, kaynak verimliliği kanalıyla kazanılan maliyet avantajı, yeni pazarlara erişim fırsatları ve eko-inovasyonun, KOBİ'lerin bu süreçte elde edebilecekleri fırsatlar olarak sıralandığı bildirildi.

Yeşil ekonomiye geçişte karşılaşılan en önemli engellerin belirsizlik (talep, getiri, düzenleme), finansal kaynakların yetersizliği, farkındalık ve iş gücü eksikliği olduğu vurgulanan raporda, 2018 yılında Eurostat tarafından yayımlanan Flash Eurobarometer anketine işaret edildi. Raporda, KOBİ'lerin yüzde 40'ının kaynak verimliliğini artırma konusunda hiçbir yatırım yapmadığının gözlendiği, yüzde 29'unun ise cirosunun yüzde 5'inden az bir kısmını kaynak verimliliğine ayırdığı belirtildi.

Yeşil dönüşüm sürecinde KOBİ'lerin önünde engel teşkil etme ihtimali bulunan bir diğer konunun ise Paris İklim Anlaşması olduğuna dikkati çekilen raporda, Türkiye'nin, Paris Anlaşması'nı imzalamış olmasına rağmen statüsüne ilişkin belirsizlik nedeniyle onaylamadığı, bu durumun Türkiye'nin gelecek dönemde iklim finansmanı kaynaklarına erişimine yönelik risk oluşturduğu kaydedildi. Raporda, çevre politikalarında KOBİ ve yeşil büyümeye ilişkin hedefler sunulmakla birlikte bunların KOBİ'lerde uygulanmasına yönelik politikaların sınırlı olduğu da aktarıldı.

- Yeni Sanayi Stratejisi'nde dijitalleşme ve yeşil ekonomi "ikiz hedef"

TÜRKONFED raporunda, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında sunulan Yeni Sanayi Stratejisi'nde, dijitalleşme ve yeşil ekonominin "ikiz hedef" olarak benimsendiği bildirildi. Yeni Sanayi Stratejisi'ne paralel olarak, sürdürülebilir ve dijital bir Avrupa hedefine ulaşma hedefi doğrultusunda geçen yıl açıklanan AB KOBİ Stratejisi'ne değinilen raporda, Türkiye, diğer OECD ülkeleri ile karşılaştırıldı.

2010 ila 2018 yılları arasında tüm OECD ülkeleri arasında en yüksek sera gazı artışı kaydeden ülkenin Türkiye olduğu belirtilen raporda, yenilenebilir enerji üretiminde kapasite artışının olumlu olmakla birlikte enerji ihtiyacının artması nedeniyle toplam enerji kaynakları içindeki yenilenebilir enerji payında önemli bir artış gözlenmediği, iklim mücadelesi kapsamında kömürün enerji arzındaki payının düşürülmesi ve halen birçok AB ülkesinde de devam eden fosil yakıt teşviklerine ilişkin uygulamaların sona erdirilmesinin önem taşıdığı kaydedildi.

EN ÇOK OKUNANLAR