Sanat ve teknoloji arasındaki ilişki tarih boyunca her zaman dinamik ve dönüşümsel olmuştur. İlk sanat eserleri, mağara duvarlarına kök boyalarla yapılan resimlerden oluşurken, zamanla yağlı boyalar bu geleneğin yerini aldı. Heykel sanatında mermer gibi doğal malzemelerin yerini, daha kolay şekil verilebilen madenler aldı. Elektrikli aletlerin heykel yapımında kullanılmaya başlaması, sanatçıların üretim süreçlerini hızlandırdı ve çeşitlendirdi. Ancak, bu değişimlerin hiçbiri sanatçının fikrinin önüne geçmedi. Peki, bu durumda soru şu: Sanat eserini gerçekten yaratan şey nedir? Kullanılan araç mı yoksa sanatçının fikri mi?
ARAÇLAR SANATI NASIL ŞEKİLLENDİRİR?
Sanatçılar tarih boyunca teknolojik yeniliklerden faydalandı. Örneğin, daktilonun yazarların yazma sürecini hızlandırdığı veya müzisyenlerin pena kullanarak farklı tınılar elde ettiği gibi, teknoloji sanata hizmet eden bir araç oldu. Bu bağlamda yapay zeka da diğer tüm araçlar gibi sanatçının yaratıcılığını kolaylaştıran bir araç olarak değerlendirilmelidir. Yapay zeka, bir ressamın fırçası ya da bir heykeltıraşın çekici gibi düşünülebilir. Sanatçının fikri, kullanılan araçtan her zaman daha önemlidir. Çünkü sanatın özü, bir fikri nasıl ifade ettiğinizde saklıdır.
YAPAY ZEKA SANATI DEĞİŞTİRİYOR MU?
Birçok kişi, yapay zekanın sanat dünyasında devrim yaratacağını öne sürüyor. Ancak bu devrim, sanatı ortadan kaldırmaktan çok sanatçının ifade biçimlerini genişleten bir etki yaratıyor. Tıpkı geçmişte fotoğraf makinesinin resim sanatını dönüştürmesi gibi, yapay zekâ da sanatçılara yeni yollar sunuyor. Belki bilirsiniz, fotoğraf makinası çıktığında artık ressamlara ihtiyaç yok demişti birçok insan ve sonra "O zaman biz de fotoğraf makinasının çekemeyeceği şeyleri çizeriz" diyen ressamlar, sürrealizm akımını başlattı. Ancak yine aynı soru karşımıza çıkıyor: Sanatı teknoloji mi yoksa sanatçının fikri mi tanımlar?
SANATÇININ İMGE YARATMA SÜRECİNDEKİ ROLÜ UNUTULMAMALI
Sanat tarihi, teknolojinin sanat üzerindeki etkilerinin sayısız örneğiyle doludur. Ancak her seferinde sanatın özü, sanatçının fikri ve mesajı olmuştur. Yapay zeka da bu bağlamda sanatçılar için güçlü bir araçtır. Önemli olan, bu aracın nasıl kullanıldığı ve ortaya çıkan eserin hangi fikri ifade ettiğidir. Dijital görseller ve dijital sanat arasındaki ayrımı vurgularken, sanatçının imge yaratma sürecindeki rolünü unutmamalıyız. Çünkü yapay zeka, sevgilisinden ayrıldığı için kötü bir gün geçiremez ya da sevdiği birini kaybettiğinde yas tutamaz, ona umut veren bir şey olduğunda gözleri dolup ağlayamaz, bir tanrıya inanamaz ya da sanatın onu kurtaracağını umut edemez.
(Dijital Sanat Üreticisi ve Sanat Tarihçi Hakan Yılmaz)